Bebek İsimleri

Erkek Bebek İsimleri

Abbas: Aslan, kahraman
Abdi: İtaat eden
Abdulaziz: İzzet, kudret, şeref sahibi Allah’ın kulu
Abdulbaki: Ezelden ebede varolan Allah’ın kulu
Abdulhamit: Hamd olunan Allah’ın kulu
Abdulkerim: Çok cömert olan Allah’ın kulu
Abdullah: Allah’ın kulu
Abdurrahman: Rahmet sahibi Allah’ın kulu
Abidin: İmanlı, inançlı, çok ibadet eden.
Abuzer: Altın suyu, altın suyu gibi parlak
Acahan: Amca, saygıdeğer, büyük
Acar: Cesur, becerikli
Aclan: Hızlı, aceleci
Adal: Nam kazan, ün al
Adem: Allah’ın yarattığı ilk insan
Adıvar: Adı yok değil adsız değil, adlandırılmış
Adil: Doğruluk gösteren-adaletli davranan
Adnan: Cennette ölümsüzlüğe kavuşan
Affan: Haramdan uzak olan
Afşar: Eli çabuk, çabuk iş gören, oğuz han’ın oğullarından birinin adı, türkmenlerin bir boyunun adı
Afşin: Tuğrul bey ve alpaslan döneminde anadolu’nun ele geçirilmesinde yeri olan ünlü türk komutanı, savaşlarda kullanılan, giysi, kargı.silah, zırh
Agah: Bilgili, uyanık
Ağa: Büyük kardeş, ağabey, köy ve kasabalarda büyük toprak sahibi olan varlıklı kimse, eski türklerde kimi örgütlerin başında bulunanlara verilen san
Ağan: Geceleri gökte, ara sıra, hızla akıp gittiği görülen ışıklı nokta, göktaşı, akanyıldız
Ağaner: Akanyıldız gibi güzel er, akaner
Ağca: Rengi beyaza yakın, beyazca akça,
Ahmed: Çok övülmüş, Methedilmiş, Hz. Muhammed’in isimlerinden biri ‘Türk dili kurallarında d harfi t olarak kullanılır.’
Ahmet: Övülmüş, Methedilmiş
Akad: Doğruluğuyla tanınmış, dürüst
Akalın: Temiz alın, açık alın, ak alın
Akalp: Ak yiğit, ak er, temiz yiğit
Akanay: Akıp giden ay
Akaner: Akıp giden yiğit
Akar: ‘akmak’ eylemini yapar
Akarsu: Dere çay, ırmak gibi akıp giden suların genel adı
Akartuna: Akıp giden tuna irmağı
Akartürk: Su gibi akıcı türk
Akasoy: Ağa soylu, soyunda ağalık bulunan kimse ağa soyu
Akat: Bkz. Akad
Akatay: Temiz ve herkesçe bilinen kimse
Akay: Parlak ay, aydınlık, ışık ay, dolunay adam, erkek, kuzey türklerinde erkek çocuklarından büyüğe verieln ad, ağa
Akaydın: Temiz ve aydınlık, ak aydınlık
Akbatu: Temiz ve güçlü
Akbatur: Namuslu ve yiğit
Akbay: Namuslu ve varsıl, mısır türk kölemenlerinden bir kişi
Akbayar: Namuslu, temiz ve yüce
Akbeğ: Namuslu ve varsıl, akbay, ak bey
Akbek: Namuslu ve varsıl, akbay, ak bey, ak beğ
Akbel: Ak, beyaz, ile ‘bir dağın iki tepesi arasında geçit veren çukurca yer anlamına gelen ‘bel’ sözcüğünden oluşan bir ad
Akbilge: Lekesiz ve bilge, temiz bilge
Akbora: Ak yel, ak fırtına
Akbudak: Ak renkli budak
Akbulut: Beyaz bulut, pamuk bulut
Akburç: Ak renkli ak renkli kale burcu
Akburçak: Bir metre boyu olabilen bir burçak türü
Akcan: Temiz can
Akça: Oldukça ak renkli, beyaza yakın, beyazca
Akçakaya: Oldukça ak renkli kaya, beyazca kaya
Akçakıl: Ak renkte küçük taş, akarsu kıyılarındaki ak renkli küçük taş
Akçal: Ak renge yakın, beyaza yakın beyaza çalan
Akçalı: Beyaz çalı, paraya bağlı, para ile ilgili, parası olan zengin
Akçasu: Ak su, duru su
Akçay: Duru çay, ak su
Akçayel: Anadolu’nun kimi yerinde kuzeyden, kimi yerinde de kuzey batıdan esen yel
Akçıl: Beyaza yakın, beyazı çok, içinde ak renk bulunan, kırçıl
Akçınar: Bir çınar türü
Akçit: Ak güneş, aydınlık yüz, ışıklı yüz
Akdağ: Anadolu’nun kimi yerlerindeki dağların adı, ak renkli dağ
Akdal: Beyaz dal
Akdamar: Beyaz damar, akan damar
Akdemir: Döğme demir
Akdeniz: Ülkemizin güneyindeki deniz
Akdik: Ak renkte ve dik
Akdiken: Gövemeriği ya da geyik dikeni de denilen bir bitki alıç
Akdoğan: Kıvrık ve kısa gagalı, yırtıcı bir kuş
Akdoğdu: (beyaz tenli doğan bebeğe verilir) ak tenli doğan kimse
Akdoğmuş: Akça pakça doğmuş, beyaz tenli doğmuş
Akdoğu :Beyaz şafak, ak ışıklı doğu
Akdora: Ak renkte dağ tepesi, ak doruk
Akdoruk: Beyaz renkte, ağaçsız dağ tepesi
Akduman: Beyaz duman
Akdur: Ak ve dur, akıp git ve dur, akıp dur, sürekli olarak ak
Akel: Eli temiz, güvenilir
Aker: Namuslu yiğit
Akersan: Yiğit sanlı
Akersoy: Namuslu ve yiğit soylu
Akgiray: Temiz ve yaraşır
Akgüç: Namuslu ve güçlü
Akgün: Aydınlık gün, mutlu gün
Akgündüz: Aydınlık gündüz
Akgüner: Aydınlık sabah vakti
Akgüngör: Aydınlık günler gör
Akhan: Ak soylu han
Akhun: Güney Hun Devleti
Akıman: Eli açık, yiğit, yiğit kimse
Akın: Güçlüklerden yılmayan
Akınalp: Akın yiğidi
Akıner: Ekın eri, akın yapan er
Akıneri: Akın yapan yiğit, akıncı yiğit
Akıntan: Tan vakti,, tanyeri ağarırkenyapılan akın
Akif: İbadet eden
Akkor: Işık saçan aklığa varıncaya değin ısıtılmış olan, beyaz kor, beyaz ateş
Akköz: Ak renkte göz, ak kor
Akman: Lekesiz, temiz kimse, temiz ak, güzel, ak alımlı
Akmaner: Lekesiz yiğit, ak alınlı kimse
Akmeriç: ‘ak gibi meriç’ duru sulu meriç
Akna: Kanaatkar
Aköz: Özü ak, temiz,
Akpolat: Ak çelik, manas destanı’nda geçen bir ad
Aksal: ‘birçok kalın direğin ya yana bağlanmasıyla yapılan, düz ve korkuluksuz deniz ya da ırmak taşıtı’ demek olan ‘sal’ ile ‘ak’tan oluşmuş bir ad
Aksan: Temiz, lekesiz ün
Aksay: Ak renkte yassı ta, boz renkli kayalık yer
Aksel: Beyaz sel
Aksın: Akıp gitsin, aksın gitsin, doğrusun temizsin
Aksoy: Temiz soy, lekesiz soy
Aksu: Kayalardan sızan tatlı ve duru su, anadolu’da birçok akarsu ve yer adı
Aksungur: Atmacaya benzeyen bir kuş, akdoğan
Akşın: Teni ve kılları ak renkli kimse
Akşit: Işıklı yüz, aydınlık yüz, güneş, gün yüzlü, kutlu, uğurlu
Aktaç: Gelin tacı
Aktan: Aydınlık sabah vakti, avlu, evin önündeki açıklık
Aktaş: Beyaz taş, kireçtaşı
Aktay: Beyaz tay; toktamış han’ın başkomutanı, kırgızlardan bir boyun atası
Aktekin: Ak şehzade
Aktimur: Dövme demir, akdemir
Aktolga: Ak kargı
Aktuğ: beyaz tuğ
Aktuna: Duru tuna, berrak tuna
Aktün: Aydınlık gece, ışıklı gece
Akün: İyi ad, temiz ad, temiz ün
Akünal: Temiz ün sahibi ol
Akyel: Güneyden esen yel, lodos, (kimi yerde) doğudan esen yel, (kimi yerlerde) kuzeyden esen yel, poyraz
Alaaddin: Din uğruna çalışan
Alanay: Alanları aydınlatan ay
Alaner: Alan eri, meydan yiğidi
Alangu: Altın geyik
Alatan: Güneş’in doğuşundan önceki vakit
Alaz: Yanan ve ışık veren nesnelerin türlü biçimlerde de uzanan dili, yalaz, yalım alev
Algan: Ele geçiren, alan, kentleri, ülkeleri ele geçiren
Algın: Sevdalı, tutkun, vurgun, aşık, güçlü, dolgun, keskin, iyi, güzel algün kızıl gün, al renkli güneş, kızıl güneş
Alhan: Al renkli prens
Ali: Yüce, ulu
Alican: Candan, cana yakın
Alihan: Ali ve Han
Alişan: Şanı şerefi en yüksek olan
Alkan: Kızıl kan
Alkım: Yağmur sonu gökte beliren renkli görüntü, gökkuşağı
Alkın: Korkusuz, yiğit, kızıl kın
Alkor: Kıpkırmızı ateş, kızıl köz
Alkun: El gün, herkes
Alp: Yiğitler yiğidiyiğit, kahraman, bahadır, yürekli, babayiğit
Alpagu: Tek başına düşmana saldıran yiğit
Alpağan: Yiğit
Alpar: Yiğit, kahraman, yiğit er, alp er, yiğit kişi
Alparslan: Yiğit arslan, kahraman aslan
Alpartur: Kendine güveni olan yiğit
Alpaslan: Arslan gibi cesur, yiğit savaşçı beyi
Alpay: Yiğit ay, yiğit ve ay gibi güzel
Alpaydın: Yiğit ve aydınlık, yiğit ve bilgili yiğit ve aydın
Alpçetin: Yiğit ve çetin kişi
Alpdemir: Yiğit ve demir gibi
Alpdoğan: Yiğit ve doğan kuşu gibi, yiğit ve yırtıcı, yiğit doğmuş olan, yiğit doğan
Alper: Cesur, yiğit
Alperen: Yiğit ve ermiş kişi
Alpergin: Yiğit ve ergin, yiğit ve olgun
Alpermiş: Yiğit ve ermiş kişi
Alpertunga: Kaplan gibi yiğit erkek, tarihsel türk adlarından iran mitolojisinde afrasiyap’ın türkçe adı. Yiğitlik simgesi
Alpgiray: Kırım hanlarından. ‘giray’ kırım hanlarına verilen bir ünvandı. Yiğit ve yaraşır
Alphan: Yiğit han
Alpkan: Yiğit, yiğit kanlı, soyca yiğit olan
Alpkutlu: Yiğit ve uğurlu, uğurlu yiğit
Alpman: Yiğit kimse
Alpsoy: Soyca yiğit olan, soylu
Alptekin: Biricik yiğit, yiğit prens
Alptuğ: Yiğit tuğu, yiğitlik simgesi
Alptuğrul: Yiğit alıcı kuş, yiğit doğan
Alsaç: Al renkli saç, kızıl saç, al ve saç, al ve ortalığa dağıt
Alsan: Ünlen, san, al tanın
Altan: Kızıl şafak, kızıl tan, altın, tatar hanlarına verilen bir unvan
Altanay: Kızıl tan eri, kızıl şafak yiğidi, altın renkli şafak
Altay: Altın, yüce dağ, orta asya’daki tanrıdağı, tiyanşan dağları, asya’da bir türk budunu
Altemur: Kızıl kor durumuna gelmiş demir
Altınay: Altından yapılmış ay
Altıner: Altın gibi değerli kimse
Altınöz: Özü altın gibi olan kimse
Altınsoy: Çok değerli soy, altın gibi soy
Altıntuğ: Çok değerli tuğ
Altuğ: Al renkli tuğ, kızıl tuğ, kızıl tuğlu
Altuna: Al renkli tuna, kızıl tuna
Altunay: Altından yapılmış ay altın ay
Altunç: Kızıl tunç
Altuner: Çok değerli kimse, altın yiğit
Altunhan: Çin’de cumhuriyet kuruluncaya değin hanlık yapmış olan ünlü devlet adamı
Altuntaş: Üçüncü harzem devleti’ni kuran kişi
Amaç: Ulaşılmak istenilen yüce ülkü, erek
Andak: Ak ant, temiz yemin, diken, sellerin oyduğu yar
Anıl: İhtiyatlı, tedbirli, aceleci olmayan, adın her zaman anılsın
Ankan: Temiz soy
Ant: Tanrı’yı, kutsal bilinen şeyleri tanık göstererek yapılan onama ya da yansıma, söz verme
Apaydın: Işıklar içinde, çok aydınlık
Aral: Asya’da bir göl, iki şey arası iki şey arasındaki göl ya da deniz, sıra dağlar
Aras: Doğu anadolu’da bir ırmak, erzurum’a bağlı bir bucak, bulunulmuş mal
Arbas: Çok güçlü erkek
Arca: Çam, çam ağacı, temiz
Arda: Hükümdar, kumandan asası, meriç nehrinin bir kolu, sonra gelen
Ardıç: Güzel kokulu yapraklarını kışın da dökmeyen bir ağaç, dağ servisi, çamgillerden kokulu bir ot
Ardıl: Arkadan gelen, sonra gelen (ilk ya da birkaç çocuktan sonra doğan), öncekinden sonra, ardından gelen
Arel: Temiz, dürüst
Argın: Yorgun, bitkin, zayıf, bir tür yaban armudu
Argun: Yorgun, bitkin, zayıf, argın, pars türünden bir yırtıcı, cengizhan soyunun iran’da kurulduğu ilhanlı devleti’nin dördüncü hükümdarının adı; kamıştan yapılmış bir çalgı; gizli, saklı, arınmış, çok temiz
Argün: Temiz, aydınlık gün
Arhan: Temiz han, temiz yönetici, yiğit han
Arıcan: Temiz kimse
Arıç: Dirlik, düzenlik, barış
Arıel: Dürüst, temiz kimse, temiz elli, temiz el
Arıer: Temiz er, katışıksız, er, temiz kimse
Arıhan: Bkz. Arhan
Arıkal: Temiz kal
Arıkan: Saf kan, temiz kan, soylu kan
Arıker: Temiz kimse, çelimsiz erkek
Arıkut:Temiz ve kutlu
Arıman: Dürüst ve temiz kişi
Arın: Temiz arı, saf, katışıksız, tertemiz ol, arılaş
Arınç: Erinç, huzur, barış
Arısal:Arı gibi çalışkan
Arısan: Adı, sanı temiz kimse
Arısoy: Katışıksız soy, temiz soy, soyu temiz kimse
Arısu:Katışıksız su, arı duru su, temiz su, saf su
Arış: Kağnı otu
Arıt: Arınmasını sağla, temiz bir duruma getir, arılaştır
Arıtan: Temiz bir duruma getiren, temizleyen
Arıtaş: Temiz taş
Arif: Anlayışlı, tanınmış, meşhur, bilgi sahibi
Arkan: Arı kan, temiz kan, soylu kan
Arkın: Arkada, geride olan, ağır, yavaş, sakin dingin
Arkun: Bkz. Arkın
Arkut: Temiz ve uğurlu arı ve kutlu
Armağan: Birine karşılıksız olarak verilen şey, birini sevindirmek, gönlünü hoş etmek için verilen şey ödül
Arsal: Arı gibi, arısal, kumral
Arsan: Yüce gönüllü, adı sanı, temiz kimse, arı san
Arsen: Kurtuluş
Arslan: Aslan
Arslaner: Aslaner
Arsoy: Arısoy
Arsu: Arısu
Artaç: Dost, aynı meslekte olan
Artan: Fazlalık, üstünlük
Artuk: Artmış olan, artan, kalan, üstün, ünlü selçuklu emiri
Artun: Kendine güvenen, onurlu, ağırbaşlı
Artunç: Arı tunç, katışıksız tunç
Arun: Bkz. Arın
Asal: Bir şeyde öğe olan, temel
Asım: Günahtan, haramdan çekinen, iffetli
Asutay: Yaramaz, huysuz tay, yaramaz çocuk
Aşan: Öte yana geçip giden, yüksek bir yerin, ötesine geçen, uygur yazıtlarında geçen bir ad
Aşar: Aşıp gider, öte yana geçer
Aşkın: Üstün, benzerlerini aşmış, sevgilin
Aşkınay: Aşıp gitmekte olan, ay, yeni ay, ışkın ay
Aşkıner: Üstün er, üstün kimse
Aşkun: Bkz. Aşkın
Ata: Baba, dede, dedelerden her biri, soyun büyüğü
Atabay: Saygıdeğer ve varsıl kimse, seçuklular döneminde bir unvan, atabey
Atabey: Bkz. Atabek
Atacan: Hoşgörüsü olan kimse, babacan
Ataç: Atalardan sürüp gelen
Atadan: Atalardan sürüp gelen, ataç
Ataeli: Ata yurdu, ataların doğup büyüdüğü, yaşadığı yer
Atahan: Büyük yönetici, ata durumundaki han
Atak: Atılgan yiğit, yürekli
Atakan: Atalardan gelen kan, korkusuz
Ataker: Atılgan yiğit, atılgan ve yiğit
Atakol: Atılgan ol
Atakul: Ataya kul, ataya kul olan, ata kulu, lala
Atalay: Ünlü, şöhretli
Ataman: Ata, ata kişi, başkan bağbuğ
Atamer: ‘benim atam er kişidir’, yiğit atam
Ataner: ‘senin atan er kişidir, yiğittir
Ataol: Gelecek kuşaklara baba, ata olasın
Atasagun: Hekimlerin babası, atası
Atasay: Atayı say, ataya saygı göster
Atasev: Atayı, ataları, babayı sev
Ataseven: Atasını, babasını seven
Atasever: Atalarını seven kimse
Atasevin: Atalarınla sevin
Atasoy: Ata soyu, atadan
Atay: Herkesçe tanınan tanınmış kişi, ünlü kişi
Ateş: Cisimlerin tutuşmasıyla oluşan ısı ve ışık, coşku
Atıf: Şefkatli sevecen, bağlayan
Atıl: (‘atılmak’tan buyruk) ‘ileri doğru koş’, ‘saldır’ ‘fırla’
Atılay: Ünlü, şöhretli
Atılgan: Güçlüklerden ve tehlikelerden yılmayarak daima ileriye atılan, girişken, tez canlı
Atım: Atılan bir şeyin gidebildiği uzaklık
Atınç: ‘sevinç’ ‘övünç’ gibi sözcükler örnekleşerek ‘atmak’ eyleminden yapılmış bir sözcük
Atilla: Harpçi, fetheden, bir Türk hakanı
Atlas: Üstü ipek, altı pamuk kumaş, diba
Atlıhan: Ünlü han, atı olan, han, söylenceye göre, oğuz han’ınm atası attila hunların büyük imparatoru
Avni: Yardım etmiş, yardımla ilgili
Avşar: Bkz. Afşar avunç insanı avutan, teselli eden şey
Ayalp: Ay gibi güzel ve yiğit
Ayanç: Saygı
Ayas: Duru ve dingin havada çıkan kuru soğuk, ayaz
Ayaydı: Çok aydınlık, ay gibi aydınlık, ay ışığı
Ayaz: Duru ve dingin havada çıkan kuru soğuk, bulutsuz ve ay ışıklı gecede çıkan soğuk
Aybar: İnsanda saygı uyandıran görünüş, görkem
Aybars: Ay gibi güzel, pars gibi yırtıcı, (hun imparatoru attila’nın amcasının adı)
Aybay: Ay kadar güzel ve zengin
Aybek: Hindistan’da saltanat süren raziye hatun’un ünlü komutanı, daha sonraki adı kutluğ han
Ayberk: Sağlam kişilik, ayın şimşek gibi parlaklığı
Aybey: Ay gibi doğan erkek, bey
Aybora: Ay kadar güzel, fırtına kadar yıkıcı, ay ve fırtına
Aycan: Ay gibi kimse, ay ve can
Ayçetin: Ay kadar güzel ve çetin
Aydar: Manas destanı’nda adı geçen bir kahraman, perçem
Aydemir: Doğtamacı keseri, ay biçiminde bir balta
Aydeniz: Ay ile deniz
Aydın: Okumuş, bilgili görgülü ve aydınlık kimse, ışıklı, parlak, kutlu, uğurlu, aydınlık, ay ışığı bulunan gece, ege bölgesi’nde bir il
Aydınalp: Aydınlık ve yiğit
Aydınay: Her yeri aydınlatan ay, aydınlık ay, parlak ay
Aydıner: Aydınlık yüzlü kimse
Aydıntan: Işıklı sabah vakti, aydınlık sabah vakti
Aydinç: Dinç ay, ay gibi güzrl ve dinç
Aydoğan: Ay gibi doğmuş olan
Aydoğdu: Ay gibi doğmuş olan, ay gibi doğan
Aydoğmuş: Ay gibi doğmuş, ay kadar güzel olan
Aydolun: Ay’ın on dördü, dolunay
Aygen: Gönül arkadaşı, sevgili
Aygören: Ay’ın doğduğunu, gören, aylı gecede doğan
Aygün: Ay ile güneş, ay ve güneş kadar güzel
Ayhan: Ay gibi aydınlatan
Aykaç: Güzel söz söyleyen, ozan
Aykul: Ay gibi kutlu, ay kadar uğurlu
Aykut: Kutlu, uğurlu, mükafat
Aykutalp: Ay kadar kutlu ve yiğit, ertuğrul gazi’nin yanında anadolu’ya geçen bir türk komutanı
Ayman: Ay gibi güzel kimse
Aymete: Ay ve hun imparatoru mete’den oluşmuş bir ad
Aymutlu: Ay gibi güzrl ve mutlu, mutlu ay
Aypolat: Ay gibi güzel ve polat gibi sağlam
Ayral: Başkalarından değişik olan, ayrı olan
Aysal: Ay’la ilgili, ay gibi
Aysan: Ay gibi güzel ad
Aysen: Sen ay gibisin
Aysev: Ay’ı sev
Aysın: Ay gibi güzelsin, sen ay’sın
Aysoy: Ay gibi güzel soy
Ayşan: Ay gibi parlak şan, şanı, ay gibi olan, ay şanlı
Aytaç: Ay tacı, ay’a taç olan
Aytan: Ay gibi güzel, tan gibi aydınlık
Aytar: Olanları bildiren, haber veren
Aytek: Ay gibi tek olan
Aytekin: Selçuklu dönemi adlarından, ay prensi, ay gibi güzel ve biricik
Aytemur: Ay gibi güzel ve demir gibi sağlam
Aytimur: Horasan’da 1344 yıllarında hüküm süren bir türk hanı
Aytok: Ay gibi güzel ve tok
Aytolun: Ay’ın on dördü, ay’ın dolunay durumu, dolunay
Aytun: Ay ve gece, aylı gece
Aytuna: Ay gibi güzel ve tuna irmağı gibi görkemli
Aytunca: Ay gibi güzel ve tunca irmağı gibi görkemli
Aytunç: Ay gibi güzel ve tunç gibi sağlam
Aytürk: Ay gibi güzel ve türk gibi güçlü
Ayvaz: Ermen uşak
Azim: Büyük, ulu, kararlı
Aziz: Sevgili, az bulunur
Azmi: Kararlılık, güçlü. Baha güzellik, parıltı
Azrak: Çok az bulunur, değerli
Babür: Türkistan’da yaşayan bir tür kaplan, büyük moğol devleti’ni kuran hükümdarın adı
Badi: Rüzgara veya havaya ait, Geçici
Bağatur: Yiğit, kahraman, batur, alp, bahadır
Bağış: Bağışlanmış olan şey, (mecaz olarak) tanrı’nın bağışladığı kimse
Bahaddin: Dinin değerlisi, güzelliği
Bahadır: Cesur, yiğit
Bahattin: Dinin değerlisi, güzelliği
Bahir: Deniz-belli, açık-işıklı, parlak
Bahri: Denizle ilgili, denizci
Bahtiyar: Talihli, mutlu
Baki: Allah’ın isimlerinden,Varlığının sonu olmayan
Balaban: Çocuk bekçisi, iri yapılı gürbüz insan
Balamir: Gürbüz iri yapılı
Baler: Bal gibi tatlı kimse, bal gibi erkek, yiğit
Balkan: Sık ormanlık, sıradağlar
Balkı: Şimşek, ışık, parlayış, çok güzel
Balkır: Işıl ışıl parıldar, ışık saçar
Barak: Çok akıllı kimse
Baran: Yağmur seli
Baranalp: Güçlü yiğit
Baransel: Güçle ilgili, güçlü sel
Barbaros: Kızıl sakal, büyük türk denizcisi barbaros hayrettin paşa’nın avrupalılarca verilmiş lakabı
Barçın: Süslü ipekli kumaş
Barın: Bütün, tüm. Güç, kuvvet
Barış: Sulh, dinginlik, Savaştan sonra tarafların uzlaşması
Barışkan: Barışsever, barış düşkünü
Barkan: Çölde oluşan küçük kum kitlesi
Barkın: Görmek, gezmek ereğiyle yolculuklar yapan kimse, gezgin
Barlas: İyi savaşa, savaşçı yiğit
Bars: Kaplan benzeri yırtıcı hayvan
Bartu: En eski türk hanlarından birinin adı
Bartunç: Güçlü tunç
Basri: Görme ile ilgili
Başar: Gereken biçimde bitir, yapacağın işte başarıya ulaş
Başaran: Yapacağı işte başarıya ulaşan, işi gereken biçimde bitiren ereğine ulaşan
Başat: Hepsinden üstün, benzerlerinden üstün, gemen, en başta gelen
Başay: İlk ay
Başbay: Çok varsıl kimse, baş zengin
Başdoğan: İlk doğan
Başeğmez: Güçlü, başeğmeyen, yenilmez
Başer: Başta gelen kimse, başta gelen er
Başhan: Hanların başı
Başkal: Herzaman baş kalasın
Başkan: Baş olan kimse, bir topluluğun başı, önder
Başkut: Uğurlu kimse
Batı: Güneş’in battığı yön
Batıbek: Batı beyi
Batıhan: Batı’nın hanı, hükümdarı
Batıray: Yiğit ay, hem yiğit hem ay gibi
Batırhan: Yiğit han
Battal: Hantal, çok büyük. Yürekli, cesur
Batu: Güçlü, yiğit, alp, güneşin battığı yön
Batuğ: Güçlü, yiğit, alp, güneşin battığı yön, batı
Batuğhan: Güçlü han, yiğit, yönetici
Batuhan: Altınordu devletinin kurucusu
Batur: Alp, yiğit, yürekli, bahadır
Baturalp: Yürekli yiğit, yiğitler yiğidi
Baturay: Hem yiğit hem ay gibi olan
Bayar: Ulu, yüce, yüksek, büyük
Baybars: Eskiden türklerin besledikleri bir tür küçük kaplan; çok zengin ve kaplan gibi yiğit türk memluk imparatorluğu’nun dördüncü sultanının adı
Baybora: Hem zengin hem fırtına gibi
Baycan: Zengin
Baydar: İlhanlı devleti komutanlarından
Baydoğan: Çok zengin doğmuş olan kimse, varsıl doğan
Baydu: Hülagü’nun torunu, ilhanlı hükümdarı
Bayduhan: Kutluk devleti şehzadelerinden
Baydur: Zengin ve ölümsüz olan
Bayduralp: Zengin ve ölümsüz yiğit
Baygüç: Zengin ve güçlü
Bayhan: Zengin han
Baykal: Yaban atı, moğolistan’da büyük bir göl, deniz
Baykam: Sağaltman, sağlığa kavuşturan kimse
Baykan: Soylu kimse, zengin ve soylu
Baykara: Doğan türünden yırtıcı bir kuş
Baykurt: Malı mülkü çok olan kurt, zengin ve kurt gibi olan
Baykut: Zengin ve uğurlu kimse
Baykutay: Zengin, kutlu ve ay gibi güzel kimse
Bayman : Zengin kimse
Bayram: Neşe ve sevinçli gün, dini veya milli kutlama yapılan günler
Bayrı: Çok eskiden bu yana var olan, gazne hükümdarı alptekin’in yerine geçen kimsenin adı
Bayru: Çok eskiden bu yana var olan, gazne hükümdarı alptekin’in yerine geçen kimsenin adı
Baysal: Kavgası dövüşü olmayan ortamın hali, dirlik düzenlik bolluk durumu
Baysan: Varlıklı ve ünlü
Baysu: Varlıklı ve su gibi değerli
Baysungur: Şahin türüden yırtıcı bir kuş, timur’un torunu
Baytaş: Bir beye hizmet eden kimse
Baytekin: Zengin ve biricik, varlıklı şehzade
Baytüzün: Varlıklı ve adaletli
Bayülken: Eski türk inanışına göre göğün on altıncı katında oturan barış
Bedi: Yoktan vareden, güzel, güzellik
Bedir: Dolunay
Bedirhan: İleri görüşlü lider
Bedreddin: Dinin ışığı, din bilgesi
Bedri: İçi altın dolu kese
Behçet: Sevinç, güleryüzlülük, şirinlik
Behiç: Şen, güleryüzlü
Behlül: Hayır sahibi, daima gülen
Behram: Merih yıldızı
Behzad: Soyu temiz
Bekir: Sabahları erken kalkmayı alışkanlık edinmiş kimse, yeni doğmuş
Bektaş: Akran, eşit derecede olan
Berk: Sağlam, kuvvetli, katı, sen
Berkan: Parlama, kıvırcık kuzu postu
Berkant: Bozulmaz yemin
Berkay: Ay gibi güçlü
Berke: Altınordu hükümdarı, kamçı
Berksu: Kama, hançer
Besim: Güleryüzlü, güleç
Beşir: Müjdeci, güleryüzlü, güleç
Beycan: Candan, içten bey
Beyhan: Uygur hanlanndan
Bilal: Su gibi ıslatan, ıslaklık
Bilge: Derin bilgi sahibi
Bilgehan: Göktürk hakanı
Bilgin: Alim, bilgili kişi
Binali: Ali’nin oğlu
Birant: Tek yemin. Özelliği olan yemin
Bircan: Tek, eşsiz
Birol: Tek, bir ol
Boğaç: Bir dedekorkut kahramanı
Bora: Şiddetli rüzgar
Boran: Şiddetli rüzgar ve arkasından gelen şiddetli yağmur
Boysan: Uzu boylu, yakışıklı
Buğra: Erkek deve
Buhari: Buharalı
Bumin: Göktürk hakanı
Burak: Hz. Muhammed’in miraç gecesi bindiği efsanevi at
Burç: Kale, hisar çıkıntısı, güneş sisteminin on iki bölümünden biri, sarp yamaç
Burhan: Delil, ispat
Burhaneddin: Dinin delili
Bülent: Yüce, yüksek
Bünyamin: Yakup peygamberin en küçük oğlu
Cabbar: Kuvvet, kudret sahibi-becerikli
Cafer: Küçük akarsu
Cahit: Çaba gösteren, çalışkan
Can: İnsanın varlığı, güç. İçten, sevimli, şirin, ruh
Canal: Can alıcı, (mecaz olarak) yiğit ol, canlar yak
Canalp: Can yiğit
Canay: Ay gibi güzel kimse
Canber: Sert kişi, sağlam kişi, canı sağlam
Canberk: Güçlü, sağlam
Candan: İçten, samimi
Candaş: Can yoldaşı, arkadaş, dost, sevgili
Candeğer: Uğrunda ölmeye değer
Candemir: Canı demir gibi sağlam, demir gibi kimse, demir canlı
Candoğan: Cana doğan
Canel: Dostluk eli
Caner: İçten, sevimli, yürekten sevilecek kimse
Cangür: Yaşam dolu, canlı
Cankut: Mutlu, talihli, talih, şans
Canol: ‘yaşamım ol, canım ol, bana can ol’
Canöz: Kişinin kendi öz canı, öz can
Canpola: Canı polat gibi sağlam, canlı, çelik gibi kimse
Cansen: ‘yaşam sensin, can sensin’
Cansu: Yaşam veren su, can suyu
Cansun: Yaşam sun, canlılık ver
Cansunar: Yaşam verir diriltir
Cansunay: Yaşam sun ve ay gibi güzel ol
Cantekin: Tek, eşsiz can
Cavit: Sonsuz, ebedi
Celal: Büyüklük, yücelik, öfke, kızgınlık
Celalettin: Dinin yüceliği, büyüklüğü
Celasun: Gürbüz, yiğit, bahadır, genç yiğit
Celayir: Moğolların kollarından birinin adı
Celil: Büyük, yüce
Cem: Hükümdar, toplanma, bir araya gelme
Cemal: Güzel yüz, yüz güzelliği
Cemalettin: Dinin güzelliği
Cemil: Güzel, yakışıklı erkek, iyilikle anma
Cemre: Ateş, kor, suda, havada, toprakta oluştuğuna inanılan sıcaklık
Cenan: Yürek, gönül
Cenap: Şeref, onur
Cengiz: Güçlü, gözüpek, moğol imparatorluğu’nun kurucusu türk hanı
Cengizhan: Moğol imparatorluğunu kuran hükümdar
Cenk: Savaş
Cevahir: Mücevher, değerli süs taşı
Cevat: Cömert, eli açık
Cevdet: Olgunluk, büyüklük, kusursuzluk
Cevher: Bir şeyin özü, esası, enerji, mücevher, değerli taş
Ceyhan: Su gibi akan ve çevresini mutlu eden iyilik, güzellik, bir nehrimiz
Ceyhun: Orta asya’da bir akarsu, tevrat’a göre cennet’in dört nehrinden biri
Cezmi: Kararlı
Cihan: Evren, alem
Cihangir: Dünyaya egemen olan
Cihat: Din uğruna savaşma
Civan: Taze, delikanlı
Coşar: Heyecanlı
Coşku: Heyecan ve hayranlık
Coşkun: Coşmuş olan, kabına sığmayan
Coşkunay: Kabına sığmayan ve ay gibi güzel olan
Coşkuner: Kabına sığmayan kimse, coşkun yiğit, coşkun erkek
Coşkunsu: Taşmış olan akarsu
Cömert: Pinti olmayan, eliaçık, gönlü yüce
Cuma: Haftanın beşinci günü
Cumali: Cuma günü doğan
Cumhur: Halk, topluluk
Cüneyt: Küçük asker. Çağan bayram, şenlik
Çağa: Küçük çocuk, yavru, küçük kuş yavrusu
Çağacan: Yeni bir çağ başlatan kimse, çağ açan
Çağakan: Çağ, yani zaman gibi akan
Çağan: Mutlu gün, bayram
Çağatay: Cengiz han’ın oğlu
Çağda: Çağın içinde
Çağdan: Çağın içinden
Çağdaş: Çağımızla ilgili, aynı çağda yaşayanlar
Çağhan: Çağma kendini kabul ettirmiş hükümdar
Çağıl: Çağ ile ilgili, çakıl
Çağın: Çakır gözlü, mavi hareli göz
Çağlar: Şelale, çağlayan
Çağlayan: Bir akarsuyun yükseklerden köpürerek düştüğü yer, çavlan
Çağman: Çağdaş kimse, çağın insanı
Çağrı: Birini bir yere çağırma işi, çağırma, yırtıcı bir kuş
Çağrıbey: Selçuklu devleti’nin kurucularından
Çakır: Doğan ya da atmacaya benzeyen bir avcı kuş, ela gözlü kimse
Çakırbey: Alpaslan’ın babasının adı
Çakırer: Çakır kuşuna benzeyen kimse, ela gözlü kimse
Çapan: Tatar, ulak, postacı
Çavlan: Bir akarsuyun yüksekten köpürerek döküldüğü yer, çağlayan
Çavlı: Tanınmış, ünlü, selçukluların devlet adamlarından birkaçının adı
Çelebi: Bey, ağa, görgülü ve ince kimse
Çelik: Su verilip sertleştirilen demir, polat
Çeliker: Çelik gibi sağlam kimse
Çelikkan: Sağlam kan
Çeliköz: Özü çelik gibi sağlam olan kimse, çelik özlü
Çeri: Asker, yeniçeri
Çetin: İstenilen yola getirilmesi, elde edilmesi zor, güç olan, kolay olmayan, sert, sarp
Çetinalp: Zorlu ve yiğit, sert yiğit
Çetinel: Zorlu el, güçlü el
Çetiner: Sağlam ve güçlü kimse, çetin kimse
Çetinöz: Özü çetin kimse, çetin özlü
Çetinsoy: Kolayca yenilmeyen soyç
Çevik: Kolaylıkla, çabuklukla davranan, hareketleri hızlı, canlı
Çeviker: Hızlı yiğit
Çeviköz: Özü çevik olan, çevik kimse
Çevren: Gökyüzünün yerle birleşmiş gibi olduğu yer, göz erimi, ufuk
Çığır: Çığın açtığı iz, yol, yenilikçilik
Çınar: Uzun ömürlü, uzun boylu, kalın gövdeli bir ağaç türü. Dağhan eski türklerde dağ tanrısı
Çınay: Gerçek ay
Çıray: İnsan yüzü
Çoğaş: Isı ve ışık kaynağı olan gökcismi, güneş
Çokan: Dağın en yüce yeri doruk
Çoker: Çok yiğit
Dağaşan: Dağları aşıp giden, engel tanımayan
Dağhan: Oğuz han’ın oğlu, eski türk inanışına göre doğa tanrılarından
Dağtekin: Dağ gibi ve biricik, dağ gibi şehzade, dağ prensi
Dalan: Dal gibi olan, dal gibi ince yapılı
Dalay: Deniz, dal gibi ince ay gibi güzel
Dalayer: Deniz yiğidi, dal gibi ince ve ay gibi güzel kimse
Dalbaşar: Saldır ve başarıya ulaş
Dalca: Dal gibi, dala benzer
Dalım: Dal gibi güzel olanım
Dalince: Dal gibi ince yapılı
Dalokay: Herkesin beğendiği, hoşa giden
Dalsar: Saldır ve sar, saldır ve kuşat
Danişmend: Akıl danışılan. Bir Selçuklu komutanı
Danyal: Milattan önce 700 yıllarında yaşamış bir israil peygamberi
Darcan: Sıkıntılı, sabırsız kimse, serçe büyüklüğünde boz renkli kuş
Dardoğan: Zamanını beklemeden doğan, sabırsız doğan
