Gebelik Depresyonu

Depresif duygudurum, hayata karşı ilginizi azaltabilir, zevk alabilme konusunda yeteneklerinizi yok eder. Bunun sonucunda uykusuz, yorgun, iştahsız, değersiz ve suçlu hissedebilir, kendinizi intihar düşünceleri içinde bulabilirsiniz. Depresyon; yaygınlığı ve tekrarlama sıklığı bir yana, kişiyi intihara sürükleyebilecek bir etkiye sahip olmasıyla da ciddi ruhsal rahatsızlıklar arasında görülmektedir. Aşırı üzüntü, günlük hayattan kopmanıza yol açtığı gibi karşılıklı bir şekilde, kişisel ve sosyal dünyaya olan ilginin azalması da mutsuzluğa sebep olmaktadır.

Başetme kabiliyetleri, toplum yapısı ve geleneksel cinsiyet rolleri itibariyle kadınlar erkeklere nazaran daha fazla depresyon belirtisi gösterirler. Biyolojik ve psikososyal değişimlerin yaşandığı gebelik süresinde ise, hamileliğin bir stres kaynağına dönüşme riski bulunmaktadır. Gebelik depresyonu; gebe olan anneye ve karındaki bebeğe kısa dönemlerde veya uzun vadede ciddi zararlar verebilir. Depresyon belirtileri, hamilelik şikayetleriyle benzerlik gösterdiğinden dolayı fark edilmesi güçtür. Gebelik depresyonu yaşayan danışanların, postpartum(lohusalık-hamilelik sonrası) depresyonu geçirme olasılığının 6 kat arttığı bilinmesine rağmen, postpartum depresyonuna göre gebelik depresyonu üzerinde çok az çalışma yapılmıştır.

Ancak kendisini kötü, çökkün, yalnız vb. hisseden gebe için bir olumlu haber ise destek alınarak gebelikteki depresyon rahatsızlığının aşılabileceğidir.

Zaman zaman kişiler kendisini daha düşük enerjide hissedebilir, ancak burada depresyon durumu kişinin yaşamındaki işlevselliği bozulmaya başladıkça söz konusudur.

Gebelik depresyonu farklı kültürler için farklı oranlarda görülmesine rağmen genel itibariyle %17’den %35’e kadar değişen bir yaygınlığı vardır. Bu oran, postpartum döneminde ve gebe olmayan kadınlardaki kadar yoğundur. Buna rağmen gebelerin %86’sı herhangi bir tedavi almamaktadır. Bu noktada gebelerin ne yaşadıklarını anlamaları önemlidir ve bunu fark edip bir psikologtan destek almak adına başvuruda bulunmaları gerekmektedir. Ancak hamile olan birey fark edemiyor ise ve işlevselliği bozuluyorsa; burada sosyal destek önemlidir. Çünkü çevredekiler de gebelikte depresyon bilgisine sahip olurlar ise doğru yönlendirme yapabilirler yani depresyon sorunu yaşayan gebeyi bir uzmana gitmesi adına destekleyebilirler.

İlk 3 ay ve son 3 ayda gebelik depresyonu daha yoğun yaşanabilir. Plansız gebelik, düşük gelir ve eğitim düzeyi gebelerin ilk 3 ay depresif duygular göstermesine sebep olmaktadır.

İlk 3 ay için, uyku ve iştah bozukluğu, duygulanım ve anksiyete durumlarında düzensizlik, bitkinlik, libido(cinsel enerji) kaybı, konsantrasyon problemleri gebelik depresyonunun belirtileri olabilir. Bunlara ek olarak son 3 ay doğumla ilgili kaygılar da ortaya çıkabilir. Bulantı, mide ağrısı, sık nefes alma, baş ağrısı gibi şikayetler hamilelikte yaşanan sorunlarla benzerlik gösterdiği gibi, değersizlik, suçluluk, ilgi kaybı, zevk yitimi gibi şikayetler de depresyonla ortak belirtilerdir.

Gebelik depresyonunun ortaya çıkması için genetik, psikolojik, çevresel, sosyal, biyolojik ve hormonal birçok sebep bulunabilir. İlk ebeveyn olma stresi, hamilelik sırasında kilo alma ve doğum korkusu gibi etkenlerin yanında gebenin geçmişinde travma yaşaması veya şiddet görmesi de depresyona zemin hazırlayabilir.

Sosyal destek, gebelik depresyonunun ortaya çıkmasında ve engellenmesinde belki de en önemli etkendir. Evlilik süresinin uzun ve eş desteğinin fazla olduğu hamileliklerde depresyon belirtileri azalmaktadır. Benzer şekilde, geniş ailede yaşayan gebeler çekirdek aileye göre daha az kaygı duymaktalar.

Depresyon dolayısıyla salgılanan hormonlar, nedeni ile; kendiliğinden düşük, doğum öncesi kanamalar, düşük apgar skoru, yoğun bakım gerektiren bebek doğurma, kendiliğinden erken doğum, düşük ağırlıkta bebek doğurma gibi sorunlar ortaya çıkabilir.

Depresyona bağlı sigara alkol ve kokain kullanımını da gebeye ve fetüse(karındaki bebeğe) ciddi zararlar verir. Gebelik depresyonu uzun vadede , çocuğun anneye bağlanmasında sorunların oluşmasına, büyümede gerilik, motor ve dil gelişiminde gecikme, duygusal gelişimde bozukluk ve davranış problemleri ortaya çıkarabilir.

Gebelik depresyonunun tedavisi için en önemli adım riskli grubun belirlenmesidir. Ebe, hemşire ve hekimlerin ortak çalışmasıyla gerekli yönlendirmeler yapılmalıdır.

Hafif ve orta düzey depresyonlar için en uygun tedavini bir psikologtan psikoterapi desteği almaktır. Terapide, gebenin kişilerarası problemlerini farketmesi ve bunları ortadan kaldırmak için gereken sosyal becerileri kazanması için çaba sarfederek gebenin depresif belirtilerini azaltmayı amaçlamaktadır. Bilişsel davranışçı terapi ise anskiyeteyi azaltan terapi stratejileri, bilişsel yeniden yapılandırma ve yeni davranışlar öğrenme stratejileri kullanarak gebenin mutluluk durumunu arttırmaya, olumsuz duygu ve düşüncelerin yerine işlevsel olanlarıyla değiştirmeyi hedeflemektedir.

Son dönemlerde psikoterapi ile birlikte alternatif yollar da denenmektedir. Hamileler için özel hazırlanmış yoga ve meditasyon teknikleri, masaj, egzersiz ve doğru beslenme depresif duyguların azalmasında yardımcı roller üstlenebilirler.

Uzman Klinik Psikolog Fundem Ece Kaykaç

1 Yorum

  • Posted 4 October 2017

    admin

    çalışmalarınız için teşekkür ederiz

Yorum Yaz