Daver: Doğru, hakkaniyetli hükümdar, yönetici
Davut: Şairliği ve güzel sesiyle tanınmış israil peygamberi ve hükümdarı
Dayanç: Katlanma gücü, dayanma gücü, dayanış
Değer: Üstün nitelik, üstün, yararlı nitelikleri olan, bir şeyin önemini belirten ölçü, eder, karşılık
Demir: Kolay işlenen, dayanıklı bir maden
Demiralp: Demir gibi sağlam yiğit
Demiray: Demir gibi sağlam ve ay gibi güzel
Demirbilek: Sağlam bilekli, güçlü kimse
Demirbüken: Demiri bükebilecek denli yiğit kimse
Demircan: Demir gibi sağlam kimse
Demirdelen: Demiri delebilecek güçte olan
Demirel: Güçlü el
Demirer: Demir gibi sağlam kimse, güçlü kimse
Demirgüç: Sağlam ve güçlü kimse
Demirhan: Yakut türklerinden olan sular arasında tanrı sayılan ve dağ başlarında oturduğuna inanılan kutsal ruhlardan biri
Demirkan: Sağlam ve güçlü kan
Demirkaya: Demir ve kaya gibi sağlam kimse
Demirkıran: Güçlü kimse, babayiğit
Demirol: Demir gibi güçlü ol
Demiröz: Özü demir gibi sağlam olan
Demirtaş: Demir ve taş gibi kimse, güçlü kimse, demir gülle
Demirtiken: Demir gibi sağlam biricik olan, demir şehzade
Demirtuğ: Demirden yapılmış sorguç
Demirtürk: Demir gibi türk
Demiryürek: Yürekli, yiğit, korkusuz, güçlü kimse
Dengiz: Deniz
Dengizer: Denizci, deniz eri, deniz adamı
Deniz: Yeryüzünün büyük bölümünü kaplayan çok geniş ve tuzlu su
Denizalp: Denizler yiğidi
Denizer: Denizci, deniz eri, deniz adamı
Denizhan: Eski türklerde deniz tannsı
Denizman: Denizci, deniz adamı
Deniztekin: Denzi şehzadesi
Denker: Uygun er
Denktaş: Yük yüklemeye yarayan, taş, denk taşı, aynı yaşta bulunan, yaşıt, akran, eşit özdeş
Deren: Tırmık da denilen bir tarım aracı; ekini biçip toplayan, derleyen
Derinöz: Özü derin olan kimse, derin özlü
Derman: İlaç, çare, güç, kuvvet
Derviş: Tarikata girmiş, onun kurallarına göre yaşayan, hoşgörülü, alçak gönüllü
Derya: Büyük deniz, okyanus
Devlet: Bütün ulus
Devran: Talih, kader, dünya, zaman
Devrim: Olumlu yönde değişiklik yaratan, kısa sürede gerçekleşen hareket
Devrimer: Devrimci, devrim yapan kimse, devrimin yiğidi
Dikmen: Koni biçiminde sivri tepe, dağların en yüksek yeri, doruk, dik, yerdeki orman, yayla, dikilerek oluşturulan ağaçlık, çam ve başka ağaçların gövdeleri, dik olan yer
Dilaver: Yiğit, yürekli
Diler: Dileyen kimse, isteyen kimse
Dilercan: Dileyen can, dileyen kimse
Dilhan: İçten, samimi söylenen
Dilmaç: Tercüman
Dilmen: Dil bilen kimse, dilci
Dinç: Sağlık durumu iyi, güçlü, gücü yerinde, canlı
Dinçalp: Güçlü yiğit, güçlü ve yiğit
Dinçay: Güçlü ve ay gibi
Dinçel: Dinç bir duruma gel, dinçleş, dinç el güçlü el
Dinçer: Güçlü er, güçlü kimse
Dinçerk: Güçlü kuvvetli kişi
Dinçkal: Herzaman sağlıklı ve güçlü kal
Dinçkaya: Güçlü kaya, kaya gibi sağlam güçlü
Dinçmen: Sağlam, güçlü, kimse, güçlü erkek
Dinçöz: Dinç kimse, dinç özlü, güçlü kimse
Dinçsan: Dinç ve ünlü
Dinçsel: Güçlü sel
Dinçtaş: Güçlü taş
Dinçtürk: Sağlıklı, sağlam türk, güçlü türk
Diren: Karşı koy, dayan, harmanda sapları yaymaya yarayan, uzun çatallı, ağaçtan yapılmış bir tarım aracı
Direnç: Karşı koyn güç, dayanan güç
Dirican: Sağlıklı güçlü kimse
Dirisoy: Güçlü soy, canlı soy
Doğa: Kendiliğinden var olan, canlı, ve cansız nesnelerden oluşan, kendini sürekli olarak değiştiren varlığın tümü, tabiat
Doğal: Olağan olarak ortaya çıkmış olan, doğaya uygun, yapay olmayan, yapmacıksız
Doğan: Küçük kuşlarla beslenen, ava alıştırılarak kuş avında kullanılan, akdoğan, çakırdoğan, aladoğan gibi türleri olan bir kuş, şahin
Doğanalp: Şahin ve yiğit yiğit kimse
Doğanay: Ayın ilk günlerinde ay, yeni ay (ayın ilk günleri doğan çocuklara verilir
Doğaner: Şahin gibi kimse, şahin gibi yiğit
Doğangün: Doğmakta olan, doğan güneş
Doğantan: (şafakta doğan için) tan gibi doğmuş olan, yeni tan
Doğruer: Yalan söylemeyen, haksızlık yapmayan kimse, içi dışı bir kimse
Doğrul: Herhangi bir yöne doğru yönlen, toparlan, dik duruma gel doğru ol
Doğruol: Eğrilikten kaçın, haksızlık etme, içi dışı bir ol
Doğruöz: İçi dışı bir kimse, özü doğru
Doğu: Güneşin doğduğu yön
Doğuer: Doğu yiğidi
Doğuhan: Doğunun hükümdarı
Doğukan: Doğulu, doğu soyundan
Doğuş: Doğma, doğma biçimi, yaradılış
Dora: Doruk
Doruk: En yüksek yer, zirve, üstün başarı
Dorukhan: Zirvenin hükümdarı
Dorukhan: Zirvenin hükümdarı
Doruktekin: Yüce ve biricik, yüce şehzade
Dost: Sevilen ve güvenilen yakın arkadaş, gönüldeş
Dönmez: İnandığını yapar, tuttuğu yolda gider, caymaz, vazgeçmez
Dönmezer: İnandığını yapan kimse, inandığı yolda giden kimse, sözünde duran yiğit
Dumrul: Dedem korkut öykülerinde geçen bir ad
Duran: Ölmeyen, yaşayan, kalan, gitmeyen, devinmeyen
Duraner: Duran yiğit
Durcan: ‘sen cansın, sevgilisin ve yaşamalısın’ anlamında, çocuğu yaşamayan ailelerin koyduğu bir ad
Durdu: Uzun ömürlü olması istenen çocuklara verilen ad
Durgun: Hareketli olmayan, sakin
Durguner: Sakin kimse
Durhan: Turhan
Durmuş: Uzun ömürlü olması istenen çocuk
Dursun: Çok yasa, uzun ömürlü ol
Durualp: Temiz ve yiğit kimse
Durukan: Temiz kan, saf kan
Durul: (‘durulmak’tan buyruk) duru bir duruma gel, durulaş, berraklaş
Duruöz: Temiz özlü kimse
Durusan: Adı sanı temiz kimse
Durusel: Bulanık olmayan sel, berrak sel
Durusoy: Temiz soylu, saf kanlı
Durusu: Bulanık olmayan su, katıksız su, saf su, berrak su, pırıl pırıl
Durutekin: Temiz ve biricik, pırıl pırıl ve bir tane olan kimse, temz şehzade
Duyal: İçli, çabuk duygulanan, duyarlı, duygulu
Duygun: Duygulanabilen, içli, duyarlı, duygulu
Duysal: İçli, duyarlı, çabuk duygulanabilen, duygulu, duygu ile ilgili, duyusal
Dündar: Artçı asker, birliği koruyan asker
Ecebay: Varlıklı ve ulu kişi
Ecer: Güzel, yeni acar
Ecevit: Afacan, ele avuca sığmaz, çok yaramaz
Edgü: İyi
Edgüalp: İyi ve yiğit, iyi yiğit
Edgüer: İyi kimse, iyi er, iyi yiğit
Edip: Terbiyeli, edepli, edebiyatla uğraşan
Ediz: Değerli, ulu, yüce, yüksek
Efe: Özellikle batı anadolu yiğidi, yiğit, zeybek, ağa, ağabey, kabadayı
Efekan: Efe soyundan
Efgan: Ağlayıp inleme, feryat
Ege: Bir çocuğu koruyan, ona bakan, büyük ulu
Egemen: Yönetimini kendi gücüyle, dışardan denetime bağlı kalmadan sürdüren, üstün, sözünü, geçiren
Eğilmez: Hiçbirşey karşısında eğilmeyen, boyun eğmeyen
Ejder: Büyük yılan, hiddetli acımasız
Eke: Usta, bilgili, deneyli, yetişkin, açıkgöz, zeki
Ekemen: Açıkgöz kimse, zeki kimse, bilgili, görgülü, deneyli kimse, eke
Eken: Toprağa tohum atan serpen
Ekener: Toprağa tohum serpen kimse
Ekim: Toprağa ürün ekmek
Ekin: Tahılın tohum olarak tarlaya atıldığı andan başlayarak harman oluncaya değin aldığı duruma verilen ad
Ekiner: Tarımla uğraşan kimse
Ekmel: Mükemmel olan, en kamil
Ekrem: En kerim, cömert, eli açık, şeref sahibi
Elbir: Uzlaştırıcı, arabulucu, bir işi birlikte yapan
Elçin: Deste, demet, bir tutam, bir avuç, kışın ocak başında, öten cırcırböceği
Eldem: Sevimli kimse, sıcak kanlı kimse, cana yakın kimse
Elgin: Evinden ocağından uzak düşmüş kimse, gurbete çıkmış kimse, gurbetçi, elsever
Elgün: Kamu, herkes
Emin: Korkusuz, güvende olan, inanan, güvenen, şüpheye düşmeyecek kadar kesin
Emir: Bir kavmin başı -peygamber soyundan, kumandan
Emirhan: Emirlerin başı, hükümdarı
Emrah: Bir halk ozanımız
Emre: Aşık, vurgun
Emrullah: Allah’ın emri
Ender: Çok az, nadir bulunan
Ener: En yiğit, en er kişi
Enes: İnsan, hz. muhammed in sahabelerinden biri
Engin: Yüksek olmayan, düzey bakımından düşük, denizin, karasularından uzakta bulunan geniş bölümü, ucu bucağı görünmeyecek denli geniş
Enginalp: Engin yiğit
Enginer: Engin yiğit, engin er, engin kimse
Enginsoy: Geniş soy
Enginsu: Ucu bucağı görünmeyen su, açık deniz
Engiz: Ağaç filizi
Engür: Hepsinden gür olan
Enis: Dost, arkadaş
Enver: En nurlu, en parlak
Eracar: Güçlü er gürbüz kimse
Erakalın: Alnı açık yiğit, ak alınlı kimse
Erakıncı: Akıncı yiğit, akıncı asker
Eralkan: Al kanlı yiğit
Eralp: Yiğit erkek, yiğit kimse, yiğitler yiğidi,
Eraltay: Altay dağlarından gelmiş yiğit
Eran: Yiğit diye anılacak kişi; anmakta geç kalma
Erandaç: Başkasından anı kalmış yiğit
Eranıl: Yiğit olarak anılasın
Eray: Ay gibi yiğit
Eraydın: Aydın yiğit aydınlık yiğit
Erbaşat: Egemen olan yiğit
Erbatur: Yiğitler yiğidi, er yiğit, bahadır
Erbay: Yiğit ve zengin kimse
Erbek: Sağlam, yiğit, sert yiğit
Erben: ‘ben yiğidim, ben erim, yiğit ben’im
Erbey: Yiğit bey
Erbil: Bir zamanlar hakkari’de egemen olmuş erbil atabeylerinin adı
Erbilek: Yiğit bilekli, bükülmez bilekli
Erbilen: Bilgili, yiğit, bilen er
Erbilir: Bilen kimse, bilgili ve yiğit
Erbuğ: Yiğitler başı, komutan
Erbuğa: Boğa gibi yiğit kimse, yiğit boğa
Ercan: Yiğit can, yiğit ve can kimse
Erce: Yiğitçe, yiğide benzer bir biçimde
Ercüment: İtibarlı, haysiyetli, değerli
Erçelik: Çelik gibi yiğit, çelik er
Erçetin: Sağlam yiğit çetin er, güç er, zorlu er
Erçevik: Canlı, hareketli yiğit
Erdağ: Dağ gibi er, dağ gibi yiğit
Erdal: Tek erkek
Erdem: İyiliksever, acıma, alçakgönüllülük gibi övgüye değer niteliklerin genel adı
Erdemal: Erdemli yiğit
Erdemer: Erdemli yiğit
Erdemir: Demir gibi yiğit, güçlü yiğit
Erden: El değmemiş, insan eli değmemiş
Erdenalp: El değmemiş yiğit
Erdenay: El değmemiş ay, erken doğan ay
Erdener: El değmemiş yiğit
Erdeniz: El değmemiş iz, yeni iz, yiğit deniz
Erdi: Ulaştı, yetişti, olgunlaştı, büyüdü, başakları olgunlaşmış ekin
Erdilek: Erken dilenen şey
Erdim: ‘tanrı yolunda ermiş durumuna geldim’ ‘eriştim’ ‘olgunlaştım’ anlamında
Erdin: Ereğine ulaştın; tanrı yolunda ermiş duruma geldin, olgunlaştın yetiştin
Erdinç: Dinç, er
Erdoğ: Erken doğ, yiğit doğ
Erdoğan: Erken doğmuş olan, er olarak, yiğit olarak doğmuş olan doğuştan er
Erdoğdu: Yiğit olarak doğdu, erken doğdu
Erdur: Yiğit kal
Erduran: Duran, yaşayan yiğit
Erduru: Katışıksız er, duru er
Erek: Ulaşılmak istenen, ardından koşulan şey, amaç, erişilmek istenen sonuç
Ereken: Vaktinden önce eken, erken eken
Erel: Yiğit el
Erem: Olurunu bildirme işi, onaşma, pelin
Eren: Kendinitanrı’ya adamış kimse, ermiş kimse, babayiğit bahadır, yiğit
Erenalp: Ermiş yiğit
Erenay: Hem tanrı’ya ermiş hem ay gibi güzel kimse
Erencan: Ermiş kimse, ermiş can
Erenel: Ermiş el, yiğit el
Erener: Ermiş yiğit
Erengüç: Ermiş ve güçlü kimse
Erenöz: Özü ermiş kimse
Erensoy: Ermiş soy, yiğit soy
Erensü: Ermiş asker, yiğit subay
Erentürk: Tanrı’ya ermiş türk, eren türk yiğit türk
Erenuluğ: Ermiş ve ulu kimse
Erer: Erşir, yiğit er, yiğit erkek
Erez: Buğday ve arpa tarlalarında yetişen deliceotu da denilen bir bitki
Ergener: Henüz evlenmemiş evlenecek çağa girmiş yiğit
Ergi: İyi, güzel istenilen bir şeye erme durumu, erişme, ulaşma
Ergican: İstenilen iyi ve güzel şeye erişmiş kimse, erişilmş can kendisine kavuşulmuş can
Ergil: Er ile ilgili
Ergin: Olmuş, olgunlaşmış yetişmiş
Erginalp: Yetişkin yiğit
Erginay: Yetişmiş, olgunlaşmış, ve ay gibi olmuş, olgunlaşmış, olmuş ay
Erginbay: Erişmiş, yetişmiş, olgunlaşmış ve zengin
Ergincan: Olgunlaşmış kimse
Erginer: Yetişmiş, olgunlaşmış er
Erginsoy: Ergin bir hale gelmiş soy
Ergisoy: Sitediğine ulaşmış soydan olan kimse
Ergökmen: Gök yüzlü ve sarışın erkek
Ergun: Oynak, hızlı giden at
Ergüç: Güçlü er, erkek ve güçlü
Ergüder: Yiğitlik eden
Ergüleç: Güler yüzlü kimse, güleç yiğit
Ergülen: Gülen er, mutlu kmse
Ergün: Yumuşak huylu, uysal
Ergüneş: Erken doğan güneş
Ergüvenç: Güvenç olan kimse, güvenilir er
Erhan: Yiğit han, er han
Erışık: Yiğit ışık
Eriker: Ermiş ve yiğit, yetişkin yiğit
Erim: Bir şeyin erişebileceği uzaklık, muştu, iyi bir şeye işaret olan durum, sevgi
Erinç: Mutluluk içinde yaşama, dirlik
Erinçer: Mutluluk içinde yaşayan kimse, dirlik düzenlik içinde yaşayan erkek
Eriş: (‘erişmek’ten buyruk) ulaş, yetiş
Eriz: Yiğidiz, erkeğiz, er izi, er yolu
Erizgi: Akıllı kimsei zeki erkek
Erkal: Yiğit kal
Erkan: Yiğit, soylu
Erke: İşe çevrilebilen güç,
Erke: Yaptırma gücü, güç sözü geçerlilik
Erkel: Güçle ilgili, güçsel
Erker: Güçlü erkek, güç sahibi kimse
Erkınay: Çalışkan kimse
Erkış: Erken gelen kış
Erkin: Özgür, serbest
Erkiner: İstediği gibi davranabilen erkek, özgür kimse, özgür yiğit
Erkman: Güçlü, etkili, sözü geçen kimse
Erkoç: Koç gibi, iri yan
Erkoçak: Eliaçık erkek, cömert kimse, yiğit er, koçak er
Erkol: Güçlü ol, güç sahibi ol, yiğit ol
Erksal: Güç sal, güç gönder
Erksan: Güç sahibi ün, güçlü ad
Erksun: Güç ver güç sun
Erktin: Güçlü ruh
Erkul: Yiğit kul, yiğit kimse
Erkunt: Sağlam er, dayanıklı er
Erkurt: Yiğit kurt
Erkut: Uğur getiren yiğit, uğurlu yiğit
Erkutay: Yiğit, uğurlu ve ay gibi kimse
Erkutlu: Uğurlu yiğit, kutlu yiğit
Erlaçin: Sarp er, yalçın kaya gibi erkek, şahin gibi erkek
Erman: Er kişi, yiğit kişi
Ermiş: Veli, aziz
Ermutlu: Mutluluk içinde yaşayan er
Eroğan: Yiğit barış tanrısı, güçlü er
Eroğul: Yiğit oğul
Eroğuz: İyi ve doğru erkek, iyi erkek arkadaş, tosun gibi erkek gürbüz erkek
Erol: Erkek ol
Eröz: Özü yiğit, yiğit özlü, yiğit kimse
Ersan: Yiğit ünlü, er sanlı
Ersay: Yiğit olarak saygı göster
Ersayın: Saygıdeğer yiğit, saygı gösterilmesi gereken kimse
Ersel: Yiğit sel
Ersen: Sen ersin, sen yiğitsin
Ersev: Erkek ol ve sev, erken sev
Erseven: Erken seven kimse, yiğit kimse
Ersevin: Erkenden, vaktinden önce sevinç duy, vaktinden önce sevin
Ersezen: Vaktinden önce sezen kimse
Ersezer: Erken sezer, vaktinden önce sezer
Ersin: ‘yiğitsin’ ‘erkeksin’ erişsin, ulaşsın, gelişsin, yetişsin, olgunlaşsın
Erson: ‘son yiğit, son erkek’ anlamında, ailenin sonuncu erkek çocuğuna verilen ad
Ersoy: Erkek soy, yiğit soy
Ersöz: Yiğit sözü
Ersun: Erken sun, vaktinden önce sun
Ersungur: Yiğit ve doğan gibi yırtıcı
Erşan: Yiğitliğiyle tanınmış
Erşen: Şen, yiğit, şen erkek
Ertan: Güneş’in doğma zamanından az önce, şafaktan önce
Ertaş: Yiğit ve taş gibi sağlam kimse
Ertay: Yiğit tay
Ertaylan: Yiğit ve uzun boylu kimse
Erte: Sonraki, gün; şafak sökme zamanı; herhangi bir işteki ilk başarı
Ertek: Yiğit, ve tek er,
Ertekin: Yiğit ve tek, yiğit ve biricik, biricik yiğit, yiğit prens
Ertem: Bkz. Erdem
Erten: Sabah güneşin doğduğu an
Ertöz: Yiğit ve cevherli kimse
Ertuğ: Sorguçlu yiğit, tuğlu yiğit
Ertuğrul: Dürüst, doğru yiğit
Ertuna: Yiğit tuna irmağı
Ertunca: Yiğit tunca ırmağı
Ertuncay: Yiğit ve tunçtan yapılmış ay
Ertunga: Erkek kaplan, uygur yazıtlarında adı geçen kişi, alpertunga olarak da bilinir
Ertün: Akşamın ilk saatleri, gecenin başlangıç saatleri
Ertürk: Yiğit türk, erkek türk
Ertüz: Yiğit ve adaletli
Ertüzün: Düzgün er, yiğit ve düzgün kimse
Erülgen: Ulu yiğit, yüce yiğit, metin yiğit
Erün: Yiğit diye tanınan, ünlü yiğit
Erünal: Yiğit olarak tanın, yiğit olarak ün al
Erüstün: Üstün yiğit
Eryalçın: Çıplak, yalçın kaya gibi yiğit kimse
Eryaman: Her bakımdan alışılmışın üstünde olan yiğit
Eryavuz: Çok sert yiğit, yavuz erkek
Eryılmaz: Hiçbir şeyden korkusu olmayan yiğit, gözü korkusuz yiğit
Eryiğit: Yiğit erkek
Esat: Mutlu, çok hayırlı
Esen: Hiçbir sayrılığı, hiçbir sakatlığı olmayan, sağlık ve mutluluk içinde olan sağlıklı
Esendemir: Sağlıklı ve demir gibi
Esenel: Sağlıklı yiğit
Esener: Sağlıklı yiğit
Esentürk: Sağlıklı türk
Eser: Yel, sert esen yel; esme işini yapar, esinti olur yel olur
Esin: Tatlı tatlı esen sabah yeli, içe doğan güzel şey
Esiner: Sabah yeli gibi talı ve yiğit kimse, esin veren kimse
Esmen: Esen yel gibi kimse
Eşref: Çok şerefli, muhterem
Ethem: Edhem
Evin: Buğday tanesinin içi, özü, çok taneli başak, tohum, burçak başağı, ürün
Evren: Var olan şeylerin tümü, felek, cihan
Evrensel: Dünya ölçüsünde olan
Evrim: Ağır ağır ve kendiliğinden olan değişim, kendiliğinden gelişme
Fadıl: Erdemli, faziletli
Fahir: İftihar edilecek, övülecek
Fahrettin: Diniyle övünen
Fahri: Şeref ve itibar için yapılan iş
Faik: Üstün, yüksek
Falih: Başarı kazanan, isteğine ulaşan
Faris: Ferasetli, anlayışlı, atlı, süvari, Ferasetli, anlayışlı, atlı, süvari
Faruk: Haklıyı haksızı ayırabilen
Fatih: Fetheden, hüküm veren
Fazıl: Faziletli, ahlaklı
Fazlı: Erdemlilik, iyilik
Fecri: Tan yeri ağarması
Fehim: Anlayışlı, zeki
Fehiman: Anlayışlı, zeki
Ferda: Yarın, gelecek
Ferdi: Kişiye özgü
Ferdi: Kişiye özgü
Ferhad: Güçlükleri yenip bir yeri ele geçiren, ünlü halk masalı ferhad ile şirin’in ferhad’i
Ferhan: Sevinçli, mutlu
Ferhat: Güçlükleri yenip bir yeri ele geçiren
Ferid: Eşsiz, tek, benzeri olmayan
Feridun: Eşsiz, tek
Ferit: Avcı kuş
Ferkan: Güçlü, saygın soydan gelen
Ferruh: Uğurlu. Kutsal
Fethi: Fetihle ilgili
Fethullah: Allah’ın fetih kısmet ettiği, dinin açılması
Fevzi: Kurtuluşla, zaferle ilgili, galip, üstün gelen
Feyiz: Nimet, ihsan, bereket
Feyyaz: Faydalı, verimli, bereketli
Feyzi: Bollukla, bereketle ilgili, bilimle ilgili
Feyzullah: Allah’ın bilimi, bereketi
Feza: Sonsuz genişlik, sema, uzay
Fırat: Doğu anadolu’da karasu ve murat ırmaklarının birleşmesiyle oluşan, ülkemizden çıktıktan sonra irak’ta dicle ile birleşen basra körfezi’ne dökülen büyük bir irmak
Fikret: Düşünce, akıl, anlayış
Fikri: Düşünceyle ilgili
Firuz: Mutlu, sevinçli
Firuzan: Patlayıcı, yanıcı. Galip üstün gelen, kazanan
Fuad: Kalp, gönül
Fuat: Kalp, gönül
Furkan: Doğruyu yanlıştan ayırma çok şerefli, muhterem
Gaffar: Günahları affedici,Allah’ın isimlerinden
Gafur: Bağışlayıcı, örten, Allah’ın isimlerinden
Galip: Üstün gelen, kazanan
Gani: Zengin, varlıklı, bol
Garip: Zavallı, kimsesiz, yabancı, hüzün veren
Gazanfer: Aslan, yiğit, yürekli
Gazi: Allah yolunda savaşan, savaşta yaralanmış kişi, savaşta yararlılık göstermiş, basarı kazanmış komutanlara verilen ünvan
Gediz: Su birikintisi, gölcük, ege bölgesin’nde bir akarsu; adını bu akarsudan alan bir ilçe
Gencal: Genç, taze
Gencalp: Genç, yiğit, bkz.gençalp
Gencay: Bkz. Gençay
Gence: Azerbaycan’da bir şehir
Gencer: Delikanlı, genç yiğit bkzz. Gençer
Genco: Genç
Genç: Yaşı ilerlememiş olan, yaşlı olmayan, canlı, dinç
Gençalp: Genç yiğit
Gençay: Yeni doğan ay, ilk ay
Gençer: Delikanlı, genç yiğit
Gençkal: Hiç yaşlanma, herzaman genç kal
Gençsoy: Yaşlı olmayan soydan, dinç kimse, genç soylu, soylu genç
Geray: Gök renginde ay
Gerçeker: Aslına uygun nitelikler taşıyan yiğit, gerçek yiğit
Gezgin: Yeni yerler görmek ereğiyle geziye çıkan kimse
Giray: Kudretli, kuvvetli. Kırım hanlarının unvanı
Girgin: Herkesle çabucak ahbaplık, yakınlık kurabilen, sokulgan kimse
Gizay: Gizlenmi ay, saklı ay
Gizer: Giz gibi saklanan yiğit
Gizmen: Giz saklayan kimse, sırdaş
Göğem: Göğermiş ekin, yapraklanmış, ekin; yeşile bakan mor; bir tür yaban mersini
Göğen: Gök, mavi, yeşillik
Gökalp: (‘alp’taki ‘i’ kalın okunur) gök gözlü yiğit
Gökay: Mavi ay; gökyüzündeki ay
Gökbaran: Gökteki güç; gök gücü
Gökbay: Gök yüzlü ve zengin kimse
Gökbel: Yeşil bir dağın geçit veren yeri
Gökbelen: Yeşil bir dağın geçit veren yeri; yeşil tepe
Gökben: Mavi renkli benek
Gökberk: Mavi gözlü, sert kişi
Gökbey: Mavi gözlü bey
Gökcan: Mavi gözlü dost, candan kişi
Gökçe: Güzel, sevimli, mavi gözlü, gökle ilgili, gök gibi
Gökçeer: Mavi gözlü yiğit, sevimli yiğit
Gökçel: Gök ile ilgili, gök rengini andıran
Gökçem: Mavi gözlüm
Gökçen: Güzel, seviml, mavi gözlü ve sarışın, yiğit, efe
Gökçener: Mavi gözlü yiğit
Gökçer: Mavi gözlü yiğit, gökçe er
Gökçin: Külrengi, kır, kurşuni
Gökdal: Yeşil dal, taze dal
Gökdeniz: Mavi deniz
Göker: Gökyüzünün yiğidi, gök yüzlü erkek, mavi gözlü kimse
Gökhan: Eski türklerde gök tanrısı, göklerin hakimi
Gökmen: Mavi gözlü ve sarışın kimse
Gökmenalp: Mavi gözlü ve sarışın yiğit
Gökmener: Mavi gözlü ve sarışın erkek, mavi gözlü sarışın yiğit
Göksagun: Mavi gözlü hekim
Göksel: Gökyüzüyle ilgili
Gökseven: Mavi seven, gökyüzünü seven
Göksever: Mavi sever, göğü sever, gökyüzünü sever
Göksoy: Mavi gözlü, sarısın soydan gelen
Göksu: Mavi su, türkiye’nin birçok yerinde akarsu adı
Göksun: Kahramanmaraş ilinde bulunan ve seyhan irmağı’na karışan bir çay ve bu çaydan adını alan bir ilçe
Gökşen: Mavi gözlü ve şen kimse
Gökşin: Yağmurdan sonra gökyüzünde görülen yedi renkli kuşak, gökkuşağı, alkım
Göktan: Mavi şafak, mavi tan
Göktaş: Mavi taş, uzaydan yere düşen taş, göktaşı
Göktekin: Gökyüzlü ve biricik, mavi gözlü şehzade
Göktuna: Mavi tuna
Göktunç: Mavi gözlü ve tunç gibi
Göktürk: 552-745 yılları arasında orta asya’da hüküm süren, bumin han’ca kurulmuş olan türk devleti ve bu devletin halkından olan kimse
Gönen: Mutlu ol, sevin
Gönenç: Varlık, bolluk, mutluluk, sevinç
Görgün: Görme yetisi olan, gören, görmüş olan, iyi gören
Görkay: Güzel ay, görkemli ay
Görkem: Gösteriş, görünüş, gürbüz, iyi gelişmiş, göz alıcı ve gösterişli olma hali, göz alıcılık, gösterişlilik
Görker: Güzel ve yiğit kimse
Görkmen: Alımlı, yakışıklı yiğit, görkemli erkek
Gözen: Albenisi olan, göze güzel görünen, çekici, pınar, kaynak, göze
Güçal: Kuvvet al, güç al
Güçhan: Çetin han, güçlü han
Güçkan: Güçlü soydan olan kimse
Güçlü: Dayanıklı, zorlu, gücü olan, kuvvetli, sözü geçer
Güçlüer: Dayanıklı, zorlu yiğit, güçlü yiğit, sözü geçer yiğit
Güçlütürk: Dayanıklı, zorlu türk, kuvvetli türk
Güçsel: Çetin sel, zorlu sel, güçle ilgili, enerjik
Güçyener: Yenici güç, zorlu güç
Güçyeter: Yeter güç
Güleç: Herzaman gülen, güler yüzlü, güler yüzlü ve sevimli
Güleçer: Güler yüzlü yiğit
Gülener: Güler yüzlü yiğit, güleç er
Gülertan: Gülümseyen sabah vakti
Gülesin: ‘gülmek’ eyleminden bir iyi dilek
Gülez: Gülü ayaklarında çiğne
Gülhan: Gül evi
Gülmen: Güler yüzlü kimse, güleç
Gültan: Sabah vaktinin gülü, tan gülü
Gültekin: Tek gül, biricik gül, gül gibi güzel ve tek, gül şehzadesi
Günal: Kırmızı güneş, al güneş
Günalp: Güneş gibi ve yiğit
Günaltan: Kızıl sabah vakti ve güneş
Günaltay: Altaylar’dan doğan güneş, altay güneşi
Günay: Güneş ve ay, güneş gören yer, güney
Günaydın: Sabahları söylenen bir esenleme sözü, ‘gününüz aydın olsun’
Günberk: Güneş gibi yakıcı ve sert
Günce: Gün, yani güneş’e benzeyen, günü gününe tutulan,
Gündaş: Aynı günde doğanlardan her biri, aynı gün olan, gündeş
Gündeniz: Güneş ve deniz, güneşli deniz
Gündeş: Aynı günde doğanlardan her biri, aynı günde olan
Gündoğan: (güneş doğarken doğan çocuklara konulan adlardan) doğan güneş, doğan gün
Gündoğdu: Doğudan esen yel, güneşin doğduğu yön
Gündüz: Bir günün sabahtan akşam dek süren aydınlık bölümü
Güner: Güneşin doğma vakti, günün erken zamanı
Güneri: Günün yiğidi
Güney: Dört yönden biri, her zaman güneşli yer
Güngör: Mutlu, neşeli yasa
Günhan: Oğuz han’ın oğlu
Günkut: Günün uğuru
Günsel: Gün ışığı, ışık seli
Günser: İşık ver, parla
Güntan: Güneşin doğuşundan az önceki zaman
Güntekin: Güneş gibi tek
Günyüz: Aydınlık yüzlü
Güral: Hakkını bol bol, çok al
Güralp: Güçlü yiğit
Güray: Bereketli ay
Gürbüz: Güçlü, iyi yetişmiş
Gürcan: Güçlü, coşkulu can
Gürel: Hareketli, coşkulu, maviye yakın bir renk
Gürhan: Güçlü, kuvvetli han
Gürkal: Gürbüz kal
Gürkan: Gürbüz, kanı bol
Gürol: Hayat boyu her şeyin bol olsun
Gürsel: Taşkın, bol sulu sel
Gürsoy: Güçlü, kalabalık soydan
Gürsu: Çok, güçlü su
Gürtan: İşıklı, geniş tan yeri
Güven: Kuşku, korku duymadan bağlanma, inanma, cesaret
Güvenç: Güven, sevinçli, dayanak
Güzey: Güneş görmeyen yer, kuzey
Habib: Seven, sevgili dost, sevilen dost
Hafiz: Koruyan, saklayan, kur’an ı ezberlemiş kişi
Hakan: Eskiden türk imparatorlarına verilen unvan. Kağan
Hakkı: Doğrulukla, adaletle ilgili
Haldun: Sonsuz, ebedi olan
Halid: Sonsuz, sürekli, bir yıldan çok yaşayan
Halil: Yakın dost
Halim: Sessiz, sakin, yumuşak huylu, yavaş
Halis: Katıksız, saf, temiz, hilesiz, yalnız
Halit: Sonsuz, sürekli, bir yıldan çok yaşayan
Haluk: İyi huylu, geçimli
Hamdi: Allah’ı övmek, şükretmek
Hamdullah: Allah’ın övgüsü
Hami: Himaye eden, koruyan
Hamid: Övgüye değer, tanrının adlarındandır
Hamil: Sahip, malik, taşıyan, gözeten
Hamit: Övgüye değer
Hamza: Aslan, heybetli, azametli
Haris: Bekçi, gözcü, kollayıcı
Harun: İnat eden, huysuz
Hasan: Güzellik, iyilik
Hasbi: İsteyerek ve karşılık beklemeden yapılan
Hasib: Hesap görücü, Allah’ın isimlerinden
Haslet: İnsanın yaradılıştaki huyu
Haşim: Gösterişli, muhteşem
Haşmet: Gösteriş, büyüklük, ululuk
Hayati: Dirilik, canlılık, önemli, hayatla ilgili
Haydar: Aslan, cesur, yiğit
Hayrettin: Dinin hayırlı, mübarek kıldığı
Hayri: Hayırla, iyilikle ilgili
Hayrullah: Allah’ın hayırlı ettiği
Hazar: Barış, güven
Hazer: Deniz, büyük su
Hazim: Akıllı, işbilir
Heper: Bütünüyle yiğit, hep yiğit, her zaman yiğit
Hepgüler: Her zaman güler
Hepyener: Her zaman yener, hiç yenilmez
Heybet: Korku ve saygı uyandıran görünüş
Hıdır: Ölümsüzlüge kavuştuğuna inanılan, hızır
Hıncal: Öcünü onda koyma, öcünü al, öç al
Hızır: Ölümsüzlüğe kavuştuğuna inanılan kişi
Hızlan: Elini çabuk tut, hızını artır
Hidayet: Doğru yola girme, müslüman olma
Hikmet: Bilgelik, tanrının nedeni anlaşılmayan amacı, özlü söz, vecize
Hilmi: Sakin, yumuşak huylu
Himmet: Çaba, emek, çalışma, irade, yardım, ermiş kişinin yaptığı etki
Hiram: Yürüme, gezinme
Hulagü: Abbasi devletini yıkan İlhanlı hülkümdarı
Hulki: Yaradılışla ilgili, iyi huylu
Hulusi: Saf, içi temiz, samimi, içten
Hurcun: Özgür
Hurşit: Güneş
Hüdai: Hidayete ermiş
Hüdaverdi: Allah’ın verdiği
Hülagü: İlhanlılar devleti’ni kuran türk moğol hükümdarı
Hünkar: Uğurlu, genç osmanlı sultanlarına verilen bir ad
Hüray: Ay gibi özgür
Hürcan: Özgür
Hürkan: Özgür soydan gelen
Hüsam: Keskin kılıç
Hüsamettin: Dinin keskin kılıcı
Hüseyin: Küçük sevgili
Hüsmen: Hüseyin
Hüsnü: Çok güzel ildir Parıltı, parlayış, alacakaranlık
Hüsrev: Padişah, hükümdar. İlgaz atın dört nala koşması, akın, hücum
Ilgaz: Çankırı-kastamonu arasında, batı karadeniz bölgesi’nin en yüksek dağlar topluluğu
Irmak: Taşıdığı su ve genişliği bakımından en büyük akarsu
Işık: Güneş ve benzeri bir kaynağın yaydığı aydınlık;
Işıkalp: Işıklı yiğit
Işıker: Aydınlık yiğit, ışıklı yiğit
Işıkhan: İşıklı han
Işıl: Çok aydınlık, parlak
Işılar: Parlaklık verir, pırıl pırıl eder, ışıldar, ışık yayar, parlar şavkır
Işıltan: Şafak ışığı
Işıltı: Titrek ışık, pırıltı, parıltı
Işıner: Işın saçan yiğit
İbrahim: İnananların babası, peygamber
İçöz: İçi özü olan
İdris: Hoş kokulu bir kiraz türü, bilimde ileri düzeyde olan, peygamber
İğdemir: Araba okunun demiri, dülgerlerin ve heykelcilerin ağaç yontma aracı
İhsan: İyilik, bağış, bağışlama
İkbal: Şans, talih, işlerin yolunda gitmesi, mutlu olmak, arzu istek
İlbars: Ülkenin parsı, xvi.yüzyılda harizm ya da özbek hanlığı devleti’ni kuran kişi
İlbay: Bir ilin, bir obanın yöneticisi
İlbey: Vali
İlbilge: Ülkenin, yurdun bilgesi
İlcan: Ülkede en sevilen
İldeniz: Ülkenin, yurdun denizi,
İldiz: Yıldız, gündönümünden 10 gün öncesi
İlgar: Çabuk, hızlı, hücüm, akın, havanın açık olması, öfke
İlgazer: Ilgaz dağlarının yiğidi
İlgi: İlişki, yakınlık duyma
İlgün: Bütün ülke, bütün halk, herkes el gün
İlhami: İçe doğanlarla, esinle ilgili
İlhan: Ülkenin başı, ülkenin yöneticisi, moğol devlet başkanlarına verilen unvan
İlkan: İran’da ilhanlılardan sonra kendi adıyla bir devlet kuran türk
İlkay: Yeni ay, ayın ilk hali
İlkcan: İlk doğan erkek çocuklara verilen ad
İlke: (ilk çocuk için) kendisinden vazgeçilmeyecek ana düşünce, uyulması gereken davranış kuralı
İlker: İlk doğan erkek çocuk
İlkgün: (ilk çocuk için) birinci gün
İlkin: (ilk çocuk için ya da ikiz doğumda ilk doğan için) ilk önce, önce
İlkiz: (ilk çocuk için) birinci iz
İlköz: (ilk çocuk için) özden doğmuş ilk kişi, birinci
İlkut: Kutlu ülke, kutlu yurt
İlkutlu: Uğurlu il, kutsal ülke, kutlu ülke
İlsavaş: Ülke için savaş
İlsavun: Ülkeyi savun
İlsev: Ülkeyi sev
İlseven: Ülkeyi seven
İlsever: Ülkeyi sever, ülke sever
İltan: Ülkenin ışığı
İltay: Ülkenin yavrusu, çocuğu
İltekin: Tek eşsiz ülke
İlter: Yurdunu seven, koruyan
İlteriş: Ülkeyi derleyip topralayan
İltüzer: Ülkeyi düzene sokan, derleyip toplayan
İlyas: Yağmurlara hükmeden peygamber
İmdat: Yardım eden, son olması istenilen çocuğa konulan ad
İmge: Düş, görüntü, tasarım
İmran: Evine bağlı kalan
İmre: Dost, arkadaş, ağabey
İnal: Güvenilir arkadaş, inanılır kimse, dost, inanca veren, inanılan, şehzade, prens, han
İnalkut: İnanılır ve uğurlu kimse, uğurlu şehzade
İnaltekin: Güvenilir ve biricik olan, şehzade, prens
İnan: Tanrı’ya inanış, bir kimsenin ya da bir şeyin doğruluğuna, gücüne, büyüklüğüne sarsılmaz bir duygu ile inanma
İnanç: Bir düşünceye bağlılık, iman, doğru, emin
İnanır: İnanan kişi, inanan ve güvenen kimse
İnanöz: İnanan kimse, özüyle inanan kişi, inanan öz
İncebey: İnce yapılı ve soylu kişi, incelikli bey kişi
İnsel: İnden, mağaradan çıkan sel, in seli
İrem: Cennet, nişan tahtası, bir tür müzik aleti
İren: Kendini tanrı’ya adamış kimse, ermiş kimse, eren
İrfan: Bilme, anlama, sezme, kavrama gücü
İrtek: Erken doğan, er doğmuş
İsa: Tanrının yargılaması, dört büyük peygamberden biri, hristiyanlığın kurucusu
İshak: Bilgin olarak tanınan bir peygamer
İskender: Yunanistan, iran, anadolu, suriye ve hindistan’ı fethetmiş makedon kumandanı
İslam: İslam diniden olan, müslüman
İsmail: İbrahim peygamberin oğlu, kutsal kitaplarda adı geçen peygamber
İsmet: Masumluk, temizlik, haramdan çekinme
İstemihan: Göktürk devleti’nin kurucusu bumin kağan’ın kardeşi, göktürk devleti’ni güçlendiren türk hakanı
İşcan: Çalışkan
İşçen: İş sever, çalışkan, becerikli, işbilir
İzgütay: İyi yavru, iyi tay
İzzet: Değer, kıymet, kuvvet, kudret, hürmet, saygı
Jerfi: Derinlik
Jiyan: Kızgın, hışımlı
Kaan: Hanlar hanı, hakan, han, orta asya’da eskiden moğol imparatorlarına verilen unvan, imparator
Kaan: Hakan, hükümdar, çin ve moğol hükümdarlarına verilen ad
Kabil: Hz.Adem’in oğullarından, ağabeyini öldürdü
Kadem: Uğur, ayak adımı, yarım arşın
Kadir: Kuvvetli, güç sahibi, değer, onur, şeref
Kadri: Değer, kıymetle ilgili
Kadrican: Değerli itibarlı can, dost
Kahraman: Yiğit, cesur, bir olayın baş kişisi
Kalender: Alçakgönüllü, gösterişsiz
Kamber: Köle, dost
Kamer: Ay, sadık hizmetli
Kamil: Olgun, yetkin, kültürlü, bilgili, tam, eksiksiz
Kamuran: Arzusuna erişmiş
Kanber: Evin emektarı, büyüğü
Kandemir: Sağlam kan, kanı sağlam olan kimse, sağlam demir
Kani: Kanaat eden, razı olan
Kapkın: Ansızın yakalayıp alabilen, ısırıp parçalayan, hemen kapan, alan, kapgın, kapan
Kaplan: Hindistan ve afrika ormanlarında yaşayan, aslan büyüklüğünde, postu çizgili, kedigillerden yırtıcı, güçlü bir hayvan
Karaalp: Karaalp yiğit
Karabey: Esmer, rengi karaya çalan bey
Karaca: Geyik türünden, boynuzları küçük ve çatallı bir av hayvanı, dağkeçisi, yaban keçisi, eti yenen bir kuş, (mecaz olarak)
Karacabey: Esmer, rengi karaya çalan bey, kahramanlığıyla tanınmış türk kumandanı
Karacan: Yağız, bir ağaçcık, dedem korkut öykülerinde bir yiğit
Karahan: Esmer hükümdar
Karakan: Bir tür dağ ağacı
Karan: Karanlık
Karanalp: Kara yağız yiğit
Karatay: Selçuklu devlet adamı
Karayağız: Yağız, ünlü halk ozanı karacaoğlan2ın adından
Karer: Yağız yiğit
Kartal: Kızıl kara tüylü, güçlü kıvırcık gagalı, iri ve güçlü, yıryıcı bir kuş
Kartay: Yaşlı, pir
Karun: Zenginliğine güvenip kibirlenen
Kasım: Bölen, taksim eden, ezici ufaltıcı
Kaya: Büyük, sert taş kütlesi
Kayaalp: Kaya gibi sert yiğit
Kayacan: Kaya gibi güçlü can
Kayaer: Kaya gibi sert ve sağlam yiğit
Kayahan: Güçlü, sert hükümdar
Kayan: (‘kaymaktan’ kayma işini yapan, akar gibi yer değiştiren, kayıcı,
Kayatekin: Kaya gibi sağlam şehzade
Kayatimur: Kaya demir, sert demir
Kayatürk: Kaya gibi sağlam ve sert türk
Kayhan: Güçlü hükümdar
Kayı: Osmanlıların kökeni olan oğuz boylarından birinin adı, sağlam, sert, güçlü, sağanak, bora
Kayıhan: Güçlü kağan, sert han, sağlam han
Kaynak: Bir suyun çıktığı yer, göze, pınar
Kayra: Büyük birinden gelen iyilik, ihsan
Kazım: Er, öfkesini yenen kimse. Hırsını dizginleyen
Kemal: Olgunluk, en yüksek değer, erdem
Kemalettin: Dinin olgunluğu, değeri
Kenan: Hz.yakup’un ülkesi. Cennet, filistin
Kerem: Soyluluk, cömertlik, bağış
Keremşah: Asil, soylu şah, hükümdar
Kerim: Cömert, ulu, büyük
Kerimhan: Cömert, ulu hükümdar
Keyhan: Dünya
Kılıçaslan: Selçuk sultanlarının üçüncüsü, türklerin anadolu’yuyurt edinmesini sağlayan, haçlıları anadoku’dan kovan türk beyi
Kılıçer: Kılıç gibi keskin yiğit, kılıç gibi yiğit
Kınay: Hiç durmadan çalışan, çalışkan
Kıraç: Su bulunmayan toprak, kurak toprak, verimsiz toprak
Kıralp: Rengi kırçıl olan yiğit, kırçıl renkli yiğit, kır yiğit
Kıraner: Vurup ezerek parçalayan yiğit
Kırca: Kırçıla yakın, kıra benzer, kır gibi
Kırtekin: Kırçıl şehzade
Kıvanç: Mutlu bir olgudan duyulan şey, sevinç öğünç
Kıvançer: Sevinç olan yiğit, övünç olan yiğit, sevindiren kimse
Kıvılcım: Yanmakta olan bir şeyden çevreye sıçrayan ateş parçası
Koçer: Koç yiğit, yiğitler yiğidi
Koçhan: Yiğit kağan
Kolçak: Yiğit, mert, koçak
Konur: Bozla sarı arası bir renk, yanık kırmızı, gururlu, kibirli, kahraman,
Konuralp: Yiğitler yiğidi, onurlu yiğit
Konurata: Yiğit ata, onurlu ata
Konurbay: Onurlu ve varsıl, onurlu bey
Koral: Sınır muhafızı
Koralp: Kor gibi, kor ateş gibi yiğit
Koray: Kor renkli ay
Korcan: Kor ateş gibi kimse
Korçak: Heykel
Korel: Kor gibi etkili, yakıcı kişi
Korgün: Kızıl güneş, kor durumdaki güneş
Korhan: Ateş gibi kağan
Korkmaz: Hiçbirşeyden çekinmeyen, yiğit, yürekli
Korkut: Büyük dolu tanesi, cin, peri gibi hayali yaratıklar, korkusuz, cesur
Kortan: Kıpkızıl şafak, güneş’in doğmasından önceki kızıllık
Koşal: Koşarak git ve al
Köker: Soyca yiğit olan kimse, kökü yiğit
Köknar: Çam türünden, yatay dallı, kerestelik bir orman ve süs ağacı
Köksal: Kökünü derinlemesine sal, soyun genişlesin
Köksalan: Kökleşmş olan, kök salmış olan
Köksan: Köklü ün, köklü ad
Köksoy: Kökü derinlere giden soydan olan
Kubat: Kaba, şişman
Kubilay: Çin’de ‘yu-an’ adıyla yeni bir hanedanlık kuran moğol imparatoru, kubilay han
Kudret: Güç, kuvvet, tanrının gücü, zenginlik, yetenek
Kunt: Sağlam yapılı, sağlıklı, dayanıklı, kalın, sert
Kunter: Sağlam, kuvvetli
Kuntman: Sağlam ve iri yapıl erkek
Kuraner: Kurucu kişi
Kurtalp: Kurt gibi yiğit
Kurtbey: Kurt gibi atılgan, güçlü
Kurter: Aldanmaz yiğit, işini iyi bilen yiğit, kurt yiğit
Kurtul: Güç bir durumdan kendini kurtar
Kurtuluş: Tehlikeli ve kötü bir durumdan kurtulma
Kutal: Uğur al, uğurla ilgili, uğursal
Kutalp: İyilik getiren yiğit, uğurlu yiğit
Kutan: Dua, yalvarma, saka kuşu
Kutay: Uğurlu ay
Kutbay: Uğurlu bey
Kutberk: Uğurlu ve sağlam
Kutcan: İyilik getiren kimse, kutlu kimse
Kuter: İyilik getiren yiğit, kutlu yiğit
Kutgün: Kutsal gün, kutlu günde doğmuş
Kuthan: Uğurlu kağan, kutlu kağan
Kutkan: Uğurlu kan, kutlu kan
Kutlay: Uğurlu ay, kutlu ay
Kutlu: İyilik, uğur getirdiğine inanılan, uğurlu kutsal
Kutlualp: Uğurlu yiğit
Kutlubay: İyilik ve zenginlik getiren
Kutlubey: Uğurlu bey
Kutlucan: Uğurlu ve can kimse
Kutluel: Uğur getiren el
Kutluer: Uğurlu yiğit
Kutluğ: Uğurlu, mutlu
Kutluğhan: Uğur getiren kağan, oğuz han’ın torunu
Kutluhan: Uğur getiren kağan
Kutluk: Uğurlu
Kutlutekin: Uğurlu ve biricik, uğur getiren şehzade, uğurlu prens
Kutlutürk: Uğurlu türk, kutsal türk
Kutsal: Tapınılacak ya da uğrunda can verilecek denli sevilen; dokunulmaması gereken; uğur getirdiğine inanılan uğurlu, kutlu
Kutsalan: Uğur getiren, uğur salan
Kutsalar: Uğur getiren kimse, uğur getiririr, kut gönderir
Kutsan: Uğurlu ad, kutlu ad
Kutsay: Uğurlu say
Kutsoy: Kutlu soydan gelen, soyu kutlu
Kuzey: Kürşat Göktürk prensi
Kuzgun: Bir tür karga
Kürşat: Açılış merasimi, bir cins tavla oyunu
Kürşat: Göktürk prensi. Lami
Laçin: Bir cins şahin, sarp, yalçın
Lami: Sert, çatık kaşlı veya aslan
Latif: Yumuşak, güzel, nazik, şakacı
Lemi: Parlama, parıltı
Levend: Osmanlı donanmasında denizci, yakışıklı, boylu poslu
Levent: Dünya, varlık
Lokman: Doğruluk gösteren-adaletli davranan
Lütfi: Hoşluk, iyi davranış. Macid şan, şeref sahibi, iyi ahlaklı
Lütfullah: Çok övülmüş, methedilmiş
Macit: Şan, şeref sahibi, iyi ahlaklı
Mahir: Becerikli, hünerli
Mahmut: Övülmeye değer, hamdolunmuş
Mahsun: Güçlendirilmiş, güçlü
Maksut: İstek, niyet, maksat, varılmak istenen yer
Malik: Sahip, elinde bulunduran
Malkoç: Ünlü bir akıncı soy olan malkoçoğullarının atası malkoç mustafa bey’in adından
Mansur: Yardım edilmiş, tanrının yardımıyla galip gelmiş
Mazhar: Bir şeyin göründüğü, çıktığı yer, onurlanma
Mecid: Çok ulu, yüce
Mecit: Çok ulu, yüce
Mecnun: Cin çarpmış, delice seven, tutkun, leyla ile mecnun hikayesinin mecnun’u
Medeni: Uygar, şehirli, terbiyeli, nazik
Medih: Övme konuşu olan
Mehdi: Allah tarafından hidayet verilmiş olan
Mehmet: Muhammed isminin türkçe’de söylenişi
Melih: Güzel, şirin, sevimli
Melik: Hükümdar, hakan, mal sahibi
Melikşah: Büyük Selçuklu Hükümdarı
Memduh: Övülmüş, övülecek
Memnun: Minnet eden, hoşnut, sevinçli
Menderes: Bir akarsu yatağının az eğimli ova ve vadilerde çizdiği kıvrım
Mengüalp: Ölümsüz yiğit
Mengüer: Ölümsüz yiğit
Mengühan: Ölümsüz kağani hulagu han’ın kardeşi, moğol hanı
Mengütaş: Ölümsüz taş, bengi taş
Mengütekin: Ölümsüz şehzade
Mengütimur: Ölümsüz ve demir gibi sağlam, ölümsüz demir
Mensur: Saçılmış, dağılmış, ölçüsüz, uyaksız söz
Mercan: İskeleti kalkerli kırmızı renkli, koloniler halinde kayalık yerlerde yaşayan deniz hayvanı
Merdan: Mertler, yiğitler
Meriç: Balkan yarımadasında bir akarsu
Meriçtan: Meriç irmağı’nın şafağı, meriç kıyısındaki sabah vakti
Merih: Bir gezegen
Mert: Sözüne güvenilir, yiğit, adam, insan
Mertkal: Herzaman mert olarak yaşa
Mertol: Sözünün eri ol, yiğit ol
Mesut: Mutlu, bahtiyar
Mete: Büyük Türk Hun İmparatoru, cengi
Metin: Metanetli, sağlam, özü, sözü doğru, güvenilir
Mevlüt: Yeni doğmuş çocuk, doğulan zaman
Mihrican: Sonbahar
Miray: Ayın ilk günleri
Mirkelam: Güzel, nazik konuşan
Mirsat: Gemi çapası
Mirza: Hükümdar soyundan gelen
Mithat: Övme
Muammer: Ömür süren, yaşayan
Muhammet: Bkz. Muhammed
Muharrem: Haram kılınmış, ay takviminin ilk ayı
Muhittin: Dini saran, çevreleyen
Muhlis: Katıksız, halis, dostluğu içten olan
Muhsin: Bağışta iyilikte bulanan
Mukbil: Mutlu, bahtiyar
Murat: Arzu, istek, dilek
Murathan: Arzulu hükümdar naci Kurtulan, cennetlik
Murtaza: Allah’ın (c.c.) razı olduğu kişi
Musa: Bir vasiyeti yerine getirmekle görevlendirilmiş kişi
Mustafa: Seçilmiş, güzide
Muştu: Sevindirici haber, iyi haber
Mutlu: Bütün istek ve özlemlerine kavuşmuş olan, mesut
Mutlualp: Özlem ve isteğine kavuşmuş yiğit
Mutluay: Mutlu ve ay gibi olan
Mutlugün: Sevindirici gün; mutluluk veren gün
Mutluhan: Mutluluğa erişmiş hükümdar
Mutlutekin: Özlem ve isteklerine kavuşmuş ve biricik kimse, mutlu şehzade
Muttalip: İsteyen, talepte bulunan
Muzaffer: Zafer kazanmış, üstün
Müfid: Anlamlı, faydalı
Müjdat: Müjdeler, sevinçli haberler
Mükremin: ağırlanmış, ikram olunmuş
Mümtaz: Ayrı, üstün tutulmuş
Münir: İşık veren, parlak
Müren: Dereden büyük akarsu, çay, ırmak moran
Mürsel: Gönderilmiş, peygamber
Müslim: İslam dininden olan, müslüman
Müşfik: Şefkatli, merhametli. Nabi haberci, haber veren, yerden fışkıran, akan
Naci: Kurtulan, cehennemden kurtulmuş, cennetlik
Nadi: Haykıran, seslenen, toplantı
Nadir: Az bulunur
Nafi: Yararlı, şifa, hayırlı
Nafiz: Becerikli, atılgandelen, içeri işleyen, etkili, sözü geçen
Nahit: Venüs gezegeni, zühre, ergen
Nail: Muradına ermiş
Naim: Varlık içinde yaşayan, zengin, cennetin bir bölümü
Naki: Temiz, pak, çok zarif, güzel
Namık: Yazıcı, katip
Nasir: Yardımcı, yardım eden
Nasrettin: Dine yardımı dokunan
Nasuh: Öğüt veren, temiz
Nasuhi: Bozulmaz biçimde tövbe eden
Naşit: Şiir yazan, okuyan
Nayman: Sekiz; batı moğolistan’da yaşayan ve sekiz oymaktan oluşan türk topluluğu
Nazım: Düzenleyen, manzume yazan
Nazif: Temiz, zarif
Nazir: Bakan, gözeten, bakan, vekil
Nazmi: Nazımla, şiirle ilgili, sıralı
Nebil: Yüksek nitelikli, akıllı, anlayışlı, bilgili
Necat: Kurtulma
Necati: Kurtuluşla ilgili
Necdet: Kahramanlık, yiğitlik
Necip: Soylu, soyu temiz
Necmettin: Dinin yıldızı
Necmi: Yıldızlarla ilgili
Nedim: Tatlı, güzel konuşan
Nedret: Az bulunan, seyrek
Nehar: Gündüz
Nejat: Soy, nesil, doğa, yaradılış
Nesim: Yumuşak rüzgar, iyi, yumuşak huylu
Neşat: Sevinç, neşe
Neşet: Meydana gelme, yetişme
Nevra: İşıklı, parlak, çiçek
Nevzat: Yeni doğmuş
Neyzen: Ney çalan
Nezih: Temiz, lekesiz, rahat, huzurlu, kibar
Nezihi: Temizlikle, saflıkla ilgili
Nida: Bağırma, seslenme
Nihat: Huy, yaradılış
Nimet: Lütuf, bağış, mutluluk
Niyazi: Kaide, kural, düzen, tertip, yasa
Nizam: Kural, düzen, sıra, yasa
Nizamettin: Dinin yasası, kuralı
Nizami: Nizam, düzenle ilgili
Noyan: Ordular komutanı, başkomutan, soylu kişi
Nuh: Üçüncü peygamber
Numan: Kan, gelincik
Nuralp: Aydınlık saçan yiğit
Nurbay: Aydınlık saçan erkek
Nurer: Aydınlık saçan yiğit
Nurettin: Dinin ışığı, aydınlığı
Nuri: Nurle, ışıkla ilgili
Nurkan: Aydınlık, temiz soydan gelen
Nurkut: Aydınlık sal, ışık ver
Nursal: Aydınlık sal, ışık ver
Nurullah: Allah’ın (c.c.) nuru
Nusret: Yardım, tanrının yardımı, başarı
Nusrettin: Dinin üstünlüğü
Nuyan: Soylu kişi, noyan
Nüvit: İyi haber, müjde. Ogün belirli bir günde doğan
Nüzhet: Neşe, ferahlık, sevinç oflaz Eksiksiz, tam, gürbüz, yakışıklı, becerikli, eflatun
Oben: Erkek deve
Obuz: Su gözesi, göze kaynak
Odhan: Ateş kağan, ateş han
Odkan: Ateş kan, ateşli kan, kaynayan kan, deli kan
Ogan: Barış tanrısı, gök tanrısı, güneş, güçlü, yiğit, bkz. Oğan, okan
Oganalp: Güneş gibi yiğit, gök tanrısı gibi yiğit, güçlü yiğit, bkz
Oganer: Gök tanrısı gibi yiğit, güçlü yiğit. Bkz. Oğaner, okaner
Ogansoy: Tanrı soyundan, gök tanrısı soylu
Ogün: O bilinen ve anısı olan gün
Oğan: Güçlü, kuvvetli
Oğul: Erkek evlat, kovandan çıkan arı topluluğu
Oğulbal: Tatlı oğul, oğul balı, oğul arılarının yaptığı ak bal
Oğulcan: Can oğul
Oğultekin: Biricik oğul, şehzade
Oğultürk: Türk oğlu
Oğur: Uğur, samimi, içten
Oğuz: Sağlam, gürbüz, güçlü, iyi yürekli, iyi arkadaş, dost hun imparatoru oğuz han’ın adından
Oğuzalp: Sağlam yiğit, güçlü yiğit, iyi yürekli yiğit, dost yiğit
Oğuzer: Sağlam yiğit, güçlü yiğit, iyi yürekli yiğit, dost yiğit
Oğuzhan: Yiğit han, oğuzların efsanevi kahramanı
Oğuzman: Sağlam, gürbüz, güçlü kimse, iyi yürekli dost kimse,
Okan: Anlama, öğrenme, oğuz
Okanay: Güçlü ay, yiğit ay, güneş ve ay
Okay: Ok gibi doğru, ay gibi parlak
Okayer: Ok gibi doğru, ay gibi yiğit
Okaygün: Ok gibi doğru, ay gibi güzel, güneş gibi yakıcı kimse
Okbay: Ok gibi doğru ve varsıl kimse
Okcan: Hareketli, canı tez
Okdemir: Demirden yapılmış ok
Oker: Hızlı, hareketli
Okgüç: Ok gibi doğru ve güçlü
Okman: Okçu, ok atan kimse
Oksal: Ak at, oku sal, oku bırak
Oktar: Ok atan, okçu
Oktay: Öfkeli, sinirli
Oktunç: Ok tuncu; tunçtan yapılmış ok
Oktürk: Ok gibi türk
Okyar: Oku parçala
Olca: Savaşta ele geçirilen mal, ganimet
Olcaytuğ: Hulagu’nun torunlarından argun’un oğlu, ilhanlı hükümdarı
Olgaç: Bilgi ve görgüce olgunlaşmış kimse
Olgun: Bilgi ve görgüce gelişmiş
Olgunay: Dolunay durumundaki ay
Olguner: Bilgi ve görgüce gelişmiş erkek, olgunlaşmış erkek
Olgunsoy: Gelişmiş soy, olgunlaşmış soy
Oltan: Şafak ol, tan ol
Oltun: Saygı gösterilen ol, saygın ol
Oltunç: Tunç ol, tunç gibi sağlam ol
Oluş: Olma işi, olma biçimi var oluş
Omay: Seçkin, seçilmiş
Onan: Daha iyi bir duruma giren, eksiği kalmayıp gönül huzuruna eren, iyileşen
Onar: (‘onmak’tan) eksiği kalmayıp gönül erincine ulaşır, daha iyi bir duruma gelir, mutlu olur; (‘onarmak’tan) ‘işler duruma getir, düzelt’ anlamında buyruk
Onaran: İşler duruma getiren, düzelten
Onat: İyi, güzel, dürüst nitelikli
Onatkut: İyive uğurlu
Onay: Gerçekleme, doğrulama
Ongan: Özlem ve istekleri yerine gelmiş, mutlu
Onganer: Mutlu yiğit
Ongun: Tam, verimli, bayındır, kutlu, uğurlu, gelişmiş, gürbüz
Ongunalp: Mutlu yiğit, yararlı yiğit, kutlu yiğit, gürbüz yiğit
Onguner: Mutlu yiğit, yararlıı yiğit, kutlu yiğit, gürbüz yiğit
Onur: Kişinin kendine saygısı
Onural: Onur sahibi ol
Onuralp: Kendine saygısı olan, yiğit, onurlu yiğit
Onurhan: Onurlu hükümdar
Onursal: Onurla ilgili, onur niteliğinde; saygı göstermiş olmak için verilen
Oran: Karşılıklı uygunluk, iki şeyin birbirini tutması, iki şey arasında ya da parça ile bütün arasında bulunan bağıntı, anlayış
Oray: Kale burcu ve ay
Orbay: Kentli ve zengin
Orçun: Sağlam adam, bir görevde, birinden boşalan yere gelen kimse, ardıl
Orhan: Osmanlı imparatorluğu’nun ikinci sultanı orhan gazi’nin adından kent kağanı
Orhun: Orta asya’da büyük bir ırmak
Orkan: ‘orhan’ adının bir başka biçimi
Orkut: Kutlu, uğurlu şehir
Ortaç: Tepe, kendine miras kalan kimse; bir hükümdarlığın tahtına geçecek kimse, veliaht
Ortun: Ortanca kardeş
Ortunç: Tunçtan yapılmış gibi sağlam kale
Orun: Büyük bir görevlinin çalıştığı yer, makam
Orunbay: Büyük görevi olan kimse, makam sahibi
Oskay: Sevinçli, neşeli
Osman: Bir tür kuş, osmanlı’nın kurucusu
Otağ: Yüksek direkli, süslü, büyük çadır
Oytun: Kutsal, mübarek, beğenilen yer
Ozan: Sazla şiir söyleyen halk şairi; şair, şiir yazan kimse
Ozanalp: Şair ve yiğit kimse
Ozanay: Şair ve ay gibi kimse
Ozaner: Şair ve yiğit
Ozankan: Ozan soyundan gelen
Öcal: Sana yapılan kötülüğün acısını çıkar, öcünü al
Ödül: Bir başarı ya da iyilik karşılığında verilen armağan
Ögeday: Çok akıllı
Ögünç: Övünülecek şey
Öğün: (‘övünmek’ten buyruk) kendi kendini öv, kendi kendini yücelt, övün
Öğüt: Birine, yapması ya da yapmaması gereken şeyler üzerine söylenen söz
Öke: Olağanüstü yetenekleri olan kimse, dahi
Öker: Akıllı
Ökkeş: Erkek örümcek, bir dağın adı
Ökmen: Akıllı, zeki
Ökmener: Akıllı, yiğit, zeki yiğit
Öksel: Akılla ilgili, zeka ile ilgili, ussal, akılsal
Öktem: Yürekli, yiğit, güçlü, görkemli; ünlü
Öktemer: Yürekli yiğit, güçlü yiğit, görkemli yiğit, ünlü yiğit
Ökten: Güçlü, yiğit
Ömer: Yaşayış, hayat, ikinci halife
Ömür: Yaşayış, hayat
Önal: Üstün gel, önde ol
Önalan: Önce davranan, önde giden, başa geçen
Önay: Ayın ilk günlerindeki durumu, hilal
Öncel: Birine göre kendinden, önce gelen, selef; yol açan, yol gösteren
Öncü: Önder, yol gösteren, önde giden, bir işte yol açan
Öncüer: Önde giden yiğit, öncülük eden yiğit
Önder: Bir topluluğa başkanlık eden, önde giden, yol gösteren
Önel: Bir şeyin tamamlanması için verilen süre, vade
Önem: Bir şeyin nitelik ya da nicelik yönünden değeri olma durumu, değer
Öner: Başta gelen, yön, sıra
Öngör: Önceden gör, ilerde olacakları sez
Öngören: Önceden gören, önceden kestiren
Öngün: Önemli bir günün ya da bir bayramın öncesindeki gün, arife
Önol: Önderlik et
Önsel: Hiçbir denemeye dayanmadan, yalnızca akıl yordamıyla
Önsoy: Önde gelen soy
Önumut: Önde gelen umut, ilk umut
Örsal: Örsü al
Örsan: Örs gibi sağlam adı olan
Örsel: Örs gibi sağlam el
Övgü: Övmek için söylenen güzel söz, övme
Övgün: Övülen kimse
Övül: Başkasınca beğenil ve iyiliklerin söylensin
Övün: Kendi kendini öv, kendini yücelt
Övünç: Bir niteliği nedeniyle övünme işi, sevinme, sevinç, kıvanç
Övüş: Birinin iyiliklerini söyleyerek beğenildiğini belirtme, övme biçimi, övme yolu
Öymen: Evcimen, evine bağlı
Öz: bi R kimsenin benliği, içsel varlığı; bir şeyin temel öğesi (mecaz olarak) ana nokta, can alıcı nokta, ana öğe, bir şeyin en güçlü kısmı, özü, içine arılığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan
Özak: Özü ak, özü beyaz, ak öz, beyaz öz
Özakay: Özü ak ay, özü beyaz ay
Özal: Özü kırmızı, özü al renkte, gerçek al,
Özalp: Özü yiğit, öz yiğit
Özarı: Özü temiz özü arı
Özay: Özü ay gibi
Özbay: Özü zengin
Özbek: Yürekli, doğru, namuslu; orta asya’da yaşayan bir türk boyu, bu boydan kimse
Özberk: Özü sert, özü sağlam
Özbey: Özü bey
Özbilen: Herşeyin özünü bilen, az ama öz bilen
Özbilge: Özce bilge kişi, özü bilge
Özbilgin: Bilgin kimse, özce bilgil kimse
Özbilir: Her şeyin özünü bilir
Özbir: Özü sözü bir, doğru özlü
Özcan: Bir kimsenin kendi öz canı olan
Özçelik: Özü çelik olan kimse, sağlam özlü
Özçetin: Özü çetin olan kimse, çetin kimse
Özçevik: Hemen durum alabilen kimse, çevik kimse
Özdal: Dal gibi kimse, özü değerli
Özdeğer: Değerli kimse, özü değerli
Özdem: ‘içsel varlığım olan’ özü demir olan, demir özlü
Özdemir: Demir gibi kimse, özü demir olan, demir özlü
Özden: İçtenlikli kimse, içten davranışlı, içten, soyca temiz; özsu
Özdener: İçtenlikli davranan, kimse; soyca temiz yiğit
Özdilek: İçten dilenen şey, içsel dilek
Özdinç: Dinç kimse, özü dinç
Özdoğa: Özce doğaya benzeyen kimse
Özdoğal: Özce doğaya uygun, doğal kimse
Özdoğan: Özce şahin gibi olan kimse
Özdoğru: Doğru kimse, özü doğru
Özduru: İçsel varlığı duru kimse, temiz kimse, özü duru
Özdurul: İçsel varlıkça durulaş, özünü durulaştır, duru özlü ol
Özek: Ağacın, bitkinin içi, özü, çalışkan, güç, soluk, nefes, okla boyunduruğu birbirine bağlayan demir; bir şeyin ortası, göbeği
Özel: Yalnız bir tek şeye, bir ereğe ya da kimseye ayrılmış olan; her vakit görülenden ayrı, alışılmıştan, olağandan ayrı
Özenç: Bir şeyi elden geldiğince iyi yapmaya çalışma işi, özenme işi, özen
Özer: Özü yiğit, özce erkek, yiğit
Özercan: Özce erkek olan sevgili kimse, yiğit ve sevgil kimse
Özerdal: Özce yiğit ve dal gibi kimse
Özerdem: Özce erdemli kimse, özce iyilikçi, alçak gönüllü kimse
Özerhan: Ünlü uçbeyi, ünlü akıncı yiğit evrenos gazi’nin dedesi
Özerk: Kendi kendini yöneten
Özerkin: Özgür kimse, özerk kimse
Özerol: Özce yiğit ol
Özertan: Özce şafak vakti gibi olan
Özertem: Özce erdemli kimse, iyilikçi, alçak gönüllü, erdemli kimse
Özge: Başka, ayrı, başka yaradılışta olan, cana yakın, sıcak kanlı
Özgebay: Yaradılışça başka ve zengin kimse
Özgeer: Yaradılışça başka olan yiğit
Özgen: Yapıp ettiklerinden hiç kimseye karşı sorumlu olmayan, özgür
Özgenalp: Özgür yiğit
Özgenç: Genç kimse, özce genç
Özgener: Özgür yiğit
Özger: Özge er, başka er, özge yiğit
Özgü: Belli bir şeyde ya da kimsede bulunan, başkasında olmayan
Özgüç: Özü güçlü
Özgül: Pözü gül kimse; özellikle bir türle ilgili olan, o türe özgü olan
Özgüleç: Güler yüzlü kimse, özü güleç
Özgün: Hiç kimseye benzemeyen
Özgünay: Hiç kimseye benzemeyen ve ay gibi kimse
Özgüner: Hiç kimseye benzemeyen yiğit
Özgüneş: Güneş gibi kimse, özü güneş
Özgür: Başkasının kölesi olmayan, eyleminde kimseye hesap vermeyen, hür
Özgürcan: Özgür kimse, başkasının kölesi olmayan can, hür can
Özgürel: Özgürce iş gören el
Özgüven: İnsanın kendine inanma duygusu, insanın kendi özüne duyduğu güven
Özilter: Özü yurdu savunan
Özinal: Özü inanç verici
Özinan: Özü inandırıcı
Özkan: Soylu kan
Özkaya: Özü kaya, özü sağlam
Özker: Sağlam, sağlıklı, er; temiz yürekli yiğit, özger; iyilikçi; yardımsever
Özkul: Özü tanrı’ya kul olan
Özkut: Uğurlu kimse, özü kutlu
Özkutay: Uğurlu ay gibi kimse, özü uğurlu ve ay gibi güzel kimse
Özkutlu: Özü uğurlu, kutlu kimse
Özlek: Toprağın özlü, verimli yeri; zaman; doğaüstü güç
Özlen: Kendini özlet, özlenilecek biri ol; kaynak; küçük dere; ağaç kökü
Özler: Göreceği gelir, hasret çeker
Özlü: Özü olan, öz bölümü çokça olan; özleşmiş olan; içten gerçek
Özlüer: Özü olan yiğit, özlü yiğit
Özmen: Özü iyi, sağlam olan
Özmuştu: Özü muştu olan, özü müjde olan kimse
Özmut: Özü mut getiren, mutluluk veren
Özoğuz: Tam oğuz olan
Özok: Özü ok gibi doğru kimse, doğru özlü kimse
Özol: Bir şeyin en güçlü bölümü ol, özü ol
Özozan: Özü olan kimse, şair kimse
Özönder: Gerçek önder olan kimse
Özpeker: Özü sağlam yiğit
Özpolat: Özü çelik gibi yiğit
Özsel: Özü sel gibi olan, kimse; içle ilgili, içsel
Özsoy: Özü temiz, soylu kimse
Öztan: Gerçekşafak
Öztaş: Özü taş, taş gibi sağlam kimse
Öztek: Eşi benzeri olmayan kimse, özü tek olan
Öztekin: Biricik kimse, benzeri olmayan kimse; öz şehzade, tam bir şehzade
Öztimur: Özü demir olan, öz demir
Öztin: Gerçek ruh, öz ruh
Öztiner: Gerçek ruh olan yiğit
Öztok: Herşeye doymuş kimse, özü tok
Öztuna: Gerçek tuna irmağı
Öztunç: Tunç gibi sağlam kimse, özü tunç
Öztürk: Soyu türk olan
Özüak: Temiz özlü kimse
Özüdoğru: Doğru kimse, doğru özlü
Özün: Hakkıyla kazanılmış ün
Özüpek: Sağlam kimse
Özütok: Herşeye doymuş kimse
Özveren: Kendi özünden, kendinden veren kimse, kendi yararından vazgeçen, özverili
Paker: Sert, çatık kaşlı veya aslan
Pamir: Herşeye gücü yeten
Parla: (‘parlamak’tan buyruk) ışık saç, tutuşup alev çıkar, ışıl ışıl yan
Parlar: Işık saçar, parıltı çıkarır, parlaklık yayar; tutuşur, alev alır
Pars: Becerikli, atılgan
Payidar: Doğruluk gösteren-adaletli davranan
Pehlivan: Güreşçi
Pekalp: Güçlü yiğit, sert yiğit, pek yiğit
Pekcan: Cani pek, dayanıklı sağlam
Pekdeğer: Çok değer, değeri çok
Peker: Sert yiğit, sağlam, dayanıklı yiğit, sıkı yiğit, çok yiğit, pek yiğit
Pekin: Kuşkuya yer olmayacak denli kesin
Pekiner: Pek yiğit, kuşkuya yer olmayacak denli yiğit
Pekintürk: Kuşkuya yer olmayacak denli türk, kesinlikle türk
Pekkan: Güçlü kan, sağlam kan, dayanıklı kan, sert kan
Pekol: Sağlam ol, dayanıklı ol, sert ol, pek ol
Pekşen: Çok şen
Pektaş: Sert taş, dayanıklı taş
Pektürk: Sağlam türk, dayanıklı türk, pek çok türk, tam türk
Pekün: Sağlam san, sağlam ün
Perker: Beyaz ay, dolunay
Pertev: Işık, alev
Pertev: Dürüst, güvenilir
Peyam: Mutlu, sevinçli gün
Peyami: Bilgi toplayıcı
Peykan: Beyaz taç, gelin tacı
Peyman: Yemin, and
Piruz: Uğurlu, hayırlı
Polat: Sertleştirilmiş demir, su verilmiş demir, çelik; çelik gibi sert
Polatalp: Çelik yiğit
Polathan: Çelik gibi sert han, çelik kağan
Polatkan: Çelik kan, sağlam kan
Poyraz: Yüce, ulu
Pozan: Candan, cana yakın
Pusat: Zırh ve korunma araçlarının genel adı; silah
Rabi: Dördüncü.
Rabih: Yararlı, kazançlı, karlı.
Raci: Yalvaran, rica eden, umutlu
Racih: üstün. Fıkıhta: Delil ve Burhanların tercihinde delili öncelik kazanan taraf.
Radi: Rıza gösteren, kabul eden
Rafet: Merhamet etme, esirgeme
Rafız: Bırakan, salıveren
Rafi: Kaldıran, yücelten, yükselten. Allah’ın isimlerinden, (bkz. Abdürrafi’). Rafi’ b. Hadic, sahabeden
Rafih: Rahat ve huzurlu yaşayan
Ragip: Allah’ın kulu
Rahdan: Yol bilen
Rahi: Rahat, huzurlu, dingin
Rahim: Herşeye gücü yeten
Rahman: Allah’ın isimlerinden.Nimet veren
Rahmani: Allah’tan gelen, kutsal, Allah’a özgü
Rahmet: Acıma, esirgeme, koruma, yarlığama.
Rahmetullah: Allah’ın esirgemesi, koruması
Rahmi: Acımayla ilgili
Raid: Gürleyen, gürüldeyen
Raif: Dünya, varlık
Raik: Sade, saf, halis.
Ramazan: Oruç ayı
Rami: Boyun egen, itaatli
Ramiz: Akıllı, zeki. İşaretlerle gösteren
Rasi: Kımıldamayan, oynamayan, sabit. Lenger atmış olan, demir üzerinde bulunan gemi.
Rasif: Sağlam dayanıklı
Rasih: Bir bilimde, özellikle din alanında çok derinleşmiş olan (kimse). Kur’an’da Rasihûn olarak geçer
Rasim: Resim yapan
Rasin: Beyaz ay, dolunay
Rastan: Doğru olanlar, haklı olanlar, haklılar.
Rasti: Doğruluk, gerçeklik, istikamet.
Raşid: Olgun, ergin, akıllı.
Raşit: Dürüst, güvenilir
Rauf: Esirgeyen, merhametli
Ravend: sapları ilaç olarak kullanılan karabuğdaygillerden bir bitki.
Rayet: Bayrak. Sancak.
Rayihan: Han bayrağı, han sancağı.
Rebi: Bahar, ilkyaz
Recai: İsteyen, rica eden
Recep: Gösterişli, heybetli, kutsal üç aylardan ilki, arabi ayların yedincisi
Refet: Aydınlık gece
Refi: Yüksek, yüce, saygın
Refiğ: Bolluk içinde yaşayan
Refih: Varlık içinde yaşayan
Refik: Arkadaş, yoldaş, eş, koca
Regaip: Çok istek gören, beğenilen
Reha: Candan, cana yakın
Reis: Başkan, baş
Rekin: Gururlu, ağırbaşlı. Yüce, yüksek.
Remiz: İşaret, meramını isteğini işaretle ifade etme.
Remzi: İşaretle, simgeyle ilgili
Renan: İnleyen, çınlayan
Renas: Yol bilen.
Resul: Elçi, peygamber
Resulhan: Hükümdarların elçisi
Reşat: Doğru yolda, hak yolunda yürüme
Reşik: Uzun boylu, yakışıklı.
Reşit: İyiyi, doğruyu seçebilen, ergin
Reva: Yakışır, uygun, yerinde.
Reyan: Herşeyin evveli, ilk zamanı, tazelik zamanı
Rezan: Ağırbaşlı, gururlu.
Rıdvan: Razı olma, hoşnutluk, cennetin kapıcılığını yapan melek
Rıfat: Yücelik, büyük aşama
Rıfkı: Cesur, yiğit
Rıza: Yiğit, hükümdar
Rical: Onur sahibi kimseler
Ruhi: Tek yiğit, prens
Ruşen: Aydınlık, parlak
Rüçhan: Üstünlük
Rüstem: Kızıl, al renkli tuğ
Rüştü: Armağan, hediye
Rüzgar: Esinti,Yel
Saadettin: Dinin uğurlu, kutlu kişisi
Saba: Gündoğusundan esen rüzgar
Sabah: Günün başlangıcı
Sabahattin: Dinin güzelliği
Sabi: Yedinci.
Sabih: Güzel, şirin.
Sabikun: Hayırda ileri giden anlamını taşımaktadır
Sabir: Sabreden, katlanan
Sabit: Değişmeyen, kanıtlanmış, anlaşılmış
Sabri: Sabırla ilgili
Sacit: Secde eden
Saderu: Genç delikanlı
Sadettin: Kutluluk, saadete erme, mübarek olma
Sadık: Sadakatli, samimi, bağlı, doğru, gerçek
Sadır: Hayrette kalan, şaşıran
Sadıray: Hayrette kalan, şaşıran
Sadi: Mutlulukla, uğurla ilgili
Sadreddin: Dinin önderi, başı, ileri kişisi.
Sadri: Göğüsle ilgili
Sadullah: Allah’ın talihli kıldığı kişi
Sadun: Kutlu, uğurlu
Safa: Üzüntü ve kederden uzak olma, endişesizlik, rahat huzur, iç ferahlığı
Safder: Düşman saflarını yaran, yiğit
Safer: Hicri takvimde ikinci ay, sefer
Safevi: Safı adındaki kimsenin soyundan olan, Fars hükümdarı Şah İsmail’in soyu
Saffet: Saflık, temizlik
Safi: Katışıksız, katıksız, halis, temiz
Safi: Gökyüzü
Safir: Mavi renkli, değerli bir süs taşı, göktaşı
Safvet: Saflık, temizlik, paklık, arılık, halislik
Sağay: Yenisey türklerine bağlı bir türk boyunun adı
Sağcan:S ağlıklı can, sağlıklı kimse
Sağhan: İyi kağan sağın saygıdeğer, kutsal kimse; hekim, doktor; kazak hakanlarının ünlülerinden biri
Sağınç: Emel, istek, amaç, düşünce
Sağıt: Silah
Sağlam: Dayanıklı, kolay bozulmaz; yıkılmaz; zarar görmemiş,
Sağlamer: Dayanıklı yiğit, yıkılmaz yiğit, güvenilir yiğit
Sağman: Sağlıklı kimse. Eksiksiz, kusursuz, güvenilir kimse
Sağun: Saygıdeğer, kutsal kimse; hekim, doktor
Sahavet: El açıklığı, cömertlik
Sahir: Gece uyumayan, uykusuz.
Sahre: Kaya. Kütle
Sahretullah: Beytü’l-Makdis’de Beni İsrail peygamberlerinin ibadet ettikleri meşhur kaya. Hz. Peygamber (s.a.s) Miraç gecesinde semaya buradan çıkmıştır
Said: Mübarek, kutlu, sevap kazanmış
Saik: Sevk eden, götüren. Süren sürücü
Saim: Oruçlu
Sair: Seyreden, hareket eden, yürüyen
Sait: Mübarek, kutlu, sevap kazanmış
Sakıb: Çok parlak. Türk dil kuralı açısından “b/p” olarak kullanılır
Saki: Su veren, su dağıtan. Kadehle içki sunan
Sakin: Uslu, kendi halinde, bir yerde yerleşmiş, oturan
Sakman: Uyanık, akıllı kimse
Salabet: Peklik, katılık, sağlamlık.
Salah: Düzelme, iyileşme, iyilik.
Salahaddin: Dinine bağlı kimse. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılmakladır
Salar: Baş, kumandan, başbuğ, önder.
Saldam: Ciddilik, ağırbaşlılık
Salık: Haber, bilgi. Haberci
Salih: Elverişli, yararlı, dinin emirlerine uyan
Salim: Sağlam, kusursuz, eksiksiz
Salman: Özgür, hiç kimsenin kölesi olmayan
Saltar: Tek, yalnız
Saltık: Kendi başına var olan, bağımsız, koşulsuz, mutlak.
Saltuk: Kendi başına bir varlığı olan; doğu anadolu’da kurulan
Saltukalp: Kendi başına var olan, bağımsız, koşulsuz, mutlak.
Salur: Oğuzlar’ın üçok boyuna bağlı bir türk oymağını adı
Samet: Çok yüksek, çok ulu, hiçbir şeye, kimseye ihtiyacı olmayan, tanrının adlanndan biri
Sami: Dinleyen, duyan, yüksek, yüce
Samim: Bir şeyin merkezi, içi
Samin: Sekizinci.
Samir: Meyveli, meyva veren
Sanaç: Dağarcık
Sanak: Kısa zaman, az süre
Sanal: Ün kazan, ünlü ol
Sanalp: Ünlü yiğit
Sanbay: Ünlü kimse
Sanberk: Ünü sağlam
Sancaktar: Sancak taşıyan kimse. Sancak taşıma görevlisi
Sancar: Kısa kama, saplar, batırır
Saner: Ünlü, tanınmış
Sanevi: İkinci
Sani: Yapan, işleyen, meydana getiren
Sanih: Zihin ve düşüncede oluşup çıkan, fikre doğan.
Sanver: Adın duyulsun, ünlen
Saraç: oşum, eğer takımlarıyla benzeri şeyler yapan veya satan kimse. Meşin üzerine süsleme yapan kimse
Sarahat: Açıklık, ibarede açıklık
Saramet: Yiğitlik
Sarban: Deve sürücüsü. Deveci
Sarduç: Bülbül
Sargan: Çorak yerlerde biten bir ot
Sargın: Candan, içten
Sargon: Asur kralı
Sargut: Eski adlardan; açık saman rengi
Sarıalp: Sarışın yiğit. Ruhi Sarıalp’, Türk atlet ve yönetici
Sarif: Sarfeden, harcayan. Değiştiren
Sarih: Açık, meydanda. Belli, hüveyda
Sarim: Keskin, kesici.
Sariye: Hz. Ömer’in İran’daki komutanı.Sariye(R.A)
Sarp: Çetin, sert
Sarper: Dikbaşlı yiğit, sarp yiğit
Sarphan: Sarp kağan
Sartık: Azad olunmuş, salıverilmiş, özgür
Saru: Sarı benizli, tenli insan
Saruhan: Sarı kağan, sarı han; saruhan, selçuk uçbeylerindendi, manisa’yı alarak saruhanlı beyliği’ni kurmuştu
Saruhan: Harizm’den gelip Anadolu’ya yerleşen Saruhanoğulları beyliğinin kurucusu.
Sarvan: Deve süren, deveci.
Satı: Satma işi, satış, pazar; doğumundan önce evliyalara satılarak, adanarak, inanışa göre, yaşaması sağlanan (çocuk), satılmış da denilir
Satıbey: Satma, satış. Alışveriş
Satılmış: Uzun ömürlü olması için doğumundan önce ermişlere adanan çocuk, satı.
Satuk: Satı, satılmış
Satvet: Ezici kuvvet, zorluluk.
Savaş: Birbirine düşman iki ordunun çarpışması, silahlı eylem
Savaşer: Savaşçı yiğit
Savaşkan: İyi savaşan, iyi döğüşen
Savat: Gümüş üstüne yapılan çizgiler, süsler.
Saver: Sağlam, zinde, güçlü erkek.
Savlet: Şiddetli saldırı, hücum
Savni: Koruma, gözetme ile ilgili.
Savtekin: Diri ve biricik; diri canlı şehzade; anadolu’nun alınışında emeği geçen bir türk komutanı:
Savtuna: Sözünde duran kimse.
Savtunç: Sağlam tunç
Savtur: Sağlıklı kal, hoşça kal
Sayan: Saygı gösteren, saymak eylemini yapan
Sayar: Saygı gösteririr, saygılı
Saye: Gölge.
Sayedar: Gölgeli, gölgesi olan, gölge eden
Sayfi: Yaza ait, yazla ilgili.
Saygı: Kişilerin birbirlerine karşı duyumsadıkları çekinme ile karışık sevgi ve değer duygusu; başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu
Saygım: Saydığım kimse, benim saygım
Saygın: Saygı gösterilen, güvenilir olan, saygı gören
Saygur: Saygı gören, sayılan, hatırlı.
Saygut: Sayılan ve uğurlu, kutlu sayılan
Sayguter: Sayılan ve kutlu bilinen yiğit
Sayhan: Saygı gösteren kağan
Sayıl: Kendini saydır, saygı gör, önemsen
Sayılgan: Kendini saydıran, saygın kimse
Sayıner: Değerli, saygı duyulan kimse
Sayıner: Seçkin yiğit, değerli yiğit, saygı gösterilen yiğit
Saykal: Düz, düzgün, pürüzsüz. Gösterişli.
Saykut: Sayılan ve kutsal kimse
Sayman: Hesap işleriyle uğraşan kimse
Sayraç: Cıvıldayan, şakıyan, güzel ötüşlü
Saytekin: Sayılan ve biricik, sayılan şehzade
Sazak:Küçük pınar, kaynak
Sebat: Değişmeyen, kımıldamayan
Sebatı: Sebatlık, sözünde kararında durma. Sebatlı, sözünde duran
Sebih: Yüzme, yüzüş
Sebil: Su dağıtılan yer. Hayır için parasız dağıtılan su
Sebre: Ölçülü, deneyimli. Sahabeden bu ismi taşıyanlar olmuştur.
Sebük: Hızlı, çabuk; sevgili
Sebükalp: Hızlı, yiğit, çabuk yiğit, çevik yiğit
Sebüktekin: Hızlı ve biricik; hızlı şehzade, hızlı prens
Secahat: Yumuşak huyluluk
Seçkin: Seçilerek en iyi diye ayrılan; benzerleri arasında yüksek
Seçkiner: Herkesçe beğenilen yiğit
Seçmeer: Seçilerek alınmış yiğit
Sedat: Doğru, haklı
Sefa: Gönül rahatlığı, rahatlık, eğlence
Sefer: Yolculuk, savaş hazırlığı, savaşa gitme
Sefir: El içi. Yabancı diplomat
Seha: Cömertlik, eli açıklık
Sehavet: Cömertlik
Sehhar: Kuvvetle kendine çeken, büyüleyici.
Sehran: Geceleri uyanık duran
Selahaddin: Dinine bağlı
Selam: İnsanların birbirleriyle karşılaştıklarında kullandıkları yakınlık dostluk, saygı ifade eden söz, yaptıkları işaret veya hareket
Selamet: Esenlik. Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvenlik içinde olma. Kurtulma, kurtuluş.
Selami: Barış ve rahatlıkla ilgili
Selcan: Taşkın su gibi can
Selçuk: Küçük sel; tezcanlı, evecen, hızlı; selçuklulara adını veren sultan selçuk’tan
Selçuker: Tezcanlı yiğit, hızlı yiğit, evecen yiğit
Selil: Yeni doğmuş erkek çocuğu, ilker.
Selim: Sağlam, doğru, kusursuz, temiz, içten
Selis: Kolay yumuşak
Sellem: “Selamete erdirsin” manasıyla dualarda geçen
Selman: Barış içinde, huzurlu
Selmani: Niyaz kabul eden derviş. İran İsfahan’ından olup, Rasulullah’la birlikte İslami mücadelede üzerine düşeni fazlasıyla yapmış büyük mücahid ve sahabi. Selman-ı Farisi’ye nispetle bu ad kullanılmıştır.
Selmi: Barışla ilgili, barışçıl.
Selsal: Tatlı, lezzetli, hafif su.
Semai: Semaya, göğe havaya ait.
Seman: Güneş ayının 27. günü
Semih: Cömert, eli açık
Sena: Övgü ile ilgili, şimşek parıltısı
Sencer: Halden bilen kimse; kale, hisar; çağatay hanlarından birinin adı
Seralp: Baş yiğit
Serbülent: Önde gelen, üstün
Serbülent: Başı yüksek, yüce
Sercan: Sevgili, sevilen
Serdar: Başkumandan, başbuğ
Seren: Yelkenlilerde yelken açmak ve işaret kaldırmak için direğe yatay bağlanan gönder
Sergen: Raf, vitrin, tepelerdeki düzlük, yorgun
Serhan: Kurt, canavar, şarkıcıların başı.soylu kan, başkan
Serhat: Sınır, iki devlet arasındaki sınır
SerkanÇ: Soylu kan, başkan
Serkut: Mutlu, talihli
Sermet: Edebiyet, sonsuzluk
Sertaç: Çok sevilen, sayılan
Sertap: İnatçı, direnen
Serter: Katı, acımasız
Server: Başkan, reis
Servet: Zenginlik, varlık
Sevük: Sevi, sevgi; sevilmiş, sevilen, sevgili; dost, arkadaş
Seyfettin: Dinin kılıcı, koruyucusu
Seyfi: Kılıç gibi, askerlikle ilgili
Seyfullah: Allahın kılıcı
Seyhan: Çukurova’dan geçip akdeniz’e dökülen akarsu
Seyit: Lider, önder, hz.muhammed’in soyundan olan
Sezai: Uygun, yaraşan
Sezal: Sezen, sezgili
Sezen: Duyan, hisseden
Sezer: Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş ya da olacak bir şeyi duyumsar
Sezgin: Sezme yeteneği olan kimse, sezici
Sezginer: Sezme yeteneği olan yiğit
Sıdal: Biraz olgunlaşmış, erginleşmeye başlamış
Sırrı: Sırla, gizlilikle ilgili
Simavi: Yüzle, çehreyle ilgili
Sina: Arap yanmadası ile mısır’in birleştiği yerdeki üçgen biçimli yarımada. Bu yarımadada ki, hz. Musa’ya tanrı sözlerinin geldiğine inanılan dağ
Sinanİ: Mızrak, süngü gibi silahların sivri ucu
Siret: Bir kimsenin manevi durumu, hal ve hareketleri, tabiatı ahlak ve karakteri. Hal ve gidiş. Hal tercümesi. Hz. Muhammed’in hal tercümesi.
Siyami: Oruç tutan, oruçlu, kötülükten kaçınan.
Sohrap: Farsça bir isimdir. Anlamını bilenler bize ulaşabilirler
Solay: Ay ışığının azalması, solması
Somay: Ay gibi kusursuz
Somel: Doğru, katışıksız, güçlü el.
Somer: Katışıksız güçlü
Sonalp: Sonuncu, son doğan yiğit, erkek çocuk
Sonay: Artık ondan sonrası olmayan ay; (mecaz olarak) son çocuk
Soner: Artık ondan sonrası olmayan yiğit; (mecaz olarak) son erkek çocuk, son yiğit
Songur: Şahin, ağır, hantal
Songün: Sonuncu, son olan. Eğilim, yetenek
Songür: Sonu iyi gelen kimse, sonu gür
Sonsuz: Sonsuzluk
Sorgun: Bir tür söğüt ağacı
Sorkun: Bir tür söğüt
Soyalp: Soyu yiğit, soylu yiğit
Soydan: Soylu, iyi bir soydan gelen
Soydaner: Soylu yiğit, iyi soydan gelen yiğit
Soydinç: Soyu dinç
Soydinçer: Soyu dinç yiğit
Soyhan: Soyu han olan, kağan soylu
Soykan: Soylu kan
Soysal: Uygar
Soysan: Tanınmış soy
Soytekin: Soyu biricik, soylu ve tek olan kimse; soylu şehzade
Soyuer: Yiğit bir soydan gelen, yiğit soylu
Sökmen: Selçuklular çağında hasankeyf artuklu beyliği’ni kuran
Sönmez: Sürekli olarak yanar, hiç sönmeden yanar
Sönmezalp: Hiç sönmdedn yanar yiğit; (mecaz olarak) sonsuza değin yaşayacak yiğit
Sönmezer: Hiç sönmeden yanar yiğit; (mecaz olarak) sonsuza değin yaşayacak yiğit
Sözen:İyi ve güzel konuşan kimse
Sözer: İyi ve güzel konuşan yiğit; sözünün eri kimse
Sözmen: İyi ve güzel konuşan kimse
Sualp: Güçlü yiğit
Suat: Mutlulukla ilgili
Suavi: Her işe koşan, yardım eden
Suay: Suya düşen ay.
Subhi: Sabah vakti, şafak ile ilgili. Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır
Subutay: Moğol hükümdarı cengiz han’ın ünlü komutanlarından birinin adı
Suca: Uzun düzgün boy
Sudeka: Doğru, hakiki dostlar.
Suder: Aydınlık Su
Sudeysi: Kabe imamlarından Abdurrahman Es Sudeysi ’nin soyadı
Sudi: Yararlı, faydalı, kazançlı.
Sudur: Sadrazamlar
Suergin: Olgun asker
Sufi: Tasavvuf erbabı, mutasavvıf.
Suhan: Suyun hakimi, su kaynaklarının yönetimini elinde bulunduran
Suhulet: Kolaylık. Yumuşaklık. Mülayemet
Sulbi: Birinin sulbünden gelme, kendi evladı, oğlu
Sulhi: Barışçı
Sunal: Sun ve al
Sunar: (saygı ile) veriri, gönderir, yollar
Sunay: Ayı sun, ayı getir
Sungu: Sunulan şey, birine sunulan şey, bağış, armağan, sunu
Sungun: Yetenek; eğilim; armağan edilebilecek nitelikte
Sungur: Doğana benzeyen bir alıcı kuş, atmaca, şahin akdoğan
Sunguralp: Atmaca gibi ve yiğit, şahin yiğit
Sungurtekin: Şahin gibi ve biricik; süleyman şah’ın oğlu
Süer: Er yiğit, yürekli kişi, asker yiğit
Süha: Büyükayı yıldız kümesinin en küçük yıldızı
Süheyl: Güney yarım kürede yer alan parlak yıldız
Süleyman: Huzur, sükun
Sümer: Aşağı mezopotamya’da bir bölge sümer ülkesi; m.ö. 400 yıllarında bu bölgede devlet kuran bir türk kavmi
Süreyya: Ülker yıldızı
Sürsoy: Soyu sürdür; süren soy
Şaban: Ramazandan önce gelen ay
Şadan: Sevinçli, keyifli
Şadi: Sevinç, mutluluk
Şafaaddin: Dinin, Allah ile kul arasınadaki aracılığı, dinin şefaati. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.
Şafak: Güneş doğmadan önce ufukta beliren aydınlık
Şafi: Suçlunun bağışlanması için araya girip yalvaran kimse
Şah: Hükümdar. Birleşik isimlerde 1. ve 2. isim olarak da kullanılır: Şahbanu Selimşah gibi.
Şahabettin: Dinin yıldızı. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.
Şahamet: Şişmanlık, topluluk.
Şahan: Bkz. Şahin
Şahap: Akan yıldız, kıvılcım, cesur, yürekli
Şahat: Güçlü, güzel cins at, atların şahı.
Şahbaz: Beyaz, iri doğan
Şahbey: Üstün nitelikli, saygın, yüce.
Şahdar: Dallı, budaklı ağaç.
Şahi: Şah’a hükümdara mensup, şah ile ilgili. Şahlık hükümdarlık.
Şahidüddin: İslam’ı seçmiş olan ve İslam’ın hak din olduğuna şahidlik eden.
Şahin: Küçük kuşlarla beslenen, eğitilerek kuş avında kullanılan, yırtıcı bir kuş sınıfı ve bu sınıftan bir kuş, doğan
Şahinalp: Şahin gibi yiğit
Şahiner: Şahin gibi yiğit
Şahinhan: Güçlü, yiğit kimse
Şahinkan: Yiğit soydan gelen, güçlü, kahraman.
Şahinter: Çok yiğit, kahraman, şahin gibi
Şahistan: Şah ülkesi.
Şahkar: Baş eser, en güzel eser.
Şahnur: Kaynak, ışık kaynağı.
Şahran: Büyük işlek yol, ana yol, cadde
Şahrun: Yüce ruhlu, görkemli, üstün kişilikli kimse.
Şahsan: Dallık, ağaçlık, koruluk
Şahsuvar: İyi ata binen yiğit kimse
Şahvar: Şaha, hükümdara yakışacak surette
Şahzade: Şehzade, şah oğlu, hükümdar çocuğu.
Şahzat: Sevilen, sayılan kişi
Şaik: İstekli, hevesli.
Şair: Şiir yazan, ozan
Şakar: Yiğit, cesur
Şakir: Durumundan memnun, şükreden
Şakrak: San asma nevinden bülbül gibi öten bir kuş
Şamih: Yüksek, görkemli.
Şamil: İçine alan, kapsayan
Şanal: Adın her yanda duyulsun, ünün yaygınlaşsın, iyi ün sahibi ol
Şanalp: Ünlü yiğit
Şaner: Ünlü kimse
Şanlı: Ünü yaygın, ünlü, iyi ün sahibi
Şanlıbay: İyi ün sahibi ve varsıl kimse
Şansal: Adını, şanını her yana duyur, şan ver
Şanver: Ünün, şanın her yana yayılsın
Şarani: Gür ve uzun saçlı kimse. İslam tarihinde bu isimde birçok meşhur vardır
Şarbay: Kentli, şehirli kimse
Şarık: Parlak, parlayan
Şatır: Büyük bir kimsenin atı yanında gitmekle vazifeli ağa
Şati: Kıyı, kenar
Şaylan: Kendini öven, övüngen; neşe saçan, sevinçli; ince, incelikli, nazik
Şaylaner: Neşeli yiğit; incelikli erkek
Şazi: Sevinç, mutluluk
Şaziment: Allah’ın adamı, Allah’a ait olan, O’nun yolundan giden kişi
Şebab: Gençlik, tazelik. -Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır
Şebefruz: Geceyi aydınlatan
Şebhan: Gece öten bir cins bülbül
Şebib: Gençlik, tazelik
Şecaaddin: Dinin kahramanı, dinin yiğidi
Şeci: Cesur, yürekli, yiğit
Şefaati: Şefaatle ilgili.
Şefi: Şefaat eden
Şefik: Şefkatli, acıması olan
Şefkat: Sevecenlik, acıma ve sevgi duygusu
Şehalem: Evrenin hükümdarı
Şehamet: Zeka ve akılla birlikte olan yiğitlik, cesaret
Şehba: Kır, akçıl
Şehid: Allah yolunda canını feda eden müslüman, İslam uğruna ölen müslüman, şehadet mertebesine erişen kimse
Şehim: Akıllı ve kurnaz yiğit
Şehinşah: Şahların şahı, en büyük hükümdar. 1. Daha çok unvan olarak verilir
Şehlevent: Leventlerin şahı, boylu poslu, canlı, yakışıklı
Şehmuz: Hükümdar soyundan gelen
Şehrar: Şehri süsleyen, şehre süs veren.
Şehri: Nazik, terbiyeli
Şehriyar: Padişah, hükümdar
Şehrud: Büyük çay, nehir
Şekib: Sabır, tahammüllü, dayanıklı. Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır
Şekibe: Sabırlı, dayanıklı
Şekür: Şükreden, şükredici. Allah’ın isimlerinden, (bkz. Abdüşşekûr).
Şemail: Huylar, davranışlar, alışkılar.
Şemdin: Dinin mumu, dinin aydınlığı
Şemi: Mumla, ışıkla ilgili, ışıklı
Şemim: Güzel kokan, güzel kokulu, güzel koku.
Şemsettin: Dinin güneşi
Şemsi: Güneşle ilgili
Şemsifer: Güneşin aydınlığı, parlaklığı.
Şen: Yaşamından memnunluğunu davranışlarıyla gösteren, bunu çevresindekilere de yayan kimse, neşeli
Şenalp: Neşeli yiğit, şen yiğit
Şenaltan: Neşeli ve zengin kimse
Şenay: Parlak, canlı ay
Şencan: Neşeli ve cana yakın
Şendoğan: Neşeli doğmuş kimse
Şenel: Neşelen, mutlu ol
Şener: Neşeli yiğit, şen yiğit, şen erkek
Şengül: Neşeli ve gül gibi kimse
Şengün: Neşeli gün; ve güneş gibi kimse
Şeniz: Neşeliyiz
Şenkal: Neşeli kal
Şenkaya: Neşeli ve kaya gibi kimse
Şenol: Her zaman neşeli ol
Şensal: Neşeni çevrene yay, herkes neşelensin.
Şensoy: Soyu şen kimse, şen soydan
Şentürk: Neşeli, canlı, mutlu türk
Şenyaşar: Yaşamı şenlik, mutluluk içinde geçer, şen bir yaşam sürer
Şerafet: Şerefli olma hali. Soydanlık, asalet. Hz. Muhammed (s.a.s)’in soyundan olma
Şerafettin: Dinlerin en şereflisi
Şeref: İyi ahlak ve fazilet sonucu oluşan manevi yücelik, iyi ün
Şerefhan: Büyük, yüce hükümdar.
Şeren: Tezcanlı, çevik.
Şerif: Şerefli, kutsal, soylu, temiz
Şevket: Büyüklük, heybet
Şevki: Güçle, şevkle ilgili
Şeyban: Saçlarına ak düşmüş yaşlı kimse. Moğol hükümdarlarından birisi.
Şezre: İşlenmemiş ham altın. Süs için asılan inci ve altın
Şide: Parlak, ışıklı, güneş.
Şihab: Kıvılcım. Akan yıldız.
Şihabeddin: Dinin parlak yıldızı
Şimşek: Çok bulutlu, yağmurlu havalarda, buluttan buluta ya da yere elektrik boşalırken oluşan, kırık çizgi biçimindeki çok yoğun elektrik akımı; (mecaz olarak) çok hızlı kimse
Şimşeker: Şimşek gibi yiğit
Şinas: Anlayan, tanıyan, bilen
Şinasi: Anlamakla ilgili
Şiran: Kaleler, hisarlar
Şiraz: Türk müziğinde eski bir makam
Şirzat: Aslan gibi güçlü, kişilikli kimse.
Şiyar: Duyarlı, hisleri güçlü olan, kabiliyeti, anlama düzeyi yüksek olan ve refleksleri güçlü olan insan.
Şükran: Gönül borcu, minnettarlık
Şükrü: Şükürle, minnettarlıkla ilgili
Taberi: Büyük İslam tarihçilerinden biri.
Tacal: Üstün ol, baş ol
Tacaver: Padişah, hükümdar
Tacettin: Dinin tacı
Taci: Taçla ilgili
Tacik: İran ve Türkistan’da yaşayan İran asıllı, Farsça konuşan halktan olan kimse
Tacim: Noktalama, noktalatma
Tacir: Ticareti meslek edinmiş olan
Taçkın: Gurur
Tafdil: Birini diğerinden üstün tutma
Taflan: Gülgillerden kışın yaprağını dökmeyen bir bitki
Tafte: Bükülmüş, katlanmış
Taftin: Akıl erdirme, anlama, tefhim
Tağalap: Dağ alp. Dağ gibi güçlü, gösterişli, heybetli yiğit
Tağalp: Dağ gibi yiğit
Tağar: Kapı, çanak, çömlek
Tağman: Dağ gibi iriyarı, gösterişli.
Taha: Kuran’ın 120. Suresi
Tahir: Temiz, pak
Tahrim: Haram kılma, kılınma. Kur’an-ı Kerim’in 66. sûresi.
Tahsin: Güzel bulma, beğenme
Tahsir: Hasret bırakma, bırakılma. Hasret etme, edilme
Tahur: Pek temiz, temizleyici
Tahzir: Yeşil renk verme
Taib: Tevbe eden. Günahlarından dolayı pişmanlık duyup Allah’tan af dileyen, müslüman.Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır
Taif: Tavaf eden. Dönen, dolaşan
Tail: Fayda, yarar
Tair: Uçan, uçucu
Takdir: Allah’ın isteği, Allah’ın yazdığı. İnsan için tesbit edilen hayat çizgisi
Taki: Günahtan haramdan kaçınan, dinine bağlı.
Takiyuddin: Dinde muttaki, Allah’tan hakkıyla korkan kişi.
Takrin: Beraber bulundurma, yaklaştırma
Takurt: Tay kurt.
Talac: Ses, seda, çığlık
Talas: Yelin kaldırdığı toz; kasırga, fırtına
Talaş: Yelin kaldırdığı toz. Fırtına, kasırga
Talat: Yüz, çehre, yüz güzelliği
Talay: Dal gibi ince, ay gibi güzel; çok büyük göl, deniz
Talayer: Dal ve ay gibi yiğit; çok yiğit; deniz eri denizci
Talayhan: Dal gibi kağan
Talaykan: Denizci kanı taşıyan
Talaykut: Kutsal deniz
Talayman: Deniz adamı, denizci
Talaz: Dalga, kasırga, fırtına.bkz. Talas
Talha: 1) Güzellik, 2) cennetle müjdelenen on sahabiden biri
Talih: Şans, talih, kader
Talik: Güleryüzlü
Talip: Arayan, isteyen, alıcı, müşteri
Talu: İyi, güzel, seçilmiş, seçkin
Talut: Bakara suresinde İsrailoğulları hükümdarlığına Allah tarafından tayin edilen ve az bir askerle Calut’un ordularını yok eden komutan
Taluy: Bkz. Talu
Tamay: Dolunay, ay’ın dolgun durumu
Tamer: Bütünüyle yiğit, tam yiğit
Tamerk: Tam güçlü, özerk
Tamerkin: Güçlü, kuvvetli kimse
Tamkut: Çok mutlu, talihli kimse
Tan: Güneş’in doğmasından önceki zaman, şafak
Tanaçan: Sabah alacakaranlık.
Tanak: Garip, tuhaf, şaşırtıcı.
Tanalp: Şafak gibi aydınlık ve yiğit; şafak yiğidi
Tanaltan: Al renkli şafak
Tanaltay: Tan altay
Tanay: Şafak kızıllığının ay’ı, şafak vaktinin ay’ı
Tanaydın: Şafak aydınlığı
Tanbay: Tan bay
Tanbek: Aydın bey
Tanberk: Şafak çizgisi, parlayan şimşek
Tanbey: Şafak beyi, şafak vaktinin beyi
Tanbolat: Tan renginde çelik.
Tancan: Şafak vakti doğan can
Tandan: Tan vaktinde doğan
Tandoğan: Şafak vakti doğmuş olan
Tandoğdu: Şafak vakti doğmuş olan
Tandoruk: Doruktan yükselen şafak
Taner: Şafak gibi aydınlık ve yiğit; şafak yiğidi
Tanercan: Şafak gibi güzel ve can yiğit
Tanerk: Şafak gücü; güçlü şafak
Tanfer: Tan vaktinin yan aydınlığı.
Tangör: Şafağın doğuşunu gör
Tangüç: Şafak gücü
Tangün: Şafak vaktinin güneş’i
Tangüner: Tan güneş’inin yiğidi
Tanhan: Şafak kağan
Tanıl: Herkesçe bilin, ünlen, tanın
Tanın: Herkesçe adın duyulsun, ünlen
Tanır: Anımsar, bilir. Bilip ayıran, seçen
Tanırcan: Cana yakın. Çabuk tanışıp yaklaşan
Tanırer: Cana yakın. Çabuk tanışıp yaklaşan
Tanju: Yücelik, ululuk, çinlilerin türk hakanlarına verdiği unvan, kağan, hakan, hükümdar
Tankan: Şafak gibi aydınlık, temiz soydan gelen
Tankoç: Tan koç
Tankut: Uğurlu şafak vakti; şafak uğuru; kutlu şafak
Tankutlu: Uğurlu şafak, kutlu şafak
Tanören: Şafakta çalışan.
Tanpınar: Tan pınar.
Tansan: Tan gibi aydınlık, temiz adı olan
Tansel: Şafak seli, ışık seli
Tanser: Güne başlama.
Tansev: Şafağı seven kimse
Tansever: Şafağı seven kmse
Tansoy: Şafak gibi güzel soydan kimse
Tansu: Şaşkınlık verecek denli güzel şe, olağanüstü şey, insanları hayran eden ve doğaüstü sayılan olay, mucize
Tantürk: Şafak gibi türk
Tanuğur: Şafak vaktinin uğuru
Tanver: Şafak gibi ışık saç, aydınlat.
Tanyel: Şafak vaktinin yeli
Tanyer: Şafağın doğduğu yer
Tanyeri: Güneş doğmak üzereyken, ufukta hafifçe aydınlanan yer
Tanyol: Şafak yolu, aydınlık yol.
Tanyolaç: Aydınlığa götüren, yol açan
Tanyücel: Şafak vakti yüce ol
Tanyüz: Yüzü şafak gibi güzel, güzel yüzlü
Tanzer: Altın renginde tanyeri
Taran: Tarla, geniş toprak, geniş yer
Tardu: Armağan, hediye
Tarhan: Oğuzlarda demirci ustası, tüccarlar, han ve komutan ünvanı
Tarhun: Hekimlikte kullanılan ıtırlı bir bitki.
Tarık: Sabah yıldızı, zühre, venüs
Tarkan: Eskiden bey, vezir gibi kullanılmış bir san; saygıdeğer kimse; dağılmış bir durumda olan, karmakarışık, dağınık
Taşan: Coşkulu, taşkın
Taşcan: Taş gibi sağlam kimse
Taşdemir: Taş ve demir gibi güçlü, sağlıklı
Taşel: Sağlam güçlü el.
Taşer: Sağlam güçlü kimse.
Taşgan: Pınar, kaynak
Taşkan: Sağlam, güçlü soydan gelen
Taşkın: Coşmuş, taşmış halde bulunan, akarsuların yatağına sığmayacak biçimde taşması
Taşkınay: Taşmış halde bulunan. Coşkun. Aşırı
Taşkıner: Kabına sığmayan yiğit, coşkun yiğit
Taştan: Taş gibi, taştan yapılmış gibi sağlam, taştan yapılmış
Taştekin: Taştan yapılmış ve biricik olan; taş gibi sağlam şehzade
Tatar: Bir Türk kavmi
Tatu: Barış, sulh
Tavgaç: Çekicilik, cazibe.
Tavil: Uzun. Çok süren
Tayanç: Arka, dayanılacak şey; kayıran, koruyan
Taybars: Yavru pars
Taybe: Medine-i Münevvere
Taycan: Genç ve güçlü kimse, tay canlı
Tayf: Bileşik bir ışık demetinin bir pirizmadan geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden oluşmuş görüntü
Tayfun: Genellikle okyanuslarda görülen şiddetli fırtına
Tayfur: Küçük bir kuş türü
Taygan: Eşi benzeri olmayan, eşsiz, biricik
Taygar: Uçan uçucu. Gaza dönüşen
Taygun: Çocuk genç
Tayguner: Genç yiğit
Tayı: Bir işi kendi isteğiyle yapan
Taykara: Esmer, ka-rayağız çocuk
Taykoç: Tay koç
Taykut: Genç ve kutlu, uğurlu
Taylak: Yeni doğmuş at yavrusu. Biniye gelmiş iki yaşında at yavrusu. Deve yavrusu.
Taylan: İnce, kibar, boylu poslu
Tayman: Genç
Taymaz: Düşmeyen, kaymayan, dengeli kimse
Taytimur: Genç demir
Tayuk: İnce, kibar genç
Tayyar: Uçucu, uçan
Tayyip: İyi, hoş, güzel, helal çok temiz
Tazim: Ululama, büyük sayma. Saygı gösterme, ikram etme
Tebar: Soy
Teber: Küçük balta. Dervişlerin kullandıkları uzun saplı küçük balta. Meşin kesmek için kullanılan araç
Teberhun: Kızıl söğüt, tarhun
Tecen: Mağrur, gururlu
Tecik: Tutumlu, idareli tasarruflu.
Tecimen: Ticaret adamı, tüccar
Tecimer: Tüccar
Tecmil: Süs, tezyin
Tedü: Bilge, zeki, anlayışlı kimse.
Tefhim: Anlatma, bildirme
Tehemten: İri yan, boylu boslu yiğit. Eski İran kahramanı Zaloğlu Rüstem’in lakabı
Tekalp: Biricik yiğit, tek yiğit
Tekant: Biricik yemin, tek yemin
Tekay: Biricik ay,
Tekcan: Değerli, eşsiz
Tekdoğan: Eşsiz, benzersiz doğmuş olan.
Tekecan: Mert, sözünde duran. Özü sağlam kimse
Tekin: Bir tane, biricik, bir benzeri daha olmayan; beyoğlu, yiğit şehzade
Tekinalp: Biricik yiğit; yiğit, şehzade
Tekinay: Biricik ve hayırlı ay
Tekindağ: Uğurlu dağ
Tekinel: Hayırlı el.
Tekiner: Biricik yiğit
Tekinsoy: Biricik soydan, biricik soy
Tekiz: Bir tek iz; ikiden azız, biriz
Tekmil: Kemale erdirme. Bitirme, bitirilme, tamamlanma, tamamlama. Tam, eksiksizce, bütün, hep
Tekrim: Ululama, saygı gösterme
Teksen: Sen teksin, eşsizsin anlamında
Teksoy: Biricik soy
Temcit: Sabah ezanından sonra okunan, Allah’ın ululuğunu anlatan dua
Temdih: Çok övme
Temel: Birşeyin gelişimi için gerekli ilk öğeler, ana, esas, yapının taşıyıcıları
Temim: Nazar boncuğu, nazarlık.
Temircan: Demir gibi sağlam kimse.
Temirhan: Demir gibi sağlam güçlü hükümdar. Timur han
Temirkut: Demir gibi güçlü ve uğurlu
Temizalp: İyi ahlaklı kimse
Temizcan: İçi temiz olan kimse
Temizel: Dürüst kimse
Temizer: Dürüst kimse
Temizhan: İyi vasıflı lider
Temizkal: Her zaman doğru ve dürüst kal
Temizkan: Temiz soydan gelen.
Temizöz: Özü temiz, dürüst olan
Temizsan: Doğruluğu ve dürüstlüğüyle tanınan kimse
Temizsoy: Temiz ve dürüst soydan gelen
Temren: Ok, kargı gibi delici silahların ucundaki sivri demir.
Temür: Demir.
Tendubay: Yiğit, cesur erkek.
Tengiz: Deniz.
Tengizalp: Denizci yiğit.
Tenşit: Şenlendirme, keyiflendirme.
Tenvir: Aydınlatma, ışıklandırma.
Tenzil: İndirme, aşağı düşürme. Azar azar indirme (Kur’an’ın).
Teoman: Hun imparatoru mete’nin, yani oğuz han’ın babası
Tercan: Genç, delikanlı, kırmızı buğday
Terim: Bilim ve sanat kavramlarından birini anlatan sözcük.
Terlan: San renkli, büyük pençeli, kartala benzeyen bir kuş.
Tesmi: İşittirme, işittirilme, duyurma.
Tesmin: Sekizleme, sekize çıkarma.
Tesrir: Sevindirme, sevindirilme.
Teşci: Yüreklendirme
Teşerru: Şeriata göre davranma.
Teşne: Susamış. Çok istekli.
Tetiker: Uyanık, çevik, becerikli kimse.
Tevfik: Uygun düşme, uyma, başarma, allah’ın yardımına ulaşma
Tevfik: Uydurma, uygun düşürme
Tevil: Durum, biçim. Süs.
Teymin: “Uğurlu olsun” demek.
Teymullah: Allah’a hizmet eden, itaat eden
Tezal: Çabuk ol
Tezalp: Çabuk, hızlı yiğit
Tezalp: Aceleci yiğit, tez canlı yiğit
Tezay: Çabuk ol.
Tezcan: Acele eden, tezcanlı
Tezcan: Telaşlı, heyecanlı, beklemeye dayanamayan, sabırsız.
Tezel: Eli çabuk kimse
Tezer: Eli çabuk yiğit, aceleci yiğit
Tezeren: Çabuk yetişen
Tezkan: Kanı kaynayan, heyecanlı
Tınaz: Ot ya da saman yığını; ekin yığını, yığı
Tibet: Çin’in batısında bağımsız bir bölge
Timuçin: Büyük moğol imaparatorluğu’nun kurucusu cengiz’in asıl adı
Timur: Demir, türk-moğol imparatoru
Timurcan: Demir can
Timurhan: Demir han, sert kağan
Timurkan: Demir kan
Tokay: Dolunay; dere kıyılarındaki sık çalılık
Tokcan: Doymuş kimse
Toker: Gözü gönlü tok yiğit
Toktamış: Yerleşik kimse; altınordu beylerinden
Toktaş: Tok gözlü ve taş gibi
Toktimur: Tok gözlü ve demir gibi; sağlam demir
Tokyay: Tok gözlü ve yay gibi çevik
Tolga: Savaşta askerlerin başlarına giydikleri demirden yapılmış koruyucu başlık
Tolun: Dolgun, dolun, bedir
Tolunay: Dolunay, ay’ın on dördündeki durumu
Tolunbay: Dolgun ve zengin
Toman: Yavuz’a yenilerek mısır’ı türkler’e teslim eden kölemen hükümdarı
Tonguç: İlk çocuk; çocuk
Toprak: Toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla çürümüş organik cisimlerden oluşan ve üzerindeki bütün canlılara yaşama ortamı sağlayan madde; kara; ülke, yurt; topraktan yapılmış
Toralp: Eğitilmemiş, toy yiğit
Toraman: Sonradan ortaya çıkan, sonradan türeyen; tombul, iri yapılı
Toros: Anadolu’nun güneyinde, akdeniz boyunca uzanan ünlü sıradağ
Torun: Bir kimseye göre çocuğun çocuğu
Toycan: Deneysiz genç, toy kimse, genç insan
Toygar: Çayırkuşu, tarlakuşu, torgay, turgay
Tufan: Nuh peygamber zamanında yağıp, dünyayı sular altında bırakan güçlü yağmur
Tugay: İki alaydan oluşan askeri birlik
Tuğalp: Tuğlu yiğit, sorguçlu yiğit
Tuğer: Tuğlu yiğit
Tuğlan: Sorguç sahibi ol
Tuğra: Osmanlı imparatorlarının imza yerine kullandıkları mühür
Tuğrul: Yırtıcı bir kuş. Selçuklu Devleti´nin kurucusu
Tuğtekin: Tuğlu şehzade
Tulga: eski zamanlarda üstlerine gymek için kulanılan zincir şeklindeki zırh.
Tuna: Karaormanlardan doğup karadeniz’e dökülen, abrupa’nın volga’dan sonra en uzun ırmağı
Tunacan: Sevgili tuna, can tuna
Tunadan: Tuna irmağın’dan; (mecaz olarak) tuna’dan tutulmuş çocuk
Tunaer: Tuna irmağı’nın yiğit kişisi
Tunca: Meriç irmağının bir kolu
Tuncal: Al renkli tunç
Tuncalp: Tunç gibi yiğit, tunç yiğit
Tuncay: Tunçtan yapılmış ay; (mecaz olarak) tunç gibi sağlam, ay gibi güzel
Tuncel: Tunçtan yapılmış el
Tuncer: Tunçtan yiğit, tunç gibi sağlam yiğit
Tunç: Bakır, çinko ve kalayın karışımından oluşan, pirince benzeyen koyu kızıl alaşım
Tunçal: Kızıl tunç, al renkli tunç
Tunçaslan: Tunçtan yapılmış aslan; (mecaz olarak) tunç gibi sağlam, aslan gibi güçlü
Tunçbay: Tunç gibi sağlam ve zengin kimse
Tunçbilek: Tunçtan yapılmış bilek; (mecaz olarak) çok güçlü bilek
Tunçok: Tunçtan yapılmış ok
Tunçsoy: Sağlam soy, güçlü soy, tunç gibi soy
Tunçtürk: Tunç gibi türk
Tunga: Alper tunga adlı söylence yiğidinin adından biri; yiğit, güçlü; kaplan türünden yırtıcı bir hayvan
Turaç: Keklik türünden, eti yenen bir av kuşu
Turan: Türklerin orta asya’daki en eski yurtlarına eski iranlıların verdiği ad
Turgay: Tarlalarda yuva yapan, boz renkli, küçük, ötücü bir kuş, bir tür serçe çayırkuşu, tarlakuşu, toyga da denir
Turgut: Oturulacak yer, konut; ünlü türk denizcisi turgut reis’in adı
Turgutalp: Osmanlı imparatorluğu’nun kuruluş yıllarında inegöl kalesini alan yiğit kişi
Turhan: Onurlu, soylu kişi; eski türklerde kağanın huzuruna izin almadan girebilen, vergi vermeyen ayrıcalıklı kişi; koruyucu kişi, muhafız
Tutku: Bir şeye karşı duyulan aşırı istek eğilim
Tuyan: Duyumsayan, duyan; semiz, şişman; zengin
Tuygan: Duyumsayan, duygulu, duyan
Tuygun: Duyumsayan, duyan, duygulu; genç, güçlü
Tümay: Ay’ın on dördündeki durumu, dolunay
Tümcan: Herşeyiyle can, bütünüyle can
Tümer: Her şeyiyle yiğit, tüm yiğit
Tümhan: Tam bir kağan gibi olan kimse
Tümkan: Soylu kan, tam kan
Tümtürk: Her şeyiyle türk, tam türk
Tünay: Gece doğan ay, gece ay’ı
Türe: Görenek ve gelenek, töre; hak ve hukuka uygunluk duygusu
Türkaslan: Aslan türk
Türkay: Ay gibi parlak türk
Türkcan: Can türk, sevgili türk
Türkdoğan: Türk doğmuş olan
Türkdoğdu: Türk olarak doğmuş olan
Türkekul: Türk’ün hizmetinde olan
Türker: Yiğit türk. Uçkan delişmen, havai
Türkeş: Uçar sezgi, anlayış, dikkat
Türkmen: Oğuz türklerinin bir kolu ve bu koldan olan kimse
Türknoyan: Türk başkomutanı
Türköz: Özü türk olan
Türksan: Sanı türk olan, türk sanlı
Tüzün: Düzenlilik, düzgünlük; doğruluk
Tüzünalp: Düzgün yiğit, doğru yiğit
Tüzüner: Düzgün yiğit, doğru yiğit
Ubab: Pek taşkın, coşkun
Ubeydullah: Allahın kulu
Ucaer: Yüce, yiğit, erişilmez yiğit
Ucatekin: Erişimez ve tek olan, yüce ve tek; yüce şehzade
Uçan: Kanatlarını açarak yükselen, havada yol alan
Uçanay: Gökte uçan ay gibi olan kimse
Uçanok: Uçarak giden ok
Uçantekin: Kanatlı şehzade
Uçantürk: Havada yükselen türk, havada yol alan türk
Uçar: Uçan, uçucu
Uçarer: Kanatlarını açarak havada yol alan yiğit, uçar gibi giden yiğit
Uçbay: Sınır beyi.
Uçhan: Uç ilde hüküm süren han
Uçkan: Uçucu, uçan; kuş uçmayı çok seven
Uçkun: Uçmaya düşkün, uçmayı çok seven; anasınca uçmaya alıştırılan yavru kuş
Uçman: Uçan insan, pilot
Ufki: Ufka ait, ufukla ilgili
Ufuk: Gökle yerin birleşir gibi göründügü yer, anlayış, kavrayış
Ufuktan: Sabah aydınlığının ufukla birleştiği nokta
Uğan: Yüce, yüksek, güçlü
Uğraş: Güçlük ve kötülükle uğraşma, mücadele
Uğur: İnsana iyilik getirdiğine inanılan doğaüstü güç ya da bir iyiliğin muştucusu sayılan herhangi bir belirti; iyilik kaynağı olan şey
Uğural: Uğur sahibi ol
Uğuralp: Uğurlu yiğit
Uğurata: Uğurlu baba, uğur getiren ata
Uğuray: Uğurlu, kutlu ay
Uğurcan: Uğur getiren, uğurlu kimse
Uğurel: Uğurlu el, uğurlu kimse
Uğurhan: Hayırlı lider
Uğurlu: Uğurlu olan, iyilik getirdiğine inanılan, kutsal kutlu
Uğurol: Kut getir, uğurlu ol
Uğursal: Uğurla ilgili, uğurlu
Uğursan: Uğuruyla tanınmış olan
Uğursay: Uğur say
Uğursel: Uğur sel
Uğursoy: Uğurlu soydan gelen
Uğurtan: Uğur getiren şafak vakti
Uğurtay: Uğur getiren, uğurlu genç
Uğuş: Anlayış, zeka, bekleyiş
Uğuz: Kutsal, mübarek. Saf, temiz
Uhra: Başka, diğer
Ukab: Karakuş, kartal, tavşancıl kuşu. Hz. Muhammed’in (s.a.s) (bayrak) sancaklarından birinin adı.
Ukbe: Ashabın meşhurlarından: Ukbe b. Nafı.
Ukde: Düğüm. Zor, karışık, iş.
Uknum: Asıl, temel
Ukul: Akıl, us.
Ukuş: Anlayış, zeka, bekleyiş
Ulaç: Bağlaya, bağlayıcı, bağlaç; (mecaz olarak) yaşama bağlayan çocuk
Ulağ: Ulak
Ulaş: (‘varmak, ardından koşup yetişmek’ anlamına gelen ‘ulaşmak’tan buyruk) yetiş, eriş
Ulu: Çok büyük erdemleri olan, yüce; erişilmez derecede yüksek ve büyük;
Ulualp: Yüce yiğit, ulu yiğit
Uluant: Kutsal ant, büyük yemin
Ulubaş: Yüce, saygın kimse
Ulubay: Yüce ve zengin kimse
Ulubek: Saygınlığı olan bey
Uluberk: Saygın kişilikli yiğit
Ulucan: Erdemli, saygın, yüce kişi
Uluç: Ünlü türk denizcisi uluç (kılıç) ali paşa ve yine ünlü türk denizcisi uluç hasan paşa’nın adlarından
Uluçağ: Hayırlı, uğurlu dönem
Uluçam: Ulu çam
Uluçhan: Sınır hanı
Uluçhan: Altınordu devleti hanlarından biri
Uluçkan: Uluç kan
Uludağ: Çok büyük, yüce dağ
Uludoğan: Doğuştan yüce, uğurlu kimse
Uluer: Yüce yiğit, seçkin yiğit
Uluerkan: Saygın, yüce, soylu kimse
Uluğ: Ok büyük erdemleri olan, seçkin, yüce, büyük, yüksek, ulu
Uluğbey: Yüce bey, büyük bey; timur’un torunu, devlet adamı, ozan ve bilgin kişi
Uluğtekin: Yüce şehzade
Uluhan: Yüce kağan
Ulukaan: Büyük, saygın hükümdar
Ulukan: Soylu yüce kandan gelen
Ulukut: Büyük ve kutsal kimse
Ulum: Ululuk, haşmet, büyük gösteriş
Uluman: Ulu, yüksek, saygın kimse
Ulumeriç: Ulu meriç
Ulun: Ucunda temreni olmayan ok, sivri demirsiz ok
Ulunay: Önü bulutsuz, parlak ay
Uluöz: Yüce kimse, seçkin kimse
Ulus: Aynı sınırlar içinde, aynı bayrak altında yaşayan insan topluluğu
Ulusal: Ulusla ilgili, ulusun malı, ulusa değgin
Ulusan: Adı yüce tanınmış kimse
Ulusoy: Yüce bir soydan gelen kimse, yüce soylu, yüce soy
Ulusu: Yüce, kutlu su
Uluşahin: Seçkin, erişilmez yücelikte ve şahin gibi kişi
Uluşan: Yüce ad, seçkin ad, yüce ün
Ulutan: Yüce tan
Ulutaş: Ulu taş.
Ulutay: Ulu tay
Ulutekin: Seçkin ve biricik, yüce ve tek; yüce şehzade
Ulutürk: Seçkin türk, yüce türk
Ulvi: Yüce, yüksek
Uman: Olması istenilen bir şeyin olmasını dileyen, bekleyen
Umar: Bir konu için çözüm yolu, çare; olması istenilen bir şeyi olsun diye bekler, umut eder
Umay: Üzerinden geçtiği kişilere mutluluk getirdiğine inanılan kuş, devlet kuşu
Umran: Bayındırlık, uygarlık, refah, mutluluk
Umur: Görgülü, bilgili
Umural: Görgü, bilgi, deneyim kazan
Umuralp: Görgülü, bilgili, yiğit.
Umurbay: Görgülü, bilgili, saygın kişi
Umurbey: Görgülü, bilgili, kişi
Umut: Ümit, güven duygusu
Unan: Sadakat, bağlılık
Unat: Doğru yolu tutan. Akıllı. Ergin
Ungan: Onmuş kişi, mutlu
Unsur: Öğe, ilke, eleman
Ural: Asya’da bir sıradağ; bu sıradağlardan çıkıp hazer denizi’ne dökülen bir ırmak
Uralp: Şehirli yiğit
Uraltan: Ural irmağı’nın ya da ural dağları’nın şafağı
Uraltay: Ur altay
Uram: Büyük, geniş yol.
Uran: Yetenekli, usta, becerikli
Urandu: Seçkin, seçilmiş
Urangu: Savaşçı, savaşkan
Uraz: Şans, talih
Uraza: Hediye, armağan. Konuğa çıkarılan yiyecek
Urgun: Vurulan, vurulmuş. Vurgun, aşık
Urhan: Yüksek rütbeli han
Urkan: Kale hendeği. Şehir, kent. Yüksek ve korunaklı yer
Urluk: Aile, soy sop. Tohum
Uruç: İslamlığa göre, yiyip içmede belli bir süre kısıntı yapma yoluyla tanrı’ya gösterilen kulluk, oruç
Uruk: Tane, tohum
Urungu: Savaşçı, kürşad’ın oğluna verdiği isim
Uruz: Hedef, amaç, gaye
Urve: Aslan, kışın yeşil kalan ağaç
Urza: Hedef, amaç
Usal: Gamsız, kedersiz, keyfine düşkün
Usalan: Akıl alan, akıllı
Usalp: Akıllı yiğit
Usbay: Akıllı, saygın kişi
Usberk: Şimşek gibi parlak akıllı kimse
Usbey: Akıllı kişi
User: Akıllı kişi
Ushan: Akıllı hükümdar
Uskan: Akıllı soydan gelen
Uslu: Akıllı, zeki, uysal, sakin kimse
Usluer: Yaramaz olmayan yiğit
Usman: Usu olan kişi; akıllı kişi
Ussal: Akla uygun olan, akla yatan
Usum: Akıllı.
Usun: Hüzün
Utarid: Merkür. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır
Utbe: Bir sahabi adı
Utkan: Zafer kazanmış, muzaffer, şerefli, onurlu soydan
Utku: Birçok emek ve çekinceli uğraşmalar sonucu erişilen mutlu sonuç, yengi, zafer
Utman: Şerefli, edepli, terbiyeli kimse
Uyar: İsteğe göre davranır uysal
Uyaralp: İsteğe göre davranan yiğit, uysal yiğit
Uyarel: Uyar el
Uygan: Uyumlu, uyan
Uygar: Candan, cana yakın
Uygu: İki şey arasında uygunluk ilgisi
Uygun: Yakışır, yaraşır, elverişli, yararlı.
Uygunel: Uygun el
Uyguner: Yakışır, yaraşır, yiğit; yararlı yiğit, işe yarar kimse
Uygur: Vii. Yüzyılda orta asya’da büyük bir devlet ve uygarlık kurmuş olan türk ulusu ve bu ulustan olan kimse
Uyguralp: Uygur yiğidi
Uysal: Yumuşak başlı, söz dinler, söz anlar, uyar
Uyun: Gözler. Pınarlar, kaynaklar
Uzalp: Becerikli yiğit
Uzay: Bütün varlıkların içinde bulunduğu boşluk. Ülker boğa burcunda yedi yıldızdan biri
Uzbay: İyi, becerikli, temiz, akıllı ve saygın kişi.
Uzcan: Becerikli kimse
Uzel: Usta el, becerikli el, işe yatkın el
Uzer: Becerikli yiğit
Uzgör: Geleceği gçr, uzağı gör
Uzgören: Uzağı gören, geleceği gören
Uzhan: Becerikli kağan; bkz. Oğuzhan
Uzkan: Erdemli soydan gelen
Uzlet: Bir kenara çekilip toplum yaşayışından ayrı kalma
Uzma: Büyük, en büyük
Uzman: Belli bir işte, belli bir konuda beceri, görüş ve bilgisi olan kimse
Uzmen: Usta kişi, becerikli kişi
Uzsan: Becerisi ve diğer iyi nitelikleriyle tanınan
Uzsoy: İyi nitelikli soydan gelen
Uztekin: Becerikli ve tek; becerikli şehzade
Uztürk: Becerikli türk
Übab: Şiddetli, taşkın sel suyu
Übey: Sahabedendir. Übey b. Ka’b
Übeyd: Köle, kölecik, kul.Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır
Übeydullah: Allah’ın kulu.
Übhet: Büyüklük, ululuk
Üçel: Yüce, yüksek
Üçer: Üç yiğit
Üçok: Oğuz destanı’na göre sol kolda bulunan 12 oğuz boyuna verilen genel ad
Üge: Ünlü, şöhretli
Üke: Onur, şeref
Ülcan: Ele avuca sığmaz, çok canlı
Ülez: Batmakta olan güneş
Ülgen: Yüce, ulu, iyilik tanrısı
Ülgenalp: Yüce yiğit, sağlam yiğit
Ülgener: Yüce, yiğit, sağlam yiğit
Ülger: Boğa burcunda yedi yıldızdan oluşan takım yıldız, ülker
Ülgü: Yakışıklı kimse
Ülke: Bir devletin egemenliği altındaki toprak ya da toprakların tümü, yurt
Ülkem: ‘benim olan yurt, yurdum, benim olan ülke’,
Ülken: Senin yurdun, senin vatanın
Ülkenur: Yurdunu aydınlatan ışık
Ülker: Boğa burcunda yedi yıldızdan biri
Ülkü: Kişiyi umut içinde yaşatan, ulaşılmaya çalışılan yüce dilek, amaç, erek
Ülküm: Amacım, ulaşmak istediğim şey
Ülkümen: Amaç sahibi kişi, ülkü kişisi, ülkücü
Ülküsel: Ülkü ile ilgili, ülkü niteliğinde
Ülmen: Denizci, deniz adamı
Ümare: Beyler, emirler
Ümit: Umut
Ümmet: Bir peygambere inananların hepsi. İslam dinine bağlı olanların hepsine verilen ad.
Ümran: Uygarlık, ilerleme, refah
Ünal: Ad sahibi ol, ünlen, tanın
Ünalan: Ad sahibi olan, ünlenmiş kişi, ünü olan kimse, iyi ad sahibi
Ünaldı: Ün aldı.
Ünalmş: Ün ve şan kazanmış
Ünalp: Ünlü yiğit
Ünan: İnleme, nalan
Ünay: Ünlü ve ay gibi kimse, ünü olan ay
Ündoğan: Ünlü doğmuş kimse
Ünek: Kahraman, yiğit
Üner: Ünlü yiğit
Üngörmüş: Ün görmüş
Üngün: Ün gün.
Üngür: Mağara
Ünkan: Tanınmış soydan gelen
Ünkaya: Ünlenen kaya, ünlü kaya; tanınmış ve kaya gibi kimse
Ünlem: Ses, seda, çağrı
Ünlen: Herkesçe tanın, ünün her yana yayılsın, ün sahibi ol
Ünler: Yüksek sesle bağırır
Ünlü: Herkesçe tanınan, ün salmış olan, tanınmış
Ünlüer: Tanınmış, ünlü kimse
Ünlüol: Adın duyulsun, ün kazan
Ünlüsoy: Tanınmış soydan gelen
Ünol: Şan ol, ünlü ol
Ünsaç: Her yana ününü duyur
Ünsal: Her yana adını duyur
Ünsan: Ünlü ve sanlı
Ünsev: Tanın ve sevil
Ünseven: Tanınmayı, ünlenmeyi seven
Ünsever: Ünlü olmayı sever
Ünsevin: Ünlü ol ve sevin
Ünsi: Alışmış, sokulgan
Üntürk: Tanınmış türk; ünlü türk
Ünüvar: Herkesçe tanınır, ünlü
Ünver: Her yana adını duyur, çok tanınmış biri ol, ünlen
Ünverdi: Adını duyuran, tanınan
Ünveren: Ün veren
Ünzil: Gönderilmiş, indirilmiş, inzal olunmuş
Ürün: Doğadan elde edilen yararlı şey
Üründü: Seçilmiş, seçkin
Üründübay: Seçilmiş, seçkin
Üsgen: Yüksek
Üstay: Ay gibi yüce, yüksek
Üstek: Yüksek, yüce.
Üstel: Yüksek, yüce.
Üstem: Altın veya gümüşten yapılmış at eyeri.
Üster: Baş olan yiğit
Üstün: Yenen, galip gelen
Üstünbay: Seçkin, başarılı kimse
Üstündağ: Üstün dağ
Üstüner: Güçlü yiğit, iyi nitelikli yiğit, üstün gelen yiğit
Üveys: İsteyen, arzu eden
Üzer: Üst. Kaymak.
Üzeyir: Kuran’da adı geçen bir kişi. Vahab bağışlayan, ihsan eden
Vabil: İri damlalı yağmur
Vacid: Yaratan, meydana çıkaran
Vacip: Dini (şer’i) bakımdan terkedilmesi doğru ve uygun olmayan, kesinlik bakımından farzdan sonra gelen
Vafe: Nasip, kısmet
Vafi: Yeter, tam. Sözünde duran, sözünün eri
Vafid: Elçi, temsilci, rasul
Vafir: Çok, bol
Vaha: Çöllerin su bulunan kesimlerinde oluşan bitkili alan
Vahap: Bağışlayan, ihsan eden
Vahat: Çöl ortasında suyu ve yeşilliği olan yerler. Vahalar
Vahdet: Teklik, birlik, allah’ın tekliğini kabul etmek
Vahdettin: Dinin tekliği, birliği
Vahdi: Bir ve tek olmayla ilgili
Vahid: Tek ve eşsiz, allahın isimlerinden
Vahiddin: Tek din, dinin tekliği
Vahip: Bağışlayan, bağışlayıcı
Vahit: Tek, yalnız
Vaid: Birini iyiliğe sevk ve kötülükten uzaklaştırmak için korkutma, yıldırma
Vail: Sığınan, kurtulan. Sahabe adlarındandır
Vaiz: Dinsel öğütlerde bulunan kimse
Vakar: Ağırbaşlılık, haysiyetini koruma, temkin sabır, heybet
Vakıf: Bir şeyi elde eden, bir işten haberli olan
Vakia: Vuku bulan, olan, düşen, olagelen, rastlayan
Vakkas: Ağırbaşlı, temkinli
Vakur: Ağırbaşlı, temkinli
Vala: Yüksek, yüce
Valaşan: Şanı yüce, şanlı
Valay: Yükseklik, yücelik
Valek: Kurt anlamında kullanılmaktadır
Vali: Bir vilayeti idare eden en büyük memur
Valih: Şaşakalmış, hayret etmiş, hayran
Vamık: Seven, aşık
Varaka: Tek yaprak, tek kağıt. Yazılı kağıt
Vareste: Kurtulmuş. Serbest, rahat, azade
Vargın: Giden, varan
Varış: Zeka, anlayış, akıl
Varid: Gelen, vasıl olan, erişen
Varlık: Var olan her şey; önemli, yararlı, değerli şey; var oluş; para mal, mülk ve genel olarak zenginlik varol her zaman yaşa
Varol: Sağlıklı, uzun yasa
Vasfi: Nitelikle ilgili
Vasıf: Vasfeden, vasıflandıran. Bir kimse veya şeyi başkalarından ayıran kendine has hal, nitelik hususiyet
Vasık: Güvenilen, emin, mutemed. Abbasi halifelerinden birinin unvanı
Vasıl: Ulaşan, kavuşan, yetişen
Vasi: Vasiyeti yerine getiren, vesayeti yüklenen kimse, henüz reşid olmamış çocuğun işlerine bakmakla mükellef kimse
Vassaf: Niteliklerini bildirerek anlatan ya da öven. Vassaf el-Hazrat. İranlı tarihçi, yazar
Vassal: Vasleden, ulaştıran, birleştiren. Sayfalan yapışan, eski yazılı bir kitabın sayfalarını ayıran sanatkar.
Vatan: Yurt, ülke
Vazah: Beyaz, güzel yüzlü adam
Vecaheddin: Dinin yüceliği, onuru. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır
Vecdet: Zenginlik, varsallık
Vecdi: Coşkunlukla ilgili
Vechi: Yüzle ilgili, yüze ait
Vecid: Bir şeyin güzelliği karşısında kendini kaybedecek dereceye gelmek, coşkulanmak
Vecih: Yüz, çehre. Tarz, üslup.
Vecihi: Güzellik, hoşluk, uygunlukla ilgili
Veciz: Kısa, derli toplu
Vedat: Sevgi, dostluk
Vedi: Başkasının malını saklamakla görevli kimse
Vediatullah: Allah’ın emaneti, dini. Kadınlar da Allah’ın emaneti olarak nitelenmişlerdir
Vedid: Dost, sevgisi çok olan. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır
Vedud: Çok muhabbetli, çok şefkatli. Allah’ın isimlerinden. İyi kullarını sevip onlara rahmet ve rızasını irade eden yüce Allah. -(bkz. Abdülvedud). Kur’an’da Hud, ayet: 90; Buruc, ayet: 14’te zikredilmiştir.
Vefa: Sözünde durmak, dostluğunu sürdürmek
Vefai: Vefa ile ilgili
Vefakar: Sevgisi geçici olmayan, vefası olan
Vefi: Vefalı, bağlı, tam, mükemmel
Vefik: Yoldaş, aynı fikirde olan
Vefir: Çok, bol
Vefret: Çokluk, bolluk
Vehbi: Allah vergisi
Vehhab: Çok hibe eden, bağışlayan. Sayısız nimetler veren yüce Allah. Bu isim Esmau’l-Hüsna’dan-dır. Kur’an-ı Kerim’de, Al-i İmran, ayet: 8; Sa’d suresi ayet: 9 ve 35’te geçmektedir. (bkz. Abdülvehhab).
Vehhac: Çok parıltı. Çok alevli
Vekil: Başkasının yerine ve adına hareket eden veya konuşan. Asıl vazifelinin yerine çalışan, bir vazifeyi geçici olarak idare eden.
Vekkad: Parlak, aydınlık, ışıklı.
Vela: Yakınlık, sahiplik. Efendisinin, azat ettiği köle ve cariyesi ile olan münasebeti ve onlar üzerindeki hakkı.
Veladet: Doğuş, dünyaya gelmek, ortaya çıkmak.
Veli: Sahip, ermiş, eren
Velican: Candan, dost, yakın
Velid: Yeni doğmuş çocuk. Erkek çocuk, köle. Sahabe isimlerindendir
Veliyullah: Allah’ın sevgili kulu. Allah’a teslim olmuş, onun hakimiyet ve sultasının dışında hakimiyet ve sulta tanımayan. Yalnızca Allah’ı, rasulünü ve mü’minleri dost edinen
Veliyüddin: Dinin sahibi. Dinin dostu
Velu: Bir şeye fazla düşkün olan
Vemiz: Bulut arasından görünen ışık.
Verdi: Güle ait, gül ile ilgili
Vergin: Verici, özverili kimse
Verim: Ortaya çıkan, beklenilen, istenilen sonuç
Verka: Yabani güvercin, üveyik
Verrak: Kağıtçı. Ünlü Arap kelam bilgini: Ebu İsa Muhammed b. Harun el-Verrak
Verşan: Çevreye şan ver, ünlen, ünlü ol.
Vesamet: Güzellik, güzel olma
Vesik: Çok sağlam, güçlü
Vesim: Güzel yüzlü
Veyis: Yoksulluk, muhtaçlık
Veysel: Kurt
Veysi: Yoksul, muhtaç
Vezir: Osmanlı devletinde, askeri ve idari en yüksek derece olan vezirlik rütbesinde olan kimse
Vidad: Sevme, sevgi. Dostluk
Visam: Damgalı, nişanlı
Volkan: Yanardağ
Vural: Vurarak al, vurup al
Vuralhan: Vural han
Vurgun: Vurulmuş çok sevmiş kimse, tutkun
Vuska: Çok sağlam, pek kuvvetli. Urvetul-Vuska (Pek sağlam kulp) müslümanlık
Vusta: Orta, ortada bulunan, arada olan, iç
Yadigar: Bir kimseyi ya da bir olayı anımsatan kimse. Bırakılan anı.
Yafes: Nuh Peygamber’in üçüncü oğlu, Türklerin atası
Yağan: Yağmur, kar, yağış
Yağın: Yağmur, yiğit
Yağınalp: Yağmur
Yağız: Koyu buğday rengi, esmer
Yağızalp: Esmer, yiğit, karayağız yiğit
Yağızbay: Esmer kimse
Yağızer: Esmer, yiğit, karayağız yiğit
Yağızhan: Esmer hükümdar
Yağızkan: Asil, soylu kan
Yağızkurt: Esmer, güçlü, kuvvetli kimse
Yağıztekin: Esmer ve biricik; yağız şehzade
Yağmur: Havadaki su buharının yükseklerde soğuyarak yoğunlaşması sonucu yere düşen su damlacıkları; oğuz beylerinden biri
Yağmurca: Bir tür geyik. Dağ keçisi
Yahşi: İyi, güzel, çok güzel
Yahşibay: İyi tanınan, saygın kimse
Yahşihan: Genç, güzel hükümdar
Yahya: Zekeriya’nın oğlu olan peygamber, allah lütufkardır anlamında
Yaktın: Kabak. Kavun, karvpuz, hıyar gibi toprakta uzanıp, yetişen bitki
Yakup: Hz. Yusuf’un babası, erkek keklik, ibranice’de takip eden, izleyen anlamında
Yakut: Parlak, kırmızı değerli taş, sibirya’nın kuzeyinde yaşayan bir türk kavmi
Yakzan: Uyanık, gözü açık
Yalap: Parıltı
Yalavac: Peygamber, elçi
Yalaz: Alev, bayrak
Yalaza: Alev
Yalazabey: Ateş gibi
Yalazalp: Alev gibi parlak yiğit
Yalazan: Berk, şimşek
Yalazay: Yalımlı ay, parıldayan ay, alevli ay
Yalçın: Sarp, düz, kaygan, parlak
Yalçıner: Sarp yiğit, dik yiğit
Yalçınkaya: Çıkılması güç kaya, dik kaya, büyük, dik ve kaygan kaya
Yalçuk: Parlayan, ay; evren; elçi
Yaldırak: Ak, parlak, ışıltılı
Yale: Sığır boynuzu
Yalgın: Ilgım, serap; aşı kalemi almaya ve aşılamaya elverişli ağaç, çiçek
Yalım: Ateşin dili, alaz, yalaz, yalaza, alev
Yalın: Çıplak; içine başka şey katılmamış, sade; gösterişsiz, süssüz
Yalınalp: Katışıksız yiğit, sade yiğit
Yalınay: Ayın en güzel, sade görünümü
Yalınç: İçine başka bir şey karıştırılmamış, tek bir şeyden oluşan
Yalkı: Yalın, tek
Yalkın: Yalnız, tek, tek başına; ince, zayıf
Yalman: Düz, çıplak ve yassı taş; mızrak ucu; dik, sarp, yalçın
Yaltır: Parlak, parlayan
Yaltırak: Işık, parıltı
Yaltıray: Parlak ve parıldayan; parlak ışık saçan ay
Yalvaç: Tanrı’nın habercisi, tanrı elçisi
Yamaç: Dağın eğik yüzeyi, eğik yanı, bayır; karşı
Yaman: Kötü, korkulan, cesur, güçlü
Yamaner: İşbilir yiğit, becerikli yiğit
Yamanöz: Becerikli kimse, işbilir kimse, yaman kimse
Yanaç: Yön, taraf
Yanal: Yanda olan, yana düşen
Yanar: Parlayan, parıldayan
Yanıker: Aşık, vurgun kimse
Yankı: Sesin bir yere çarparak dönmesiyle duyulan ikinci ses
Yarıdil: Gönül arkadaşı, sevgili
Yarkaya: Sarp, uçurumlu kaya
Yarkın: Güneş ışığı, güneş aydınlığı; şimşek
Yarlık: Buyruk, ferman. Yasa, kanun
Yaruk: Işık, aydınlık, parlaklık, parıltı
Yasa: Varlığım surdur
Yasan: Tertip, düzen
Yasavul: Koruyucu muhafız
Yaser: Bolluk, varlık
Yasin: Kuran’ın 36. Suresi
Yasir: Sol tarafa giden
Yasun: Tarz, üslup, töre. Doğa, tabiat.
Yaşar: Yaşamını sürdürür, hiç ölmez, yaşayıp gider
Yaşık: Işık, parıltı, parlaklık
Yaşıl: Erkek ördek
Yaşın: Işık, yıldırım, şimşek
Yatman: Boyun eğen, uysal, yumuşak başlı kimse
Yatuk: Kanun, santur vb. sazların genel adı
Yaver: Yardımcı
Yaveş: Ağırbaşlı, yumuşak huylu, sakin
Yavuz: Çok sert, yaman, yürekli, korkusuz
Yavuzalp: Korkusuz yiğit, yaman yiğit
Yavuzay: Ayın en güzel hali
Yavuzcan: Güçlü, cesur kişiliği olan
Yavuzer: Korkusuz yiğit, yaman yiğit
Yavuzhan: Güçlü, cesur hükümdar
Yaygır: Gökkuşağı
Yazel: Yaz El Kelimelerinden Türemiş İsim
Yazgan: Yazar, yazıcı
Yazganalp: Yazar, yazıcı
Yazgı: Kader, alın yazısı.
Yazır: Oğuzların, Bozok kolunun Ayhan soyundan gelen bir Türkmen boyunun adı.
Yediger: Büyük ayı takım yıldızı
Yefa: Yüksek yer
Yegan: Tekler, birler
Yeğin: Zorlu, katı, şiddetli. Baskın, üstün. Yiğit, güçlü, çalışkan. Bereketli, bol. İyiliği seven.
Yeğiner: Zorlu, katı, şiddetli. Baskın, üstün. Yiğit, güçlü, çalışkan. Bereketli, bol. İyiliği seven.
Yeğrek: İyilik sever
Yehud: Yahudi, Hz. Ya’kub’un oğlu Yahuda soyundan gelenler, İsrailoğulları
Yehuda: Hz. Ya’kub’un on iki oğlunun en büyüğü
Yeksan: Her zaman, bir düzeyde
Yekser: Tek başına, bir baştan bir başa aniden
Yekta: Tek, eşsiz
Yelal: Rüzgar, yel, esinti
Yeldan: Hızlı, süratli
Yelen: Arzu, istek
Yeler: Rüzgar gibi yiğit
Yelesen: Yel gibi hızlı, çabuk
Yelit: İhlas suresinde geçmektedir
Yelmen: Aceleci, hızlı davranan, canı tez kimse
Yeltekin: Rüzgar gibi ve tek olan; yel gibi şehzade
Yemliha: İnanışa göre mağra ehli olarak bilinen yedi uyurlardan birisi
Yenal: Yenerek al
Yenay: Yeni ay, hilal-i ayça
Yenbu: Pınar, çeşme, kaynak
Yener: Oyun, yarış, savaş gibi şeylerde karşısındakine üstün gelir
Yengi: Üstün gelme, yenme, utku, zafer
Yenisey: Orta asya’nın en büyük ırmaklarından birinin adı
Yenisu: Yeni akan su
Yerel: Belirli bir yer ile ilgili olan, örf
Yergin: Hüzünlü, tasalı, kaygılı
Yerhum: Erkek kartal
Yersel: Yere ait, yerle ilgili
Yertan: Güneşin ilk ışıklan
Yesar: Varlık, zenginlik
Yesari: Zenginlikle ilgili
Yeten: Yetişen, ulaşan. Olgun, olgunlaşan
Yetener: Olgun erkek
Yeter: (artık çocuk istemeyenler son çocuklarına verirler) yeterli, yetişir
Yetik: Yetişmiş, erişmiş, büyümüş. Bilgili, olgun
Yetiş: Amacına ulaş, isteğine kavuş
Yetişen: Ulaşan, kavuşan
Yetkin: Yetişkin, olgunlaşmış, erişmiş
Yetkiner: Yetişkin yiğit, olgunlaşmış yiğit, olgun yiğit
Yezdanşer: Alahın arslanı, savaşçı kral
Yezid: Emevi halifesi Muaviye’nin 3. oğlu
Yıbar: Misk, amber, güzel koku
Yıldır: Parlak, parlayan, ışıklı ışık
Yıldıralp: Korkutan yiğit, yıldıran yiğit
Yıldıran: Parlayan, ışıldayan, ışık saçan
Yıldıray: Parıldayan ay, ışık saçan ay
Yıldırım: Büyük bir ışıkla gürültü çıkararak hava ile yer arasında olan elektrik boşalması, şimşek; osmanlı imparatoru yıldırım beyazıt’ın adından
Yıldızhan: Yıldızların hakanı
Yılmaz: Hiçbir şeyden korkup çekinmez
Yiğit: Güçlü ve yürekli; delikanlı, genç, genç adam
Yiğitalp: Yiğitler yiğidi, erler eri
Yiğitcan: Güçlü, korkusuz kahraman
Yiğiter: Güçlü ve yürekli erkek
Yiğithan: Yiğit, cesur hakan
Yiğitkan: Güçlü, cesur soydan gelen
Yoğun: Oylumuna oranla ağırlığı çok
Yoldaş: Arkadaş, aynı yolun yolcusu olan
Yordam: Rehber, kılavuz, beceri, anlayış, davranış, kural, yöntem
Yoruç: Komutan, kumandan
Yönal: Belli bir yana doğru dön
Yöner: Yönünü, cepheni al
Yöntem: Bir işte tutulacak yol, ereğe ulaşmak için tutulacak özenli yol
Yörük: Hayvancılıkla geçinen göçebe bir türkmen oymağı ve bu oymaktan olan kimse
Yula: Meşale. Kandil
Yuluğ: Mutlu, mesut
Yumlu: Uğurlu, kutlu
Yunus: Memeli bir hayvan, bir peygamber
Yura: Dağ sırtı
Yurdaer: Yurda er olan kimse, yurdun yiğidi
Yurdahan: Yurda kağan olan kimse
Yurdakul: Yurda hizmet eden, yurda kul olan kimse
Yurdaşen: Yurdu şenlendiren, yurda şenlik olan
Yurday: Yurdun ay’ı yurda ay olan kimse
Yurtcan: Yurda canlılık veren
Yurtseven: Ülkesini, yurdunu sever
Yusuf: Yakup peygamberin oğlu
Yuşa: Tarihlerde, Peygamber olduğu rivayet edilen Yûşa b. Nün
Yüce: Yüksek, büyük, erişimez, ulu
Yücealp: Büyük yiğit, erişilmez yiğit, ulu yiğit
Yücel: Yüksel, yücel duruma gel
Yücelay: Yüksel, yüce bir duruma gel, başarı kazan, ilerle
Yücelen: Yükselen, ulaşılmazlaşan, ululaşan, yüceleşen
Yücesan: Erişilmezleşmiş ad, ulu ad
Yücesoy: Erişilmezleşmiş soy, ulu soy
Yücetekin: Ulu ve biricik; ulu şehzade
Yüksel: Yükseklere ulaş, basarı kazan. Zafer amaca ulaşma, basarı
Yümin: Uğur, mutluluk
Yümni: Her işi sağ eli ile yapan, uğurlu
Yürük: Çabuk ve hızlı yürüyen
Yüzüak: Dürüst, namuslu, doğru, suçsuz kimse
Zabit: Askere kumanda eden rütbeli asker
Zade: Evlat, oğul
Zafer: Amaca ulaşma, basarı
Zafir: Zafer kazanan, üstün gelen
Zahid: Zühd sahibi, şüpheli şeyleri bile terkederek günahtan kaçan, Allah korkusuyla dünya nimetlerinden el çeken (kimse) muttaki.
Zahir: Parlak yıldız
Zahit: Dince yasak olan şeylerden sakınan
Zahit: Günahtan kaçınan
Zahrettin: Dinin zerresi, Dinin çekirdeği
Zaim: kefil, şah
Zakir: Zikreden
Zal: İran’da eskiden kalma mitolojik bir savaşçı. Aynı zamanda horoz ibiği anlamında da kullanılıyor
Zarife: Nazik ve hoş konuşan, ince ve hoş tavırlı olan kimse, kibar.İnceliği, latifliği ile hoşa giden.
Zati: Kendiyle ilgili, kendine ait, özel.Özle ilgili
Zayi: kayıp, yitik.
Zebih: Kesilmiş veya kesilecek kurban. Hz. İsmail ile Hz. Muhammed’in babası Hz. Abdullah’ın lakabı
Zekai: Zeka ile ilgili
Zekeriya: Erkek, bir peygamber
Zeki: Çabuk anlayan, kavrayan
Zemherir: Gündönümünden sonraki şiddetli soğuklar, kara kış
Zerak: Mavi, gök renkli
Zerare: Saçıntı, saçılan şey
Zeren: Kavrayışlı, zeki, akıllı, uyanık
Zerin: Altından olan, altın gibi parlak olan, san olan
Zerişte: Altın tel, sırma
Zerka: Gök gözlü. Gök mavisi
Zerver: Altın yaldızlı olan
Zevahir: Parlak yıldızlar
Zeval: Yerinden ayrılıp, gitme. Zail olma, sona erme.
Zevkan: Zevk bakımından, zevkçe
Zevra: Dicle nehri. Bağdat şehri.
Zeycan: Candan, cana yakın
Zeynel: Zeynelabidin’in kısaltılmışı
Zeynelabidin: İbadet edenlerin süsü
Zeynettin: Dinin zineti, süsü
Zeyni: Süsle, bezekle ilgili
Zeynullah: Allah’ın süsü
Zeynur: Nurlu, ışıklı, aydınlık
Zeyrek: Eli uz; akıllı; uyanık; anlayışlı
Zeyyat: Zeytinyağı, zeytinyağı yapan kimse
Zihni: Akılla ilgili
Zikra: Anma, hatırlama. İbret, örnek.
Zikri: Anma ile ilgili
Zinde: Diri, yaşayan, canlı
Zirve: Doruk, tepe noktası
Zişan: Şanlı, şerefli, canlı
Zivekar: Vekarlı. Vakar dolu. Vakar sahibi
Ziver: Süs, bezek
Ziverbey: Süs, bezek
Ziya: Aydınlık, nur
Ziyaettin: Dinin ışığı, aydınlığı
Ziyat: Fazlalık, çokluk
Zobu: Zor, sıkıntılı. Eski vezir konaklarındaki hizmetlilere verilen ad.
Zoral: Zor al
Zorlu: Güçlü; tuttuğunu koparan
Zuhur: Görünme, meydana çıkma, baş gösterme
Zuhuri: Orta oyununda komik rolünü yapan kimse.
Zübeyir: Akıl, yazılı küçük şey
Zühal: Satürn
Zühdi: Her türlü zevke karşı koyarak kendini ibadete veren
Zühtü: Her türlü zevke karşı koyup kendini ibadete veren
Zülal: Saf ve tatlı su. Abakay bir türk boyunun adı.amaca ulaşma, başarı
Zülfi: Kılıcın kabzasına iliştirilen süs
Zülfikar: Hz. Peygamberin Hz. Ali’ye hediye ettiği çatal ağızlı kılıç
Zülfü: Zülfikârla ilgili
Zülkarneyn: İki boynuzlu, kuranda adı geçen nebi veya peygamber
Zümer: Zümreler, gruplar. Kur’an-ı Kerim’in 39. süresi.

Kız Bebek İsimleri

Acla: Aceleci, eli çabuk
Acunbike: Dünya güzeli hanım
Açelya: Güzel, kokusuz, çok çeşitli renklerde çiçek açan fundagillerden bir bitki
Açılay: Ayın dolunay hali almaşı
Adalet: Dengeli davranma, hakka riayet
Adeviye: İyilik, yardımseverlik
Adile: Haktan ayrılmayan, adaletle iş gören, adil
Adniye: Cennetlik
Afet: Çok güzel kadın, doğal felaket
Afife: İffetli, namuslu, temiz
Afitab: Güneş ışığı, aydınlığı, güzel dilber
Ağbet: Yüzü nurlu
Ahenk: Uyum, düzen
Ahsen: Çok güzel, en güzel
Ahu: Ceylan, karaca, maral, güzel kadın
Ahzan: Yeşil
Ajda: Filiz, sürgün, üzeri çentik çentik, diş diş olan şey
Akarsu: Akan su, tek sıra elmastan ya da pırlantadan gerdanlık
Akasya: Küçük sıra yapraklı, süs için yetiştirilen baklagillerden bir ağaç, salkımağacı
Akay: Parlak ay, aydınlık, ışık ay, dolunay adam, erkek, kuzey türklerinde erkek çocuklarından büyüğe verieln ad, ağa
Akbegüm: Hayırlı, uğurlu kadın
Akife: Sebatlı, kararlı, ibadet eden
Akmer: Ay gibi yüz aydınlık
Aksu: Temiz, berrak akarsu
Alev: Yanan ışık veren maddelerin çeşitli şekillerde şeffaf dili, yalım, yalaz, alaz
Aliye: Yüce, ulu
Altınay: Altın gibi sarı, parlak ay
Anber: Güzel koku, amber balığından çıkan kül renkli, güzel kokulu madde
Andaç: Anı için verilen şey, armağan, anı
Anıl: İhtiyatlı, tedbirli, aceleci olmayan, adın her zaman anılsın
Anise: Cana yakın
Arca: Namuslu, temiz
Arife: Tecrübeli, bilgili, sezgi ve anlayışa sahip
Armağan: Birini sevindirmek için verilen şey, ödül
Arsal: Arı gibi temiz, çalışkan
Arzu: istek, özlem, dilek, halk masalında kamber’in sevgilisi
Asena: Güzel kız dişi kurt
Asiye: Kederli, hüzünlü kadın, isyan eden
Aslı: Kök, köken, aşık kerem’in sevgilisi
Aslıhan: Aslı, han soyundan olan
Asu: Asi, ehlileşmeyen huysuz at, isyankar
Asude: Rahat, dingin
Asuman: Gökyüzü, sema
Asya: En büyük kıta
Aşkın: Üstün, benzerlerini aşmış, sevgilin
Atifet: Karşılık beklemeden gösterilen sevgi, iyilik sever
Atike: Özgür, soylu, güzel, genç kız
Avniye: Yardımcı, Osmanlı’da asker yağmurluğu
Avşar: Bkz. Afşar avunç insanı avutan, teselli eden şey
Aya: El değmemiş bakire, meryem’e verilen bir ad, medine şehrinin bir adı, delinmemiş inci, Bahar kışla yaz arasındaki mevsim, genç, taze devre, ilk zamanlar
Ayas: Duru ve dingin havada çıkan kuru soğuk, ayaz
Ayben: Ay gibi, ayın kendisi
Ayber: Ay meyvesi, ayca, ay gibi parlak ve aydınlık
Aybike: Ay gibi parlak, aynı zamanda zeki, akıllı
Aycan: İçi dışı ay gibi parlakaydınlık
Aycihan: Cihanı aydınlatan ışık
Ayça: Ayın ilk günlerde aldığı, biçim, hilal
Ayça: Ay gibi parlak ve aydınlık
Ayçil: Sürekli aydınlık veren, ay gibi
Ayda: Dere kıyılarında yetişen bir bitki, parmakları, beli, endamı güzel kadınlar için söylenen bir söz
Aydan: Güzelliğim aydan almış, aydan gelen, aydan yaratılmış
Aydil: Güzel, parlak, aydınlık gönül
Aydoğan: Ay gibi doğan, parlayan
Ayfer: Ay ışığı
Aygen: Gönül arkadaşı, dostu
Aygül: Ay gibi ışıldayan, parlak, gül renkli, güzel
Aygün: Kedersiz, üzüntüsüz
Ayla: Ayın çevresindeki hale, Eş, zevce
Aylin: Ayın çevresinde görülen ışıklı ; daire, ay evi
Aynur: Ay gibi ışıklı, pırıl pırıl
Aypare: Ay parçası
Ayperi: Ay gibi aydınlık ve peri gibi, büyüleyici güzel
Aysan: Ay gibi temiz, parlak şöhretli
Aysel: Ay gibi parlak ve güzel
Aysem: Ay ışığı, benim ayşe’m
Aysema: Ay gözlü
Aysen: Ay gibi parlak, neşeli, sevimli güzel
Aysin: Ay gibi güzel
Aysu: Ay gibi parlak, berrak su
Aysun: Ay gibi güzelsin, ay’sın, ay’ı sun
Aysuna: Ay ve suna gibi kimse
Aysunar: Ay’ı verir, ay’ı sunar
Ayşan: Ay gibi temiz, parlak şöhreti olan
Ayşe: Yaşam, erinç, rahat, huzur içinde yaşayan
Ayşegül: Gül renkli, canlı ve güzel
Ayşem: Ay ışığı, benim ayşem
Ayşen: Ay gibi parlak, neşeli, sevimli
Ayşenur: Nur gibi parlak, pırıl pırıl, ay gibi güzel
Ayşin: Ay gibi güzel
Ayten: Ay gibi beyaz tenli
Aytül: Ayın ışığını gölgeleyen ince ve beyaz renkli bulutların ayı süslemesi
Ayyıldız: Bayrağımızın simgesi, Hilal ve yıldızın birlikte görülme hali
Azime: İrade, gayret, kesin karar
Azimet: Kuvvetli bir iradeye dayanan karar, yemin
Azize: Kutsal, ermiş kadın, sevgi hitabı
Azmiye: Niyetli, kararlı
Azra: El değmemiş bakire, meryem’e verilen bir ad, medine şehrinin bir adı, delinmemiş inci
Bade: Şarap, içki. İsim olarak kullanılmaz.
Badegü: Bade ve gül kelimelerinin birleşiminden meydana gelmiş bir isimdir. Bade : Şarap, içki. Kadeh. Gül : Küçük ve dikenli bir ağaçta olup şeklinin ve kokusunun güzelliği ile meşhur bir çiçek.
Badem: 1. Gülgillerden ülkemizin her bölgesinde yetişen ağaç. 2. Bu ağacın yaş ve kuru yenen meyvesi.
Badiye: Çöl, kır
Bahar: Kışla yaz arasındaki mevsim, genç, taze devre, ilk zamanlar
Bahriye: Denizle ilgili, eli açık, cömert
Bahtıser: Şanslı
Balcan: Bal gibi tatlı, sevimli çocuk
Balım: Benim balım, tatlım, çok sevgili, samimi arkadaş
Balkız: Bal gibi tatlı, güzel kız, Halk dilinde belkıs
Banu: Kadın, hanım, şarap, gülsuyu gibi şeylerin şişesi
Barçın: Süslü ipekli kumaş
Barış: Sulh, dinginlik, Savaştan sonra tarafların uzlaşması
Başak: Arpa, buğday, yulaf gibi bitkilerin tanelerini taşıyan başı
Baylan: Nazlı, şımarık
Bedia: Beğenilen, taktir edilen yeni şey, Eşi az bulunur güzellikte
Bedihe: Başlangıç, güzel söz
Bedriye: Dolunayla ilgili, ay kadar güzel
Begim: Kibar hanımefendi
Begüm: Saygıdeğer kadın, hanımefendi, hint prenseslerine verilen san
Behice: Şen, güleryüzlü
Behire: Güzel, asil
Behiye: Güzel ve alımlı kadın
Bekriye: İlk kız çocuğu, her şeyin evveli
Belen: Dağ geçidi
Belgin: Kesin, apaçık
Belin: Şaşkınlık, hayret
Belkıs: Saba melikesi
Belma: Sakin, yumuşak
Bengisu: İçince ölümsüzlük verdiğine inanılan su
Bengü: Sonu olmayan, ebedi
Bengül: Üzerinde benekler olan gül
Berca: Doğru, yerinde olan
Berçin: Toplayıcı
Berfin: Kardan gelen, tertemiz, kar gibi beyaz
Beria: Güzelliği ve olgunluğu ile benzerlerinden farklı sevgili, kadın
Beril: Mücevher olarak da kullanılan bir tür maden
Berin: En yüksek, yüce, Asil, necip
Berkay: İşığı kuvvetli ay
Berna: Genç, yiğit
Berra: Doğru sözlü, hayır işleyen
Berrak: Aydınlık, parlak, duru, saf
Berrin: Yüksek, yüce
Berşan: Bir peygamberin din ve kitabını kabul eden
Besime: Güleryüzlü, şen kadın
Beste: Bir müzik eserini oluşturan ezgiler
Bestegül: Gül demeti
Betül: Ayrı kök salmış fidan, hz. meryem’in lakabı, bakire
Beyhan: İçindekini açıkça söyleyen, sır saklamayan, Hanların beyi
Beyza: En beyaz, en ak, günahtan kaçınmış
Bihter: Pek iyi
Bilge: Bilgili, bilgisini yararlı kullanan
Billur: Parlak şeffaf taş, kristal
Bingül: Bin gülün güzelliğinde
Binnaz: Çok nazlı
Bircan: Herkesçe sevilen, candan
Birce: Bir tanecik, biricik
Birgül: Benzersiz gül
Biricik: Eşsiz, yegane
Birsel: Bire dönük, bire ait
Birsen: Bir tek sen
Buhayra: Küçük deniz
Buket: Çiçek demeti
Burcu: Güzel koku, ıtır
Burçak: Baklagillerden bir bitki
Burçin: Dişi geyik, ahu
Buse: Öpmek, öpüşmek, öpücük
Bürde: Gece üste örtülen, gündüz giyilen bir elbise
Bürke: Martı, göl
Büşra: Sevinçli, müjdeli haber
Büteyra: Sabah ışıkları, sabah güneşinin ısıtması
Cahide: Çalışan, çaba gösteren
Can: İnsanın varlığı, içten sevimli, gönül, sevgili
Canan: Gönülden sevilen, aşık olunan
Candan: Yürekten, içten
Canel: İçten, candan uzatılan dostluk eli
Cangül: Gül gibi canlı
Cansel: Cana dair, canla ilgili
Cansın: İçten, gönüldensin
Cansu: Hayat veren su
Cavidan: Ebedi, sonsuz
Celile: Büyük, ulu
Cemile: Hoşa gitmek için yaranma, güzel kadın
Cemre: Ateş, bahardan önce havaya, suya, toprağa düştüğüne inanılan sıcaklık
Ceren: Ceylan, ahu
Cevher: Bir şeyin özü, güç, enerji, değerli taşlar
Cevriye: Eziyet, cefa, sıkıntı
Ceyda: İyi, hayırlı, faydalı insan, uzun boyunlu ve güzel
Ceyhan: Su gibi akan ve çevresini mutlu eden iyilik, güzellik, bir nehrimiz
Ceylan: Güzel gözlü, ince bacaklı, hızlı koşan, zarif bir hayvan
Ceylin: Cennetin kapısı, cennete açılan kapı
Cihan: Evren, alem
Cihannur: Alemi aydınlatan nurlu ışık
Çağla: Badem, kayısı gibi meyvelerin çiğ hali, coşkulu olan
Çağlar: Köpürerek yüksekten düşen su, çağlayan, coşkulu, canlı
Çağrı: Davet, birim bir yere çağırma, doğan kuşu, çakır kuşu, mavi göz
Çığır: Çığın açtığı iz, yol, yenilikçilik
Çiçek: Bir bitkinin üreme organlarının yer aldığı güzel kokulu, renkli kısmı
Çiğdem: Zambakgillerden bir kır çiçeği
Çilay: Ayın üzerinde beliren açık renkli lekeler
Çilem: Ahenkli sesiyle bülbül gibi şakıyanım, sıkıntım, eziyetim
Çiler: Şakıyan bülbül, Damla yağmurun ya da bir sıvının en küçük ve yuvarlak parçası
Çolpan: Çoban yıldızı, zühre, venüs
Damla: Yağmurun ya da bir sıvının en küçük ve yuvarlak parçası
Defne: Defnegillerden yapraktan güzel kokulu bir ağaç, zafer ve mutluluk sembolü bir ağaç
Değer: Üstün nitelik, üstün, yararlı nitelikleri olan, bir şeyin önemini belirten ölçü, eder, karşılık
Delfin: Yunus balığı
Demet: Bir araya toplanmış ekin ya da çiçekler, bir ışık kaynağından çıkan aynı doğrultuda ışınlar, bağlanmış deste
Deniz: Yeryüzünün büyük bölümünü kaplayan çok geniş ve tuzlu su
Deren: Derleyen, toplayan
Derin: Gelişmiş, ilerlemiş, yoğun, çok içten gelen
Derya: Büyük deniz, okyanus
Deste: Bağlanmış tutam, tomar
Destegül: Gül demeti
Devran: Talih, kader, dünya, zaman
Devrim: Bir toplumsal düzenin yerine yenisinin kurulması
Diba: Çiçek desenli ipek kumaş, sevgilinin yüzü
Dicle: Yüce ırmak, güneydoğu anadolu’dan akan ırmağımız
Didar: Yüz, çehre, göz, görüş kuvveti
Didem: Gözüm, kıymetlim
Dilan: Gönüller, yürekler
Dilara: Gönül alan, gönül okşayan
Dilay: Gönül aydınlatan ay
Dilber: Güzel
Dilberan: Dilberler, güzeller
Dildade: Sevdalı
Dildar: Birinin gönlünü almış, sevgili
Dilek: İstek, arzu
Diler: Dileyen kimse, isteyen kimse
Dilge: Hoş sohbet
Dilruba: Gönül kapan, Düşen, gönlü neşeli
Dilşad: Gönlü hoş
Doğa: Kendiliğinden var olan, canlı, ve cansız nesnelerden oluşan, kendini sürekli olarak değiştiren varlığın tümü, tabiat
Doruk: Zirve
Döndü: Evlenmemiş kız
Duru: Saf, berrak
Duygu: His, duyulan, hissedilen, iyi ya da kötü eğilim
Dürdane: İnci tanesi, sevgili, kıymetli
Dürriye: İnci gibi parlak
Ebhar: Denizler
Ebru: Bulut renginde, kağıda suyla yapılan bir çeşit süsleme yöntemi, kaş
Ece: Kraliçe, güzel kadın, ana
Ecem: Benim kraliçem
Ecrin: Allahın hediyesi
Eda: Tavır, davranış, anlatım yolu, naz, cilve
Edibe: Edepli, terbiyeli, edebiyatla uğraşan, yazar
Efsane: Halk arasında anlatılan olağanüstü nitelikli masal
Efser: Taç
Efsun: Büyü, sihir
Ege: Bir çocuğu koruyan, ondan sorumlu olan kimse, bir deniz
Ekim: Ekme, yetiştirme, yılın onuncu ayı
Ekin: Tahılın tohum olarak tarlaya atıldığı andan başlayarak harman oluncaya değin aldığı duruma verilen ad
Ela: Açık kestane göz rengi
Elçi: Açık kestane göz rengi
Elçin: Deste, demet, ağustos böceği, bilmece, bulmaca
Elfida: Feda etme
Elif: Arap alfabesinin ilk harfi, alışıldık, aşina, ince, uzun boylu kız
Elmas: Kıymetli bir taş, mücevher, sevgili, değerli
Elvan: Renkler, rengarenk, alacalı
Emel: Gerçekleşmesi zamana bağlı arzu, istek
Emine: İnanılır, güvenilir, tehlikesiz
Emire: Kadın hükümdar
Emriye: Emire ait
Ender: Eşine az rastlanır
Enise: Dost, arkadaş, sevgili
Eray: Ay gibi aydınlık
Erda: Bkz. Erdağ
Erden: Bakire, el sürülmemiş yer
Erel: Güçlü el
Ergil: Erler içinde seçkinleşen, erlerin gülü
Ergin: Olmuş, yetişmiş
Erguvan: İlkbaharda eflatunla kırmızı renklerde çiçek açan bir ağaç
Ergül: Erler içinde seçkinleşen, erlerin gülü
Eribe: Olgun, anlayışlı
Erma: Cilveli, çok güzel
Ersin: Bağsız, kayıtsız, basma buyruk
Ertaç: Erkeklerin baştacı olmuş güzel
Esen: Sağlıklı, sağlam, güçlü
Esengül: Diri, yeni açmış gül
Eser: Zihin ya da yetenek ürünü değerli, önemli şey, yapıt, iz
Esin: Sabah rüzgarı, içe doğan güzel fikir, duygu, ilham
Esma: İşitmek, dinlemek
Esmeray: Ayın üzerinden bulut geçmiş hali, buğday renkli
Esra: En seri, çabuk
Evin: Bir şeyin özü, tahıl tanesi
Evren: Var olan şeylerin tümü, felek, cihan
Evrim: Değişim ve gelişmeler dizisi
Eylem: Değişiklik doğuran davranış, iş
Eylül: Yılın dokuzuncu ayı
Ezgi: Belli bir kuralla yaratılan, duygu meydana getiren ses dizisi, şarkı, türkü
Ezra: Sözü, konuşması düzgün
Fadime: Fatma’nın bir çeşit söylenişi
Fahire: Övünülecek, iftihar edilecek, kıymetli, parlak, güzel, mükemmel
Fahriye: Bir karşılık beklemeden yapılan iş, bir şiir türü
Farise: Ferasetli, anlayışlı, atlı, süvari, Ferasetli, anlayışlı, atlı, süvari
Fatma: Kendisi ve soyu cehennemden uzak kılınmış, sütten kesme, hz. Muhammed’in kızı
Fatmagül: Fatma ve gül’ün bileşik hali
Fatoş: Fatma’nın bir başka söyleniş biçimi
Fazilet: Kişiyi ahlaklı ve iyi davranmaya yönelten manevi kuvvet, iyilik, ahlak
Fehime: akıllı, anlayışlı
Ferah: Gönül açıklığı, sevinç, açık, havadar
Ferahnaz: Nazlı
Feray: Aydınlık, parlak ay
Feraye: Ay ışığı
Ferda: Yarın, ahiret, öbür dünya
Ferhan: Sevinçli, mesut
Ferhunde: Mübarek, kutlu, uğurlu
Feride: Tek, eşi olmayan, kendi fikrince hareket eden
Feride: gururlu, kibirli
Feriha: sevinçli, rahat
Ferzan: Bilim
Fethiye: fethe ait
Fevziye: Galip gelen, üstün, Tanrının bereketi ile ilgili
Feyman: Ahlaki olgunluk
Feyza: Suyun taşarak akması, bolluk, verimlilik
Feza: Uzay, evrenin genişliği
Fidan: Yeni yetişen ağaç
Figen: Çiçek demeti, atıcı, yıkıcı
Fikret: Fikir, düşünce, amaç, niyet
Fikriye: Düşünceyle oluşturulan
Filiz: Bitkinin ya da tohumun yeni çıkan ucu, ham maden, cevher, ince vücutlu
Firdevs: Cennet, bostan, bahçe
Firuz: Mesut, mutlu, iyi talihli, firuze, mesut, mutlu, açık yeşille gök mavişi renkleri arasında kıymetli taş
Firuze: Mesut, mutlu, açık yeşille gök mavisi renkleri arasında kıymetli taş
Fitnat: Zihin açıklığı, çabuk kavrayan anlayışlı olan
Fulya: Sarı renkli, hoş kokulu bir çiçek
Funda: Birçok çeşidi olan çalı
Füruzan: Parlayıcı, parlak
Füsun: Büyü, sihir, şaşırtacak kadar güzel
Gamze: Süzgün bakış, çene veya yanaktaki çukur
Gaye: Amaç, merak, sonuç, hedef
Gazal: Ceylan, geyik, güzel, iri göz
Gelincik: Kırlarda yetişen kırmızı çiçekli bitki
Gencay: Hilal
Gevher: Değerli taş, elmas, Bir şeyin aslı
Gizem: Sır karşılığı olarak kullanılan kelime
Gonca: Henüz açmamış gül, Sevgilinin ağzı
Goncagil: Henüz açmamış gül
Gökben: Gökle ilgili, uzay
Gökçe: Göğe ait, semavi, mavi, mavimsi, güzel, hoş
Gökçen: Mavi gözlü
Göknur: Gökten gelen kutsal ışık
Göksel: Gökle ilgili, semavi
Göksu: Mavi su, akarsulara verilen bir ad
Gökşen: Aydınlık, ışıklı gök
Gönül: Aşk, insanın hislerinin kaynağı
Görkem: Gösteriş, görünüş, gürbüz, iyi gelişmiş, göz alıcı ve gösterişli olma hali, göz alıcılık, gösterişlilik
Gözde: Sevilen, benimsenen, beğenilen kimse
Güfte: Bir müzik eserinin sözleri
Güher: Cevher
Gül: Çiçek
Gülay: Güllerin açtığı ay, mayıs
Gülbahar: Bahar gülü
Gülben: Gül gibi kişilikli
Gülbeniz: Gül yüzlü
Gülbin: Gül kökü, gülün bittiği yer
Gülcan: Gül gibi güzel
Gülce: Gül gibi
Gülçiçek: Gül çiçeği
Gülçin: Gül toplayan
Gülden: Gül gibi, gülden yapılmış
Güldeniz: Gül denizi
Gülder: Gül topla
Gülderen: Gül toplayan
Güldeste: Gül demeti
Güleda: Gül gibi narin, gül gibi edalı
Gülenay: Devamlı gülen, ay yüzlü
Güler: Gülen, sevinçli
Gülesen: Sağlıklı, esen gül
Güleser: Baştacı olan gül
Gülfem: Gül ağızlı
Gülfîdan: Gül fidanı gibi endamlı
Gülgün: Gül renkli, pembe
Gülin: Güle dönüşmüş
Gülin: Güle dönüşmüş
Gülistan: Gülbahçesi
Güliz: Gülden yapılmış işaret
Gülizar: Gül yanaklı
Güllü: Gülü olan, gül desenli
Gülnar: Nar çiçeği
Gülnaz: Gül gibi nazlı, narin
Gülnihal: Gül fidanı
Gülnur: Çevresini aydınlatan gül
Gülpembe: Gül pembesi renginde
Gülperi: Gizli gül
Gülriz: Gül saçan, gül serpen
Gülsah: Güllerin şahı
Gülseli: Gül seli
Gülsema: Gül gibi güzel sema
Gülsen: Her zaman gül
Gülser: Gülü kurutmak üzere ser
Gülseren: Gül toplayan, dağıtan
Gülsoy: Gül gibi güzel bir soydan gelen
Gülsu: Taze su, gül renkli su
Gülsüm: hz. Muhammed’in kızı
Gülsün: Hayatınca mutlu olsun
Gülşah: Güllerin şahı
Gülşen: Gül bahçesi, gülistan
Gülten: Gül tenli, vücutlu
Gülüm: Sevgilim, gül çiçeğim
Gülümser: Her zaman gülümseyen
Gülyüz: Gülyüzlü, iç açıcı güzel
Günay: Günün aydınlığında ay
Güner: Güneşin doğma vakti, günün erken zamanı
Güneş: Çevresinde dönen gezegenlere ışık ve ısı yayan büyük gök cismi
Güney: Dört ana yönden biri
Güngör: Mutluluk içinde yaşa
Güniz: Günün ışığı
Günnur: Gün ışığı
Günseli: Güneşin seli
Gürcan: Güçlü
Gürel: Çevresi, güçlü, kuvvetli
Gürsel: Güçlü sel
Gürses: Bütün sesleri bastıran
Gürsu: Temiz, pak, hızlı su
Güven: İnanç, bağlanma duygusu
Güzide: Seçkin, seçilmiş
Güzin: Seçilmiş, beğenilmiş
Habibe: Sevgili, sevilen dost
Hacer: Taş, kaya, kabe’nin duvannda bulunan kara taş
Hafize: Saklayan, koruyan, kur’an’ı ezbere bilen ve usulünce okuyan
Hale: Ayın ve güneşin çevresinde bazen görülen ışıklı halka, ayla
Halenur: Ayın ya da güneşin çevresindeki halkadan geçen ışık
Halide: Sonsuz, daimi, ebedi
Halime: Sakin, sessiz
Halise: Hilesiz, katkısız, Yalnız, sadece
Hamide: Övgüye değer
Hamiyet: Milli onur ve haysiyet, fazilet
Handan: Gülen, gülücü, güler yüzlü, sevimli
Hande: Açılış, açılma, gülme, gülüş
Hanife: Allah’ın birliğine inanan, islama inancı kuvvetli olan
Hanzade: Hükümdar çocuğu
Hare: Meneviş, menevişli kumaş, sert kaya, taş
Harika: İnsanda hayret uyandıran şey
Hasene: İyilik, iyi hal, dünya ve ahirette mutluluk
Hasibe: Hayır sahibi, cömert
Haslet: İnsanın yaradılışındaki huyu
Hasret: Ele geçirilemeyen bir şeye üzülmek, iç çekme, inleme
Hatıra: Anı, andaç
Hatice: Erken doğan kız çocuğu, hz. Muhammed’in ilk karısı
Hatime: Sakin, sessiz
Havva: Esmer kadın, hz. adem’in karısı, ilk kadın
Hayal: Gerçekte olmadığı halde görüldüğü sanılan şey
Hayat: Yaşam, canlıların doğumundan ölümüne dek geçen süre
Hayriye: Hayırla, iyilikle ilgili
Hayrünnisa: Kadınların hayırlısı
Hazal: Kuruyup dökülen ağaç yaprakları
Hazan: Sonbahar
Hazer: Deniz, büyük su
Hediye: Armağan, karşılıksız olarak verilen şey
Hesna: Hanım kadın, güzel kadın
Hicran: Ayrılık, unutulmaz acı, keder
Hikmet: Hakimlik, filozofluk
Hilal: Yeni ay, genç ay
Hunde: Sessizlik
Huri: Cennet kızı, sevgili
Huriye: Huri, tasavvufta üyelerinin coşkunlak anlarında hurilerle buluştuğuna inanılan bir tarikat
Hülya: Tatlı düş, hayal
Hüma: Devlet kuşu, mutluluk
Hümeyra: Beyaz tenli kadın
Hüner: Beceriklik, marifet
Hürmüz: Jüpiter, zerdüştlerin hayır tanrısı
Hürrem: Yeşil, taze, içaçıcı, şen şakrak
Hüsna: Güzel, güzellik
Hüsniye: Güzellikle ilgili
Hüveyda: Açık, apaçık belli olan
Iğıl: Sessiz, yavaş, sakin su akıntısı
Ilgaz: Hücum, akın, Karadeniz’de dağ
Ilgın: Kumlu topraklarda yetişen ve çit bitkisi olarak kullanılan ağaçcık
Ilgın: Genellikle küçük akarsu kıyılarında bulunan, beyaz ya da pembe çiçekli, çok hafif yapraklı bir ağaçcık
Iraz: Uzak, ırak
Irmak: En büyük akarsu, nehir
Işık: Aydınlık, nur, aydınlatma cihazı, bilgiveren
Işıl: Aydınlık, parlak ışık
Işılay: Ay ışığı, mehtap
Işıltı: Parıltı, titrek ışık
Işın: Bir ışık kaynağından çıkan ışık demeti
Işınay: Aydan gelen ışın
Işkın: Ağaçta yeni sürmüş dal, ince ve taze kal
Itır: Güzel, hoş koku, sardunyagillerden yaprakları hoş kokan bir bitki
İclal: Büyüklük, kudret, saygı, ikram
İdil: Kır hayatını anlatan şiir, ya da yazı, içten, saf aşk
İffet: Namusluluk, ahlak kurallarına bağlılık
İkbal: İlk doğan kız çocuklarına verilen ad,İşlerin yolunda gitmesi,saadetli
İkrime: Kerem sahibi
İlayda: Su perisi
İlbike: Beyin hanımı, seçkin ve saygıdeğer kadın
İlcan: Ülkenin canı, sevdiği
İldem: Pişmanlık duyan
İldeniz: Ülkenin denizi
İlhan: Moğol hükümdarı
İlkay: Ayın ilk hali
İlkbay: İlk doğan kız çocuğu
İlkcan: İlk doğan çocuklara verilen ad
İlke: Temel düşünce, prensip
İlkin: Önce, öncelikle
İlknur: Ayın ilk hali
İlkyaz: İlkbahar, yaz başı
İlsu: Ülkenin suyu, bereketi
İlter: Yurdunu seven, koruyan
İmge: Hayal, düş, tasarım
İmran: Evine bağlı kalan
İnci: İstiridyelerin içinden çıkan parlak bir değerli taş
İncigül: İnci gibi güzel gül
İncilay: Parlaklık, ışık
İncilay: Ayın en ince olan zamanı
İncinur: İnci gibi ışıklı, parlak
İnciser: En güzel inci
İpar: Yüksek dağların kar tutmayan yerlerinde yetişen bir çeşit dikenli otun güzel kokulu sarımtrak çiçeği çiçeği, bu çiçeğin kokusu, misk amber
İpek: Kozadan elde edilen, kumaş dokumada kullanılan parlak, ince tel
İrem: Cennet bahçesi
İris: Mitolojide tanrıların elçisi ve gökkuşağının simgesi
İrmegan: Terbiye eden, mutluluk
İsmet: Masumluk, günahsızlık, haramdan çekinme
İsmihan: Hükümdar ismi
İsminaz: Çok nazlı olan
İşcan: Çalışkan
İyem: Güzellik, Jale gece oluşup sabah çiçeklerin üzerinde görülen damlacık, çiy
İzel: İyi, güzel el izi
İzem: Büyüklük, ululuk
İzgi: İyi, güzel, adaletli
Jale: Gece oluşup sabah çiçeklerin üzerinde görülen damlacık, çiy
Jaledar: Üzerine çiğ düşmüş
Jalenur: Parlayan, ışıldayan çiy
Jülide: Karışık, karmaşık, derinlik, Fadime fatma’nın bir çeşit söylenişi
Kader: Talih, baht
Kadife: Bir kumaş türü
Kadriye: Değer, itibar, onur, şeref
Kafiye: Şiirde mısra sonunda ses uyumluluğu
Kamelya: Çaygillerden büyük çiçekler açan bir bitki, yabangülü
Kamile: Tam, eksiksiz, kemale ermiş, bilgin, bilgili
Kamuran: İstediğine ulaşmış, mutlu
Kansu: Çerkez memluk beyi, çin’de bir il, memluk sultanlığının son çerkez sultanı
Karanfil: Kokulu bir çiçek
Kardelen: Nergisgillerden, baharda çok erken açan bir çiçek, çiğdem
Karmen: Parlak kırmızı
Katre: Damla, damlayan şey
Kebire: Yetişkin kız çocuğu, yetişkin, ulu kadın
Keriman: Cömert, ulu, büyük
Kerime: Cömert, ulu, büyük, kız çocuk
Kevser: Maddi, manevi çokluk, kalabalık, cennette bir ırmak
Keyyise: Akıllı, anlayışlı, ince zarif, kibar
Kezban: Bir yeri yöneten, evine, kocasına bağlı
Kısmet: Nasip, kazanç, kader talihi
Kıvanç: Sevinç, mutluluk, övünen, iftihar eden
Kıymet: Değer, bedel, tutar, şeref, onur
Kibariye: İnce, zarif, cömert, asil
Kiraz: Gülgillerden bir ağaç ve onun meyvesi
Kösem: Sürülere rehberlik eden, cildi temiz, pürüzsüz
Kumru: Güvercinden küçük boz renkli kuş, Lale zambakgillerden güzel ve çeşitli renklerde bir çiçek
Kübra: En büyük
Lacerem: Elbette, öyledir, şüphesiz
Lale: Zambakgillerden güzel ve çeşitli renklerde bir çiçek
Lalehan: Lalelerin sultanı
Lalezar: Lale yetiştirilen yer, lale bahçesi
Lamia: Parlak, parıldayan
Laminur: Nur saçarak parlayan
Latife: Yumuşak, hoş, güzel, nazik, güldüren güzel söz, şaka
Leman: Parlama, parıltı
Lerzan: Titrek, titreyen
Letafet: Latiflik, hoşluk, güzellik
Leyla: Çok karanlık gece, mecnun’un leylası
Lezza: Yakıcı ateş, cehennem
Lütfiye: Hoşluk, güzellik, Mahmur ay ışığı, ay yüzlü güzel
Macide: İyi ahlaklı olan kişi
Mahfer: Ay ışığı, aydınlığı
Mahinur: Ay ışığı, ay yüzlü güzel
Mahire: Becerikli, hünerli
Mahizar: İnleyen ay
Mahlika: Ay yüzlü güzel
Mahmur: Ay ışığı, ay yüzlü güzel
Mahmure: Uyku basmış, yarı baygın göz
Mahpare: Ay parçası gibi güzel
Mahsune: Çevrilmiş, kuşatılmış, sarılmış
Maide: Yemek, şölen, isa ve havarilerine gökten inen sofra
Makbule: Kabul görmüş, beğenilmiş
Maksude: İstek, niyet
Manolya: Beyaz, güzel kokulu çiçekleri olan süs bitkisi olarak yetiştirilen ağaç ve çiçekleri
Mansure: Allah’ın (c.c.) yardımı ile üstün gelen
Maral: Dişi geyik, ceylan, karaca
Maviş: Mavi gözlü
Mebrure: Hayır, yararlı
Mediha: Övülmeye neden olan
Medine: Hz muhammed’in kabrinin bulunduğu, hacıların mekke’den sonra ziyaret ettikleri şehir
Meftun: Gönül vermiş, tutkun
Meftune: Kendinden geçmiş
Mehlika: Ay yüzlü güzel
Mehpare: Ay parçası gibi güzel
Mehtap: Ay ışığı, dolunay
Mehveş: Ay yüzlü güzel
Melahat: Yüz güzelliği
Melda: Genç, körpe
Melek: Nurdan yaratılmış varlık, güzel huylu, sakin
Meliha: Güzel, şirin
Melike: Kadın hükümdar, hükümdarın karısı
Melodi: Ezgi, nağme, ahenk
Meltem: Yazın karadan denize doğru esen rüzgar
Menekşe: Koyu mor renkte açan bir süs bitkisi, koyu mor renk
Mengü: Ebedi, ölümsüz
Meral: Dişi geyik, aslı maral’dır
Mercan: Kayalık yerlerde koloni oluşturarak yaşayan, iskeleti kalkerli, kırmızı renkli deniz hayvanı
Meriç: Balkanlar’ın güneydoğusunda bir nehir
Merih: Dünyadan sonra güneşe en yakın gezegen
Merve: Mekke’de bir dağ
Meryem: İbadete düşkün, hz. isa’nın annesi
Mesude: Mutlu, bahtiyar
Mevhibe: Alllah (c.c.) vergisi, ihsan
Mısra: Bir şiiri oluşturan dizelerin her biri
Mihriban: Şefkatli, güleryüzlü, iyi huylu
Mihrican: Sonbahar
Mihrinur: İşık saçan güneş
Mimoza: İnce sarı yapraklı çiçek açan bir süs bitkisi
Mine: Camı andıran cila, dişin üzerindeki ince, parlak tabaka, ince nakış
Miray: Ayın ilk günleri
Mircan: Canın içi
Mualla: Yüce, yüksek
Muazzez: Saygı uyandıran, kıymetli, izzet, şeref sahibi
Muhlise: Halis, katıksız, her hali içten, gönülden
Muhsine: İyilikte bulunan, cömert, bağışlayan
Muhterem: Saygıdeğer, sayılan
Mukadder: Takdir edilmiş, beğenilmiş, yazılıp belirlenmiş
Mukaddes: Mübarek, kutsal
Munise: Cana yakın, sevimli, insandan kaçmayan, aşık olunan
Mutlu: Bahtiyar, talihli
Muzaffer: Zafer kazanmış, üstün
Mübeccel: Yüce, ulu
Müberra: Aklanmış, arınmış, temiz
Mübeyyen: Meydana çıkarılan, açıklanan
Mücella: Parlak
Mücevher: Değerli ziynet eşyası
Müesser: Tesir altında kalmış
Müfide: Sohbetinden yararlanılan, ifade eden
Müge: İnci çiçeği
Müjde: Hayırlı, sevinçli haber
Müjgan: Kirpik
Mükerrem: Sayın, saygıdeğer
Mümine: İnanmış, iman etmiş
Münevver: Aydınlatılmış, ışıklı
Münibe: Allah’a (c.c.) yönelmiş,saf, içten
Münire: İşık veren, parlak
Mürevva: İyi düşünen, fikirleri isabetli
Mürüvvet: Cömertlik, iyilikseverlik
Müşerref: Şereflendirilmiş
Müveddet: Sevgi, muhabbet
Müyesser: Kolaylıkla yapılan,
Müzeyyen: Süslenmiş, süslü
Nabia: Kaynayan yerden fışkıran, akan
Nabiye: Haber veren
Naciye: Kurtulan, cennetlik
Nadide: Değerli, az bulunan
Nadire: Az bulunur
Nafia: Bir yeri güzelleştirmek için yapılan çalışmalar
Nafize: Sözü geçen, tesirli, kendine itaat edilen
Nagehan: Ansızın
Nağme: Ezgi, uyumlu ses
Nahide: Venüs, ergenlik çağındaki kız
Naile: İsteğine ulaşmış
Naime: Nazlı, zarif
Nalan: İnleyen
Name: Mektup, aşk mektubu
Narin: Zarif, ince yapılı
Naşide: Şiir okuyan, yazan
Naz: Kendini beğendirmek için yapılan cilve
Nazan: Naz yapan, cilveli
Nazende: Nazlanan, sevgili
Nazife: Zarif, kibar, temiz
Nazime: Düzenleyen
Nazire: Taze, körpe, bir davranış ya da söze karşılık yapılan davranış edilen söz, benzer
Nazlı: Naz yapan, cilveli
Nazlıhan: Naz yapan, cilveli
Nazmiye: Şiirle ilgili, düzenli
Nebahat: Şan, şeref
Nebile: Yüksek nitelikli, akıllı, anlayışlı, bilgili
Necibe: Soylu
Necla: Kuşak, nesil, evlat
Necmiye: Yıldızlarla ilgili
Nedime: Hoş sohbet, kadın, kadın arkadaş
Nedret: Az bulunan
Nefise: Beğenilen, hoş, güzel
Nehir: Akarsuların en büyüğü
Nergis: Beyaz ya da sarı renkte süs bitkisi
Neriman: Yiğit, cesur
Nermin: Nazik, ince
Nesime: Alçak gönüllü insan
Nesli: Nesle ait, soya ait
Neslihan: Soylu, han soyundan gelen
Neslişah: Şah soyundan gelen
Nesrin: Yaban gülü türü
Neşe: Sevinç, mutluluk
Neval: Talih, bağış, ihsan
Nevbahar: İlkbahar
Nevcan: Yeni doğmuş
Neveser: Türk müziğinde bir bileşik makam
Nevgül: Gonca, yeni açmış gül
Nevide: Müjde, sevinçli haber
Nevin: Yeni, yepyeni
Nevra: Parlaklık, çiçek, beyaz çiçek
Nevzat: Yeni doğmuş çocuk
Nezafet: Temizlik, parlaklık
Nezahat: Temizlik, ahlaken temizlik
Nezihe: Temiz, masum
Nigar: Resim gibi güzel
Nihal: Fidan, taze sürgün, düzgün vücutlu güzel
Nihan: Sır, gizli, saklı
Nil: Mavi, mısır’ın içinden geçip akdeniz’e dökülen bir nehir
Nilay: Nil’e ışık saçan
Nilgün: Koyu mavi
Nilhan: Nil’in hakimi
Nilsu: Çivit otu, Mısır’dan geçen Akdeniz’e dökülen meşhur nehir
Nilüfer: Uzun saplı, beyaz çiçekli, su yüzeyinde açan bir bitki
Nimet: İyilik, lütuf
Nisa: Kadınlar
Nur: Tanrıdan geldiğine inanılan ışık, ışık, parıltı
Nuran: Nurlu
Nuran: Nurlu, ışıklı
Nuray: İşık veren ay
Nurcan: Canlı, neşeli
Nurcihan: Dünyanın ışığı
Nurçin: İşık derleyen
Nurdan: İşıklı, parlak
Nurgül: En parlak gül
Nurgün: İşıklı, nurlu gün
Nurhan: Işığın yöneticisi, hakimi
Nurinisa: Kadınlığın ışığı
Nuriye: İşıklı, aydınlık, nurlu
Nurperi: Peri kadar aydınlık, güzel
Nursel: İşık, aydınlık seli
Nurseli: İşık, aydınlık seli
Nursen: İşıklı, mutlu
Nurşah: İşığın hükümdarı
Nurşen: İşıklı, mutlu
Nurtaç: Nurlu, ışıklı taç
Nurten: Teni berrak, ışıklı
Nurun: Nurlu, ışıklı
Nusret: Yardım, üstünlük, basan
Nükhet: Teni berrak, ışıklı, nurlu Güzel koku
Nüzhet: Ferahlık, sevinç, Oksan sevil, şefkat gör
Okşan: Sevil, şefkat gör
Olca: Düşmandan ele geçirilen mal, ganimet
Olcay: Talih
Omay: Gözde, sevilen, beğenilen
Onat: Güzel, düzgün, doğru, uygun, namuslu
Orkide: Az bulunup zor yetiştirildiği için çok değerli olan bir çiçek türü
Oya: İpek ibrişim kullanılarak iğne, fırkete gibi şeylerle yapılan ince dantel
Oylum:Çukur, oyuk
Ömür: Yaşama süresi, hayat
Öngül: Direnen, inatçı, kılavuz, öncü, teşvik eden
Övgü: Övmek için kullanılan söz
Övgül: Övülmeye değer
Övün: Başarılarınla, niteliklerinle yücel
Övünç: Samimi, içten
Özcan: Özgür, özle ilgili
Özden: Övmek için kullanılan söz
Özge: Başka, yabancı, iyi, güzel, cana yakın, şakacı, yürekli, gözü pek
Özgen: Özü geniş, rahat
Özgül: Bir türe ait olan, özü gül gibi olan
Özgür: Kendi kendine hareket etme, karar verme gücü, hür, bağımsız
Özlem: Yeniden görüşme, kavuşma arzusu, hasret, bir şeye karşı duyulan istek
Özlen: Su kaynağı, derecik, özlenecek kadar sevilen
Öznur: Özü ışıklı, aydınlık
Özün: Şiir, hak edilmiş ün
Pakize: Temiz, lekesiz, saf, katıksız
Papatya: Taç yaprakları beyaz, ortası sarı baharda açan bir kır çiçeği
Parla: İşıksaç, ısılda, tanın, ün kazan,
Parule: Şakacı, latifeci
Pelin: Yaprakları acı, ıtırlı, tıpta kullanılan bir bitki
Perçem: Kakül, mızrak, bayrak gibi şeylerin üzerine konulan püskül
Peren: Ülker yıldızı
Peri: Olağanüstü güçleri olduğuna inanılan hayali kadın, güzel, alımlı
Perihan: Perileri davet eden, perilerin sultanı
Perin: Gönül tokluğu
Perran: Uçucu
Pervin: Ülker yıldızı, süreyya
Petek: Anların bal depoladığı yuvacık
Pezire: Karşılama
Pınar: Yerden kaynayan su, kaynak
Pırıltı: Parıldayan şeylerin çıkardığı ışık
Pırlanta: Bir tür değerli elmas
Piraye: Takı, zinnet
Piruze: Mavi renkli değerli bir taş
Poyraz: Kuzeydoğudan esen sert rüzgar
Pürçin: Çok düşünceli, öfkesi kabarmış
Püren: Sarı, kırmızı renkte açan küçük yapraklı bir tür ot
Rabah:Kuran ’da geçiyor Hz. peygamberin en iyi arkadaşı enes bin malik
Rabia: Dördüncü, Saatteki salisenin altmışta biri
Racife: Sur’un kıyamette bütün canlıları öldürecek olan ilk üflenişi.
Raciye: Rica eden, yalvaran
Radiye: Rıza gösteren, kabul eden, boyun eğen
Rafia: Her çeşit ayaklık ve destek.
Rahe: Avuç içi, el ayası
Rahile: Rahat, sakin.
Rahime: Güzel, latif konuşan,
Rahiye: Bal arısı.
Rahmet: Acıma, esirgeme, koruma, yarlığama.
Rahmiye: Acımayla ilgili
Rahna: Lazca da örümcek anlamına gelmektedir.
Rahşan: İşıltı
Rahşende: Parıldayan, parıldayıcı.
Raide: Gürleyen bulut
Raika: Güzel, hoş
Ramiye: Fırlatan, atan
Ramize: Akıllı, zeki
Rana: Güzel, hoş
Rasafet: Sağlamlık, dayanıklılık
Rasanet: Sağlamlık, dayanıklılık, melanet.
Rasia: Kabara. Kabara gibi yer yer konulan süs.
Rasife: Rıhtım, su içine yapılan set.
Rasiha: Bir bilimde, özellikle din alanında çok derinleşmiş olan (kimse). Kur’an’da Rasihûn olarak geçer
Rasime: Tören, merasim
Rasiye: Büyük dağ
Raşan: Titreme, titreyiş
Raşide: Akıllı, doğru yola giden
Ravza: Çimeni, ağacı bol olan yer, bahçe. Ravza-i Mutahhara; Rasulullah’ın medfun olduğu mekan.
Rayet: Bayrak. Sancak.
Rayiha: Güzel koku
Rayihan: Han bayrağı, han sancağı.
Rayyan: Suya kanmış, suya doymuş.
Raziye: Kabul eden, boyun eğen
Rebia: Bahar
Rebiye: Kış sonlarında yapılan ekim
Refah: Bolluk, rahatlık
Refahet: Bolluk, gürlük
Refhan: Varlık içinde yaşayan.
Refia: Yüksek, yüce, saygın
Refiha: Varlık içinde yaşayan
Refika: Eş, zevce
Reftar: Salınarak, edalı yürüyüş
Rehamet: Sesin ince, yavaş ve tatlı olması.
Rehaset: Tazelik, yumuşaklık
Remide: Ürkmüş, korkmuş
Remle: Çölde bulunan kristal biçimindeki kum tanesi
Remziye: Sembolik, simgesel
Renan: İnleyen
Rengidil: Türk müziğinde bir makam
Rengin: Parlak renkli, hoş, süslü
Rengül: Gül rengi.
Rensa: Eski Türk mitolojisinde su tanrısı. Ayrıca İsveççede silmek anlamını taşır
Resa: Yetişen, yetiştiren, erişen
Resan: Erişenler, yetişenler, ulaşanlar
Resmigül: Gül gibi güzel, gül biçiminde
Resmiye: Devletle ilgili olan
Reşide: İyiyi, doğruyu seçebilen, ergin
Reşide: İyi ve doğruyu seçebilen, malını idare gücü olan, rüşd yaşına ulaşmış akil ve baliğ (kişi) ergin, erişkin
Reva: Yakışır, uygun, yerinde.
Revan: Su gibi akan, ruh, can
Reyan: Herşeyin evveli, ilk zamanı, tazelik zamanı
Reyda: Nart mitolojisinde dans tanrısının adıdır.
Reyhan: Fesleğen, güzel kokulu bir süs bitkisi
Reyna: Bir daha, yeniden, tekrar
Reyya: Güzel koku, reyhan
Reyye: Çokluk, fazlalık, kesret
Rezan: Ağırbaşlı, gururlu.
Rezzan: Ağırbaşlı, onurlu
Rihem: Yağmur yağdığında toprağın kokusu
Rojda: Gündoğumu; güneşin doğduğu an, yeni bir gün.
Ronahi: Aydınlık
Ronay: Dolunayda ay bazı haller geçirir
Ruhan: Güzel kokulu
Ruhiye: Ruhsal, ruhla ilgili.
Ruhsade: Yanağını, yüzüne süren, yüzünü sürmüş.
Ruhsar: Yüz, çehre
Ruhşen: Neşeli, canlı
Ruken: Güler yüz
Rukiye: Büyü, sihir, efsun
Rüçhan: Üstünlük
Rüya: Düş
Rüyet: Görme, kalp gözüyle görme saadet
Saadet: Mutluluk
Saba: Gündoğusundan esen rüzgar
Sabah: Günün başlangıcı
Sabahat: Güzellik
Sabia: Yedinci.
Sabiha: Güzel, şirin
Sabihat: Yıldızlar. 3 İmanlıların ruhları
Sabikun: Hayırda ileri giden anlamını taşımaktadır
Sabire: Sabreden, tahammül eden, Katlanan sabırlı.
Sabiye: Küçük kız çocuğu, küçük kız.
Sabrinisa: Kadınların sabırlısı.
Sabriye: Sabırlı, dayanıklı
Sacide: Secde eden
Saçı: Düğün armağanı. Gelinin başına saçılan şeker, arpa, para gibi şeyler
Sada: Ses, yankı.
Sadegül: Bir gül kadar sade, temiz ve güzel
Sadıka: Doğru gerçek hakiki, yalan olmayan, sahte olmayan. Sadakatli, samimi, bağlı.
Sadiye: Mutlulukla, uğurla ilgili, uğurlu.
Sadriye: Göğüsle ilgili
Safigül: Gül gibi, katıksız, saf, duru, temiz.
Safiha: Yassı düz ve geniş yüz, levha. Levha halinde bulunan maden, saç
Safinaz: Çok nazlı
Safinur: Çok aydınlık, temiz
Safire: İnce güzel ses
Safiye: Katıksız, arı, seçilmiş
Sahabet: Sahip çıkma. Koruma, arka olma, yardım etme
Sahara: Çöl,Ayrıca Tunus’ta bir çölün adı.
Sahba: Al, kızıl.
Sahiba: Bir şeyi elde etmiş olan
Sahibe: Sahip. Koruyan, gözeten
Sahil: Deniz, nehir, göl kıyısı
Sahire: Geceleri uyumayan, uykusuz
Sahra: Kır, ova, çöl.
Sahranur: Çöldeki kutsal ışık
Sahure: Sahur zamanı doğan kız çocuğuna verilen ad
Saide: Uğurlu, tanrıya karşı görevini yerine getirmiş
Saika: Sevk eden, götüren. Süren sürücü.
Saime: Oruç tutan
Saire: Seyreden, hareket eden, yürüyen
Sakıba: Parlak, ışıklı
Sakine: Durgun, kendi halinde, sessiz
Salabet: Peklik, katılık, sağlamlık.
Saliha: Uygun, yakışan, yetkili olan, dine uygun hareket eden
Salime: Sağ, eksiksiz, emin
Salise: Saniyenin altmışta biri.
Salkım: Üzüm gibi birçoğu bir sap üzerinde bir arada bulunan yemiş. Üzerinde kısa saplı dallar bulunan çiçek. Akasya.
Samahat: Cömertlik, el açıklığı, iyilikseverlik
Samiha: Cömert
Samime: Öz, asıl
Samire: Meyveli, meyva veren
Samiye: Yüksek, yüce.
Samiye: Yüksek, ulu
Samyeli: Güneyden esen sıcak rüzgar
Sanahat: Çok düşünmeden fikre doğan, akla gelen şeyler.
Sanay: Ay gibi güzel
Sanem: Put, güzel kadın
Sanevber: Çam fıstığı. Çam fıstığı kozalağı
Sania: Sanat eseri yaratan, yapan, oluşturan
Saniha: Zihin ve düşüncede oluşup çıkan, fikre doğan.
Saniye: Dakikanın altmışta biri
Sannur: Nurlu, ışıklı, güzel
Sara: Katıksız, saf
Sarahat: Açıklık, ibarede açıklık
Sarife: Sarfeden, harcayan. Değiştiren
Sariha: Açık, meydanda. Belli, hüveyda
Sarime: Keskin, kesici.
Sarmaşık: Koyu yeşil renkli, değişik biçimli yapraklan olan tırmanıcı bir bitki.
Sarra: Sevindirici, sevinçli.
Satıgül: Satma, satış. Alışveriş
Saye: Gölge.
Sayezar: Gölgelik
Saygül: Nadir, eşsiz gül, sayılı gül.
Seba: Yedi. İslam öncesi Sami ve Arap kavimleri yedi sayısının kutsal bir nitelik taşıdığına inanırlardı, “yedi” sayısı
Sebahat: Güzellik, letafet
Sebla: Uzun kirpikli göz
Seçil: Benzerlerinin arasında nitelikleriyle ayrılan
Seçkin: Benzerlerinin arasında nitelikleriyle üstün olan
Seda: Yankı, ses
Sedef: Bazı deniz hayvanlarının sert, beyaz kabuğu
Seden: Uyanık, tetikte
Sefine: Uzayın güney yarımı
Seher: Tan ağartısı
Sehhare: Çok güzel, büyüleyici kadın.
Sehle: Taze, körpe. Habeşistan’a hicret eden kadın sahabelerden
Selamet: Esenlik. Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvenlik içinde olma. Kurtulma, kurtuluş.
Selay: Sel-ay
Selcan: Hareketli, coşkulu
Selda: Bir tür söğüt
Seldanur: Nur seli
Selen: Müjde, muştu
Selena: Güzellik, bereketli, yağmur
Selenge: Moğolistan’da (Orta Asya) bir nehir
Seli: Yavaş akan su
Selika: Güzel konuşma ve yazma kabiliyeti
Selile: Yeni doğmuş ilk kız çocuğu
Selime: Sağlam, kusursuz
Selin: Gür su, orta asya’da yetişen bir bitki
Selinay: Ay gibi parlak ve gür akan su. Selin ve ay kelimelerinin birleşiminden meydana gelmektedir.
Selma: Huzur, barış içinde olma
Selmin: Barış yanlısı, barış ve sevgi duygusuyla dolu.
Selnur: Nur seli, ışık seli.
Selsal: Tatlı, lezzetli, hafif su.
Selva: Büyük bıldırcın. Tih çölünde bulundukları sürece, israiloğullarına Allah tarafından kudret helvasıyla birlikte, karınlarını doyurmak için gönderilen kuş
Selver: Lider, önder anlamındadır. İsim hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olan ziyaretçilerimiz bizimle iletişime geçebilirler.
Selvet: Gönül rahatı.
Selvi: Yapraklarını dökmeyen ince uzun ağaç
Selvihan: Selvi ve han kelimelerinin birleşiminden oluşmuş bir isim
Sema: Gökyüzü
Semahat: El açıklığı, iyilikseverlik
Semiha: Cömert
Semiramis: Asur kraliçesi
Semra: Esmer
Sena: Övme, övüş, şimşek parıltısı
Senay: Ay gibi güzelsin
Senem: Tapılacak kadar güzel kadın, sevgili
Seniha: İnciler, süsler
Serap: Çölde ışığın kırılması sonucu görülen aldatıcı görüntü
Seray: Ay gibi güzel
Seren: Yelken germeye yarayan ağaç
Sernaz: Çok nazlı
Serpil: İyi yetiş, büyü
Serra: Rahatlık, kolaylık
Sertap: İnatçı
Serva: Masal
Servet: Varlık, zenginlik
Servinaz: Uzun boylu sevgili
Seval: Severek al
Sevcan: Sevgili insan
Sevda: Aşk, sevgi
Sevgi: Sevme duygusu, aşk
Sevil: Her zaman sevilen
Sevilay: Ay gibi hep sevilen
Sevim: Sevilmeye neden olan nitelik
Sevinç: Sevinme duygusu, coşku
Sevtap: Tapılacak kadar sevilen
Seyhan: Adana ovasindan geçip akdeniz’e dökülen bir nehir
Seza: Uygun, yaraşan
Sezen: Duyan, hisseden
Sezer: Duyar, hisseder
Sezgi: Anlama, sezme yeteneği
Sezgin: Duygulu, anlayışlı
Sezin: Sezme yeteneği olan, anlayışlı
Sıla: Doğup büyüdügü yere dönme, yakınlarıyla kavuşma,gurbet
Sırma: Altın suyuyla yaldızlanmış gümüş tel, altın sarısı renginde saç
Sibel: Buğday başağı, yere düşmemiş yağmur damlası
Sima: Yüz, çehre, insan, tip
Simge: İşaret, sembol
Sine: Göğüs, gönül, yürek
Sinem: Gönlüm, sevdiğimSevinme duygusu
Sitare: Yıldız
Siva: Başka, gayrı özge
Sivar: Bilezik, bileklik
Sohbet: Görüşüp, konuşma, arkadaşlık
Solay: Ay ışığının azalması, solması
Solmaz: Her zaman taze, genç
Somay: Ay gibi eksiksiz, tam
Sonat: Bir ya da iki çalgı için yapılmış müzik eseri
Sonay: Ayın son günleri
Songül: Son doğan kız çocuğuna verilen ad
Sonnur: Son ışık
Sontaç: Eşsiz taç.
Sonver: Son olması istenen çocuklara verilen isimlerden
Sönmez: İşığını hiç kaybetmeyen
Sönmezay: Işığı hiç sönmeyen ay
Su: Hayati sıvımız
Suat: Mutlulukla ilgili, mutlu
Suay: Suya düşen ay.
Suca: Uzun düzgün boy
Sudan: Su gibi güzel, parlak
Sude: Sürmüş, sürülmüş, ezilmiş
Sudegül: Sude ve Gül kelimelerinin birarada kullanılması ile meydana gelmiştir. Bknz: Sude, Gül
Sudem: Sude isminin aitlik eki almış halidir. Sude : sürmüş, sürülmüş, ezilmiş
Sudenaz: Boyalı, sürmeli ve Nazlı olan
Sudiye: Yararlı, faydalı, kazançlı.
Sueda: Dosdoğru, temizlenmiş olan
Suğra: Daha, pek, en küçük
Suhara: Davet ve şölen demektir. Aynı zamanda kuranda da geçmektedir
Sulbiye: Birinin sulbünden gelme, kendi evladı, oğlu
Suleha: Salih, iyi, yarar, selahiyet, günah işlemeyen
Sulhiye: Barışla ilgili, barışçı
Sultan: Padişah, hükümdar, padişah soyundan gelen kadın
Suna: Yaban ördeği, boylu poslu, yakışıklı
Sunay: Ayı sun
Suzan: Ateşli, coşkulu, yakıcı
Süheyla: Sakin, iyi huylu
Sümbül: Çiçekleri kokulu, çeşitli renklerde açan bir bitki
Süreyya: Ülker yıldızı
Şadan: Neşeli, sevinçli
Şadıman: Sevinçli, neşeli
Şadiye: Sevinç, gönül ferahlığı, mutluluk
Şadkam: Çok sevinçli.
Şadnak: Gönlü memnun.
Şaduman: Sevinçli, neşeli, memnun.
Şafak: Gündoğumundan önceki aydınlık
Şafakgün: Şafak renkli, kızıl.
Şafaknur: Şafak aydınlığı.
Şahande: Mutlu, memnun.
Şahane: Tam anlamıyla güzel
Şahbanu: Hükümdar eşi, şah hanımı
Şahbender: Konsolos.
Şahdane: İri inci tanesi.
Şaheser: değerli, üstün nitelikli. Kalıcı, değerli, üstün yapıt
Şahhanım: Hanım sultan. Şah ve hanım kelimelerinden birleşik isim.
Şahıgül: Gül dalı.
Şahika: Zirve, doruk
Şahine: Büyük boylu, kanca gagalı, yırtıcı bir kuş.
Şahmelek: Melekler kadar güzel, güzellikte lider
Şahnaz: Çok nazlı
Şahnisa: Hükümdar kadın, hükümdar karısı
Şahnur: Kaynak, ışık kaynağı.
Şahsan: Dallık, ağaçlık, koruluk
Şahsınur: Nurlu kişi, aydınlık kimse
Şaire: Kadın şair, daha çok unvan olarak kullanılır.
Şakire: Şükreden, durumundan memnun olan. Allah’a şükreden. Kur’an’da çok sık geçen kelimelerden biridir
Şamiha: Yüksek, gösterişli.
Şamile: Şümulü bulunan, içine alan, kaplayan, havi. Ünlü Kafkas Türk liderlerinden Dağıstan aslanı Şeyh Şamil.
Şanal: Ünlen, ünün yayılsın
Şanveri: Hükümdara yakışan, hükümdara uygun
Şayan: Uygun, yakışır, münasip, layık
Şayeste: Uygun, layık
Şaygan: Layık, yakışır, münasip, yansır
Şaylan: Övünen, gururlu, neşeli
Şaziment: Allah’ın adamı, Allah’a ait olan, O’nun yolundan giden kişi
Şazimet: Kimseye benzemeyen, farklı, tek, eşsiz
Şaziye: Sevinç, gönül ferahlığı
Şebefruz: Geceyi aydınlatan
Şebnem: Su damlacığı, çiy
Şebnur: Gecenin nuru, gecenin ışığı, aydınlığı
Şebyelda: Yılın en uzun gecesi (22 Aralık).
Şecia: Cesur, yürekli, yiğit
Şefakat: Şefkat, acıyarak ve esirgeyerek sevme
Şefika: Acıyan, esirgeyen
Şefkat: Sevecenlik, acıma ve sevgi duygusu
Şehbal: Kuş kanadının en uzun tüyü
Şehime: Akıllı ve kurnaz yiğit
Şehla: Koyu mavi ela göz
Şehnaz: Çok nazlı, türk müziğinde bir makam
Şehper: Kuş kanadının en uzun tüyü
Şehrar: Şehri süsleyen, şehre süs veren.
Şehrazat: Özgür
Şehri: Nazik, terbiyeli
Şehriban: Şehrin ileri geleni
Şehrinaz: Türk müziğinin en eski makamlarından.
Şehriyar: Padişah, hükümdar
Şekibe: Sabırlı, dayanıklı
Şeküre: Çok şükreden, şükredici, değer bilen
Şelale: Çağlayanın büyüğü
Şemime: Güzel kokulu şey.
Şeminur: Mum ışığı, mum aydınlığı
Şenay: Ayın parlaklığı, güzelliği
Şengül: Güleryüzlü
Şeniz: Mutlu, sevindiren iz, hatıra
Şennur: Neşeli, nurlu
Şenol: Şen, mutlu ol
Şerare: Kıvılcım
Şerife: Şerefli, kutsal
Şermende: Utangaç, çok utanan, mahcup
Şermi: Sırrına erilemeyen doyumsuz güzellik
Şermin: Mahcup, utangaç
Şeval: İlkbahar.
Şevkidil: Gönül neşesi, gönül sevinci.
Şevkiye: Neşeyle, istekle ilgili
Şevval: İlk üç günü şeker bayramı olan ay
Şeybe: Saçlarına ak düşmüş yaşlı kimse. Moğol hükümdarlarından birisi.
Şeyda: Çok tutkun, aşık
Şeyma: İslamdan önce türk adlarından
Şeymanur: Şeyma ve Nur kelimelerinin birleşimininden oluşmuş bir isimdir. Ayrıca Şeyma ve Nur isimlerinin anlamlarına bakabilirsiniz.
Şeza: Kokulu şeylerin kokusu
Şezerat: İşlenmeden maddenin içinde toplanan altın parçaları. Süs olarak kullanılan inci ve altın taneleri.
Şiar: İlke,Ülkü,Düstur
Şihban: Akan yıldızlar.
Şiir: Bir sanat türü ,
Şilan: Yaban gülü. Dağ gülü gibi anlamlarına gelir. (Kuşburnu)
Şimal: Yön olarak Kuzey.
Şiraze: Pehlivan kispetinin parçası
Şirem: Tatlım, bana ait şire
Şirin: Cana yakın, sevimli
Şirvan: Aslan barınağı
Şöhret: Şöhretli, ünlü, şöhreti ağızlarda dolaşan.
Şölen: En üst idareci tarafından bütün halka verilen, dini ve içtimai fonksiyonları olan yemek, ziyafet.
Şule: Alev, alevli ateş
Şükran: Gönül borcu, minnettarlık
Şükriye: İyilik bilen
Şükufe: Çiçek. Süslemede çiçek motiflerine dayanan bir tarz.
Şüle: Alev, yalım. Alevli ateş.
Tabande: Parlayan, ışık veren
Tabdan: Işıklı, parlak.
Tabistan: Yaz
Tabiye: Yerli yerine koyup hazırlama, düzenleme
Tabnak: Parlak
Tacire: Ticareti meslek edinmiş olan
Taciser: Çok sevilen, sayılan
Taçnur: Işıktan taç
Tafdil: Birini diğerinden üstün tutma
Taflan: Gülgillerden kışın yaprağını dökmeyen bir bitki
Tafte: Bükülmüş, katlanmış
Tahire: Gündoğusundan esen rüzgar
Tahiyye: “Allah ömür versin” demek. Selam verme, hayır dua etmek
Tahrime: Namaza başlarken “Allahu ekber” deme
Tahsine: Güzel bulma, beğenme. Aferin deme alkışlama
Tahsine: Günün başlangıcı
Tahzire: Yeşil renk verme
Taibe: Tevbe eden. Günahlarından dolayı pişmanlık duyup Allah’tan af dileyen, müslüman.Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır
Taife: Bölük, takım, güruh, fırka. Kavim, kabile. Tayfa
Taire: Uçan, uçucu
Takdire: Allah’ın isteği, Allah’ın yazdığı. İnsan için tesbit edilen hayat çizgisi
Takrine: Beraber bulundurma, yaklaştırma
Talat: Aydınlık, güzel yüz
Talia: Güzel, şirin, Şans kısmet, önce
Talibe: Talep eden arayan, isteyen; istekli
Taliha: Şans, talih, kader
Taliye: Sonradan gelen, bir şeyin arkası sıra giden. İkinci derecede olan
Talya: Doğanın uyanışı, baharın müjdesi.
Tamara: Van gölü efsanesinde adı geçen kız
Tamay: Sabırlı, dayanıklı ,
Tan: Gün doğmadan önceki alacakaranlık
Tanay: Secde eden
Tandan: Tan vaktinde doğan
Tane: Ender, Nadir, Adet
Tanegül: Biricik gül
Tanem: Benim Tanem, birtanem
Tansel: Sabah aydınlığı
Tanseli: Tan seli.
Tansu: Göklere yakışır
Tanyel: Katıksız, arı, seçilmiş
Tanyeli: Tan vakti esen yel
Tanyeri: Güneş doğmak üzereyken, ufukta hafifçe aydınlanan yer
Tanzer: Güneş doğarken gökyüzünün aldığı kızıllık
Tara: Sahur zamanı doğan kız çocuğuna verilen ad,yıldız
Tardu: Armağan, hediye
Tatar: Bir Türk kavmi
Tatu: Barış, sulh
Taybe: Medine-i Münevvere
Tayf: Bileşik bir ışık demetinin bir pirizmadan geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden oluşmuş görüntü
Taylan: Uzun boylu
Tayyibe: Helal, çok temiz. Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır
Taze: Körpe, genç
Tazegül: Yeni açan gül
Tazime: Ululama, büyük sayma. Saygı gösterme, ikram etme
Tebessüm: Gülümseme.
Tecella: Görünme, belirme
Tecen: Mağrur, gururlu
Tecer: Becerikli
Tedü: Bilge, zeki, anlayışlı kimse.
Tehiyye: Selam. Selam verme
Tekgül: Durgun, kendi halinde sessiz
Tekmile: Kemale erdirme. Bitirme, bitirilme, tamamlanma, tamamlama. Tam, eksiksizce, bütün, hep
Tekrime: Ululama, saygı gösterme
Teksen: Sen teksin, eşsizsin anlamında
Telmiye: Parıldatma, renk renk yapma.
Telvin: Renk verme, boyama.
Temaşa: Gezme, seyretme
Temdiha: Çok övme
Temdiya: Çok övme
Temenna: El ile selam verme
Temime: Nazar boncuğu, nazarlık.
Temre: Hurma.
Tenay: Uygun, yakışan, yetkili olan, dine uygun hareket eden
Tendü: Yiğit, cesur kadın, Öz, asıl
Tennur: Yüksek, ulu
Tenzile: İndirme, aşağı düşürme. Azar azar indirme (Kur’an’ın).
Teren: Nesteren denen gül.
Terim: Bilim ve sanat kavramlarından birini anlatan sözcük.
Teslime: Allaha teslim olan
Tesliye: Teselli verme, avutma
Tesnim: Cennet suyu, cennetteki ırmaklardan birinin adı.
Tesrir: Sevindirme, sevindirilme.
Tesriye: Sıkıntıyı, gamı, kederi yok etme
Teşerru: Şeriata göre davranma.
Teşnedil: Can ve gönülden istekli
Teşrife: Şereflendirme, onurlandırma.
Tevfika: Uydurma, uygun düşürme
Tevhide: Allah’ın birliğine inanma. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır
Tevile: Durum, biçim. Süs.
Tezay: Çabuk ol.
Tezcan: Telaşlı, heyecanlı
Tezcan: Telaşlı, heyecanlı, beklemeye dayanamayan, sabırsız.
Tezehhür: Çiçeklenme
Tezel: Eli tez, becerikli
Tezer: Hızlı, çevik
Tomris: Pers krali 11, Keyhusrev’le savaşmış massagetlerin kraliçesi
Tomurcuk: Çiçek ya da yaprak verecek filiz
Tuba: Güzellik, hoşluk, cennette bulunduğuna inanılan ilahi ağaç
Tuğçe: Tuğ sahibi hakanın eşi
Tulü: Doğmuş, doğma
Tuna: Çok bol, gösterişli, avrupa’nin ikinci büyük ırmağı
Tunay: Gece doğan ay, gece ay’ı
Tunaya: Tuna irmağı’na
Tuncay: Tunç renginde ay
Tülay: Tülden yapılmış ay
Tülin: Ayın çevresindeki hale
Tümay: Ay’ın on dördündeki durumu, dolunay
Tünay: Gece doğan ay, gece ay’ı
Türkan: Benzerlerinin arasında nitelikleriyle ayrılan
Türkü: Hece vezniyle yazılmış, halk ezgileriyle bestelenmiş koşuk
Tüzün: Düzenlilik, düzgünlük; doğruluk
Ubeyde: Küçük köle, kölecik. Ashabın kullandığı isimlerdendir. Ubeyde b. el-Cerrah
Ufuk: Gökle yerin birleşir gibi göründüğü yer, anlayış, düşünce gücü
Uğan: Yüce, yüksek, güçlü
Uğanbike: Uğan bike
Uğraş: Güçlük ve kötülükle uğraşma, mücadele
Uğur: Şans, talih, insana iyilik getirdiğine inanılan
Uğurlu: Uğurlu olan, iyilik getirdiğine inanılan, kutsal kutlu
Uğursan: Uğuruyla tanınmış olan
Uğursel: Uğur sel
Uğursoy: Uğurlu soydan gelen
Uğuş: Anlayış, zeka, bekleyiş
Uhra: Başka, diğer
Ukhuvan: Papatya
Ulum: Ululuk, haşmet, büyük gösteriş
Ulviye: Yüce, yüksek, manevi yapısı öne çıkan
Umar: Çare, çıkar yol
Umay: Üzerinden geçtiği kişilere mutluluk getirdiğine inanılan kuş, devlet kuşu
Umman: Okyanus, büyük deniz
Umran: Uygarlık, ilerleme
Umur: Görgü, deneyim
Umut: Ümit, geleceğe güven duygusu
Unan: Sadakat, bağlılık
Unat: Doğru yolu tutan. Akıllı. Ergin
Unsur: Öğe, ilke, eleman
Uran: Yetenekli, usta, becerikli
Usare: Özsu
Uslu: Akıllı, zeki, uysal, sakin kimse
Usun: Hüzün
Usunbike: Hüzünlü hanım
Utarid: Merkür. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır
Utku: Tehlikelerden sonra ulaşılan mutlu son, zafer
Uygun: Yakışır, yaraşır, elverişli, yararlı.
Uysal: Uyumlu, boyun eğen
Uyun: Gözler. Pınarlar, kaynaklar
Uzay: Bütün varlıkları kaplayan sonsuz boşluk
Uzel: Usta, becerikli
Uzeyle: Bir harabe ismi
Uzma: Büyük, en büyük
Übabe: Şiddetli, taşkın sel suyu
Übeyde: Köle, kölecik, kul.Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır
Üçel: Yüce, yüksek
Üçgül: Yaban yoncası
Üftade: Düşmüş, düşkün. Aşık.
Üge: Ünlü, şöhretli
Üke: Onur, şeref
Üksüm: Çayırı, çimeni çok güzel bahçe
Ülez: Batmakta olan güneş
Ülfer: İrmak, büyük su
Ülfet: Dostluk, arkadaşlık
Ülken: Senin yurdun, senin vatanın
Ülkenur: Yurdunu aydınlatan ışık
Ülker: Süreyya
Ülkü: Uğrunda her türlü fedakarlıkta bulunulan, amaç edinilen, ideal
Ülküm: Amacım, ulaşmak istediğim şey
Ülküsel: Ülkü ile ilgili, ülkü niteliğinde
Ümame: Peygamber efendimizin torununun ismi. Anlamını bilen ziyaretçilerimiz bize yardımcı olabilirler
Ümit: Umut
Ümmet: Bir peygambere inananların hepsi. İslam dinine bağlı olanların hepsine verilen ad.
Ümmiye: Anneye ait, anneyle ilgili
Ümmü: Umut vermek uğur getirmek
Ümmühan: Hükümdar anası
Ümniye: Umut
Ümran: Uygarlık, ilerleme, gelişmişlik
Ünal: Tanın, ün kazan
Ünan: İnleme, nalan
Ünlem: Ses, seda, çağrı
Ünsa: Kadın, kız, nisa
Ünsaç: Her yana ününü duyur
Ünsan: Ünlü ve sanlı
Ünsel: Ünü sel gibi aşan
Ünseli: Ünü sellere benzeyen
Ünsev: Tanın ve sevil
Ünseven: Tanınmayı, ünlenmeyi seven
Ünsever: Ünlü olmayı sever
Ünsevin: Ünlü ol ve sevin
Ünsiyye: Alışmış, sokulgan
Ünver: Tanın, ünlen
Ünzile: Gönderilmiş
Ürmegül: Sarmaşık
Ürünay: Ürün ay
Ürüşan: Ürü (Üremek yani çoğalmak) ve Şan ( Şöhretli soylu) kelimelerinin birleşiminden meydana gelmiştir. Tam manası Soylu, Şanlıkimse dir.
Üstün: Diğerlerinden daha iyi olan, Vasfiye nitelikli
Üzüm: Asmanın taze ya da kuru olarak yenen ve salkım durumunda bulunan meyvesi
Vabile: İri damlalı yağmur
Vacibe: Yapılması gerekli olan
Vacide: Meydana getirici, yaratıcı
Vafe: Nasip, kısmet
Vafire: Çok, bol
Vafiye: Yeter, tam. Sözünde duran, sözünün eri
Vaha: Çöllerin su bulunan kesimlerinde oluşan bitkili alan
Vahibe: Bağışlayan, bağışlayıcı
Vahide: Tek, bir, yalnız
Vaize: Dinsel öğütlerde bulunan kimse
Vakia: Vuku bulan, olan, düşen, olagelen, rastlayan
Vala: Yüksek, yüce
Valay: Yükseklik, yücelik
Valihe: Şaşakalmış, hayret etmiş, hayran
Vamıka: Seven, aşık
Vareste: Kurtulmuş. Serbest, rahat, azade
Varide: Gelen, erişen, söylenti
Vasfiye: Nitelikli
Vasıfe: Vasfeden, vasıflandıran. Bir kimse veya şeyi başkalarından ayıran kendine has hal, nitelik hususiyet
Vasıla: Ulaşan, kavuşan, yetişen
Vasile: Ulaşan, kavuşan, yetişen
Vassale: Eski yazma eserlerin kenarlı kısmına kağıt ilavesi suretiyle yapılan tamir şekli
Vazahat: Vazıhlık, açıklık
Vecahet: Güzel yüzlülük, gösterişlilik, güzel yüz
Vecazet: Sözün, veciz kısa oluşu
Vecdiye: Coşkunlukla ilgili, coşkunlukla oluşan
Vechiye: Yüzle ilgili, yüze ait
Vecibe: Ödev, görev
Vecihe: Yüz, çehre. Tarz, üslup.
Vecize: Kısa, derli toplu
Vecne: Yanak yumrusu, elmacık
Veda: Ayrılırken söylenen selamlama sözü
Vedia: Korunması için bırakılan emanet
Vedide: Dost, sevgisi çok olan. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır
Vefia: Vefalı, sevgisi geçici olmayan. Tam, eksiksiz.
Vefika: Uygun, aynı fikirde, yoldaş
Vefire: Çok, bol
Vefret: Çokluk, bolluk
Vehbiyye: Allah’ın ihsanı sonucu olan. Allah vergisi, fıtri
Veladet: Doğuş, dünyaya gelmek, ortaya çıkmak.
Velaya: Ermiş kadınlar
Velayet: Velilik, ermişlik. Veli ve ermiş olan kimsenin hali ve sıfatı.
Velide: Yeni doğmuş çocuk
Velime: Düğün ziyafeti. Evlenme, düğün
Veliye: Dost, yakın. Allah’ın sevgili kulu, ermiş evliya. Allah’ın isimlerinden.
Velud: Doğurgan, çok doğuran
Venüs: Merkür’den sonra güneş’e en yakin gezegen
Vera: Günah ve haramdan kaçınmak için şüpheli şeylerden uzak durma, takva, ittika. Halk, mahluk, alem, kainat.
Verda: Gül
Verdinaz: Naz gülü, nazlıların gülü
Verim: Ortaya çıkan, beklenilen, istenilen sonuç
Verziş: Çalışma, işletme
Vesamet: Güzellik, güzel olma
Vesika: Çok sağlam, güçlü
Vesile: Neden, sebep, kavuşma
Vesime: Güzel yüzlü
Vezime: Beytullah’a gönderilen hediye, armağan
Vezire: Osmanlı devletinde, askeri ve idari en yüksek derece olan vezirlik rütbesinde olan kimse
Vicdan: Şuur, ahlak
Vidade: Sevme, sevgi. Dostluk
Vildan: Yeni doğmuş çocuklar
Visali: Kavuşma, ulaşma ile ilgili
Vuska: Çok sağlam, pek kuvvetli. Urvetul-Vuska (Pek sağlam kulp) müslümanlık
Vuslat: Buluşma, ulaşma, kavuşma, sevgiliye kavuşma
Vüreyka: Yaprakçık, küçük yaprakçık
Yade: Hatıra
Yadenur: Yad etmek, kutsal ışık
Yadigar: Bir kimseyi ya da bir olayı anımsatan kimse. Bırakılan anı.
Yağmur: Yeryüzüne düşen yağışın sıvı halinde olanı
Yakazan: Uyanık, gözü açık
Yakut: Pembe ya da kırmızı renkte değerli taş, sibirya’nın kuzeyinde yaşayan türk kavmi
Yalaza: Alev
Yalazan: Berk, şimşek
Yalazay: Yalımlı ay, parıldayan ay, alevli ay
Yale: Sığır boynuzu
Yalın: Çıplak; içine başka şey katılmamış, sade; gösterişsiz, süssüz
Yalınay: Ayın en güzel, sade görünümü
Yankı: Sesin bir yere çarpıp geri dönmesi ile oluşan ikinci ses, ses yansıması
Yapıncak: Seyrek taneli, kırmızı bereli bir üzüm türü
Yaprak: Bitkilerin yeşil renkli, çeşitli şekilde olan soluk almaya yarayan uzantıları
Yaren: Dost, arkadaş
Yarıdil: Gönül arkadaşı, sevgili
Yasemin: Kokulu çiçekler açan bir tür agaççık
Yasna: Zerdüştiliğin kutsal kitabı avestanın sureye karşılık gelen bölümleri.
Yaşam: Hayat
Yaşar: Çocuğun uzun ömürlü olması dileğiyle verilen ad
Yazel: Yaz El Kelimelerinden Türemiş İsim
Yazgı: Kader, alın yazısı.
Yazgülü: Baharın ilk günlerinde doğan kız çocuğu
Yediveren: Yılda her mevsim çiçek açan gül
Yefa: Yüksek yer
Yegah: rk müziğinin en eski makamlarından bir terkib
Yegane: Biricik, tek
Yekbun: Birleşmek anlamındadır
Yekdane: Eşi benzeri olmayan, tek
Yekpare: Tek parça, bütün, som
Yekreng: Bir renkte olan
Yekru: Bir yüzlü, iki yüzlü olmayan
Yeksan: Her zaman, bir düzeyde
Yekta: Tek, eşsiz
Yelda: Uzun, siyah şey
Yeldanur: Yelda ve Nur kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. Bknz: Yelda, Nur
Yelit: İhlas suresinde geçmektedir
Yeliz: Havadar, aydınlık
Yemliha: İnanışa göre mağra ehli olarak bilinen yedi uyurlardan birisi
Yenay: Yeni ay, hilal-i ayça
Yenbu: Pınar, çeşme, kaynak
Yener: Oyun, yarış, savaş gibi şeylerde karşısındakine üstün gelir
Yenisu: Yeni akan su
Yerel: Belirli bir yer ile ilgili olan, örf
Yersel: Yere ait, yerle ilgili
Yesaret: Kolaylık, zenginlik.
Yesügey: Cengiz Han’ın babası, Kubilay Han’ın kardeşi olan TürkMoğol hükümdarı
Yeşil: Genç, taze. Koyu al renkte at.
Yeşim: Açık yeşil, pembe renkli değerli bir taş
Yeten: Yetişen, ulaşan. Olgun, olgunlaşan
Yeter: Sonuncu olması istenen çocuklara verilen ad
Yetiş: Amacına ulaş, isteğine kavuş
Yetişen: Ulaşan, kavuşan
Yetkin: Olgun, ergin
Yezdan: Zerdüştlerin iyilik tanrısı
Yezra: Bu ismin anlamı hakkında bilgisi olanlar bizi bu konuda bilgilendirebilirlerse minnettar kalacağız
Yıldanur: Seneyi aydınlatan, ışık saçan
Yıldız: Gökteki ışıklı gökcisimlerinden her biri
Yılşen: Seneyi aydınlatan, ışık saçan
Yoğunay: Oylumuna oranla ağırlığı çok olan
Yonca: Baklagillerden güzel bir ot
Yosun: Çoğu sularda yetişen, ilkel yapıdaki bitkilerin genel adı
Yöntem: Bir işte tutulacak yol, ereğe ulaşmak için tutulacak özenli yol
Yudum: Bir içimlik sıvı
Yula: Meşale. Kandil
Yulet: Kuran-ı Kerim’de ihlas suresinde geçer doğmadı ve doğrulmadı anlamına gelir
Yuluğ: Mutlu, mesut
Yumlu: Uğurlu, kutlu
Yurdagül: Yurda gül olarak doğmuş, gülümseten, sevindiren
Yurdanur: Yurduna ışık saçan
Yurday: Yurdun ay’ı yurda ay olan kimse
Yurdusev: Ülkeni, yurdunu sev
Yücel: Yüksel, yücel duruma gel
Yüksel: Yükseklere ulaş, basarı kazan. Zafer amaca ulaşma, basarı
Yümna: Sağ taraf
Yürüker: Çabuk ve hızlı yürüyen
Yüsra: Sol taraf. İnşirah ve talak surelerinde geçer. Kolaylık anlamıda taşımaktadır
Zafer: Başarmak, amaca ulaşmak, düşmani yenme, üstün gelme
Zafire: İnce ve nazik tavırlı, güzel şık
Zahide: Dinin emirlerini yapan yasaklarından kaçan
Zahire: Parlak yıldız
Zaide: Artan, çoğalan
Zaime: kefil, Prenses, şah
Zakire: Zikreden
Zambak: Güzel iri çiçekli bir süs bitkisi
Zarafet: İncelik, güzellik
Zarafet: İncelik, güzellik, zariflik
Zarife: İnce, hoş tavırlı, bu tavırlarıyla hoşa giden
Zatinur: Aydınlık, nurlu kişi
Zayiçe: Yıldızların belli zamandaki yerlerini gösteren cetvel
Zebercet: Zümrütten daha açık yeşil olan, zümrüt kadar değerli olmayan bir süs taşı
Zehra: Çok beyaz, parlak yüzlü
Zehrevan: Kur’an’daki sure-i Bakara ile Sure-i Al-i İmran
Zekavet: Zeka, zeki-lik
Zekire: Belleği güçlü olan, unutmayan
Zekiye: Zeka sahibi, kavrayışlı
Zelal: Berrak anlamında kullanılmaktadır
Zelem: Tüyü ve demir ucu bulunmayan küçük bir ok çeşididir
Zeliha: Züleyha, su perisi
Zemherir: Gündönümünden sonraki şiddetli soğuklar, kara kış
Zenan: Kadınlar
Zennişan: Ünlü, tanınmış kadın
Zennur: Zinnur, nurlu, ışıklı
Zerak: Mavi, gök renkli
Zerare: Saçıntı, saçılan şey
Zerda: Anlamı ve kökeni konusunda bilgi sahibi olan ziyaretçilerimiz bize yardımcı olabilirler
Zerefşan: Altın saçan, altın saçıcı. Altın kakmalı. Bir lale türü
Zeren: Anlayışlı, zeki
Zergun: Altın renkli, altın gibi san olan
Zergül: Altın gibi değerli gül
Zeria: Vesile, bahane, fırsat
Zerin: Altından olan, altın gibi parlak olan, san olan
Zerişte: Altın tel, sırma
Zerka: Gök gözlü. Gök mavisi
Zernigar: Altınla işlenmiş, yaldızlı
Zernişan: Kılıç gibi şeylerin üzerine kakma altınla yapılan işleme, süs
Zerrin: Altından yapılmış, altın renginde, bir cins çiçek, fulya
Zertar: Altın tel, sırma. Güneş ışını
Zerver: Altın yaldızlı olan
Zerya: Okyanus demek
Zevahir: Parlak yıldızlar
Zevkan: Zevk bakımından, zevkçe
Zevra: Dicle nehri. Bağdat şehri.
Zeycan: Candan, cana yakın
Zeynep: Değerli taşlar, mücevherler
Zeyniye: Süsle, bezekle ilgili
Zeyyal: Uzun etekli
Zeyyan: Süsler, pırıltılar
Ziba: Süslü, güzel
Zibaru: Güzel yüzlü, dilber
Zican: Canlı, canayakın, candan
Zihniye: Zihinle, akılla ilgili
Zikra: Anma, hatırlama. İbret, örnek.
Zinde: Diri, yaşayan, canlı
Zinet: Süs, bezek
Zinnur: Nurlu, ışıklı
Zinnure: Nurlu, ışıklı, aydınlık
Zirve: Doruk, tepe noktası
Zişan: Şanlı, şerefli, bir tür lale
Ziver: Süs, bezek
Ziynet: Süs, bezek
Zöhre: Mitolojide, şehvet, müzik ve aşkı temsil eden ve divan edebiyatımızda zühre olarak adlandırılan bir yıldız
Zuhal: Satürn
Zuhur: Görünme, meydana çıkma, baş gösterme
Zübeyde: Öz, asıl
Zühdiye: Her türlü zevke karşı koyarak kendini ibadete veren
Zühra: Cennette bir çiçek
Zühre: Çoban yıldızı
Zülal: Hafif soğuk, tatlı su
Züleyha: Su perisi, hz. yusuf’un karısı
Zülfa: Yakınlık, yaklaşma
Zülfiyar: Sevgilinin zülüflü saçı
Zülfiye: Saçları çok güzel olan
Zülfizar: Ağlayan, inleyen saç
Zülüf: Saçın adrift halinden, atraktif bir görüntü sağlamak amacıyla, ayrıca üzerine yoğunlaşılan, ayrı bir görüntüyle salınan saç parçası, bölümü
Zümra: Güzel, iyi ahlaklı, zeki, bilgili kadın
Zümrüt: Yeşil renkli, kıymetli taş
Zürare: Saçıntı, saçılan şey