Doğumda Rahat Hissetmek için Yapılması Gerekenler
  1. Doğum için bir hastane seçin:Doğumdan önce, doğum yapacağınız hastaneyi ziyaret etmek önemlidir. Bu sayede doğuma giderken kaygınız daha az olur. Bilmediğimiz yerler, kaygılarımızı artırabilir. Doğum yapacağınız hastanenin yakın olması sizi daha da rahatlatacaktır.
  2. Doğumla ilgili kurslara gidin:Doğumla ilgili kurslara gitmek bir anlamda prova yapmanızı sağlayacaktır. Böylece eğer doğumu zihninizde büyütmüşseniz, endişelerinizi azaltacaktır.
  3. Eşin doğuma katılmasını sağlayın:Günümüzde birçok hastane bu konuda hassas davranmaktadır. Eşinizle bu konuyu konuşun. Eğer kaygınız çoksa; eşinizin yanınızda olması hem orayı daha az yadırgamanıza engel olur, hem de sizi psikolojik açıdan rahat ve güvende hissettirir.
  4. Doğumla ilgili okuyun:Doğumla ilgili yazılan kitaplar okuyun. Birçok kişi bunu internetten araştırıyor, ancak internette doğru bilgiler olduğu gibi, kirli bilgiler de mevcuttur. Bunu unutmayın. Okumak ve bilgilenmek sizi kaygı ve korkularınızdan uzaklaştıracaktır.
  5. Annenizle kendi doğumunuzu konuşun:Anneler, doğum konusunda deneyimlerinden dolayı rahatlatıcıdırlar. Annenizle kendi doğumunuzu konuşarak bilgi alabilirsiniz. Ayrıca sizinle ilgili bilmediğiniz, mutlu anıları öğrenmek sizi iyi hissettirecektir.
  6. Doktorunuzla doğumla ilgili kaygılarınızı paylaşın:Bazı durumlarda Kadın doğum hekimiyle konuşmak için yeterli zaman olmaz. Buna rağmen zaman yaratın ve kaygılarınızı konuşun. Böylece hekimin sizin kaygı düzeyini anlaması daha kolay olur ve sizi rahatlatacak bilgiyi ondan alabilirsiniz. Doğumdan önce soru işaretlerinizi mutlaka azaltın.
  7. Doğumdan sonra kucağınıza alacağınız çocuğun hayalini kurun:Hamilelik süresince; doğum sonrası çocuğunuzla ilk karşılaşma sahnesinin hayalini kurmak, hem hamileliğin hem de doğumun kolay geçmesini sağlar. İmajinasyon çalışması denilen bu hayal kurma çalışması birçok psikolojik sıkıntıda işe yaramaktadır. Doğumda da kuşkusuz işe yarayacaktır.
  8. Gebelikte yoga ve gevşeme egzersizleri yapın:Hamilelik süresince, eğer imkânınız varsa yoga sizi oldukça rahatlatacaktır. Bunun yanı sıra nefes egzersizleri sıkıntılı durumlarla baş etmenizi kolaylaştıracaktır. Ancak bunlara hamileliğin mümkünse erken dönemlerinde başlamalısınız. Böylece bu egzersizleri uygulamanız, deneyiminizin fazla olmasından dolayı daha kolay olacaktır.
  9. Gebeliğin ve doğumun sağlıklı bir süreç olduğunu unutmayın:Günümüzde bilgi arttıkça ne yazık ki korkular da artmıştır. Oysaki ilk çağdan bu yana kadın, doğurur. Bu kadının doğasında olan bir durumdur. Hatta profesyonel yardım almadan doğurur. Siz de farklı değilsiniz. Bu gerçeği gözden kaçırmayın.
  10. Hamilelik döneminde hekiminizle konuşarak, önerdiği egzersizleri yapın:Egzersiz yapmak; doğumda kaslarınızı daha rahat çalıştırdığı gibi, strese karşı dayanıklılığınızı da artıracaktır. Gebelik süresince hekiminizin önerilerini de dikkate alarak, mutlaka egzersiz yapın. Yürüyüş bile, tek başına vücudumuzda olumlu hissettirecek hormonların salgılanmasını artırır.
  11. Sürekli doğum hikâyeleri dinlemeyin:Eğer hassas bir yapıya sahipseniz, etrafınızdaki kişilerden doğum hikâyeleri dinlemeyin. Çünkü kişiler olumlu hikâyeler anlatabileceği gibi olumsuz hikâyeler de anlatabilir. Bunu daha önceden bilme şansınız olmayabilir. Karşı taraf iyi niyetli olsa dahi, sizin hassasiyetinizden dolayı keyfiniz kaçabilir.
  12. Doğum öncesi güncel yaşantınıza devam edin:Hayatınızın normalini bozmayın. Doktorunuz bir öneride bulunmamışsa, normal yaşantınızı doğuma kadar devam ettirin. Kendinizi aşırı sakınmaya kalkarsanız, doğal bir durum olan doğum; sizin zihninizde giderek daha büyüyecektir. Yaşam alışkanlıklarınızı doğum boyunca devam ettirin. Tabi ki alkol sigara gibi alışkanlıklar hariç.
  13. Doğumdan önce maddi konularda eşinizle konuşun:Doğumdan önce, hem hastane masrafları hem de bir süre çalışmayacağınız için birikimlerinizi eşinizle gerçekçi bir şekilde değerlendirin. Masraflar konusunda hekiminizden ve hastaneden bilgi alın. Doğum sürecinde bir de bunları düşünmek durumunda kalmayın.
  14. Tokofobi (doğum yapma korkusu) varsa, ihmal etmeyin:Tokofobi(doğum yapmaktan korkma) esasen her 9-10 kadından birinde görülebilmektedir. Kişi doğum yapmakla ilgili aşırı kaygı duyar. Tedavi edilebilir bir durumdur. Tedavide psikoterapi ve hipnoz kullanılmaktadır. Böyle bir durumunuz varsa mutlaka bir psikiyatriste/psikoloğa başvurun.
  15. Psikolojik ya da psikiyatrik bir sorununuz varsa, bu durumu kadın doğum hekiminizle paylaşın:Eğer psikiyatrik bir sorununuz varsa ya da daha önce geçirdiğiniz bir rahatsızlığınız varsa hamilelik döneminde mutlaka psikiyatrist psikologdan yardım alın. Doğum öncesi sorun daha fazla artabilir. Riske girmeyin.”

Related posts

Hoşgeldin Bebek

Hoşgeldin Bebek

Hoşgeldin bebek ziyaretlerimiz aralıkda da tüm hızıyla devam etmektedir.İlçemizde hayata gözlerini açan yavrularımıza Pendik Belediyesi...

Popülizmin Kıskacında Kadın!

Popülizmin Kıskacında Kadın!

“Kadının üç mühim vazifesi; nesli temin, evladı talim, aileyi tanzim” demiş büyüklerden biri.

Sırf bu pencereden baktığımızda bile yürümemiz gereken yolu bütün netliğiyle görebiliriz.Kendisine “annelik tacı” verilen kadın sahip olduğu değerin farkında olsa…Sorumluluğu bir o kadar ağır olmakla birlikte ; kendisine verilen bu enstrümanın varlığı ile bir toplumu yeniden yapılandırabileceğinin bilincinde olsa…

Modern zamanın kızları bir üniversite bitirip ardından iş hayatının kariyer basamaklarını birer ikişer çıkma hayalinde.Bu esnada evlenip çocuk sahibi olunmuşsa bile,mesaiden arta kalan zamanlara iliştiriliverilmekte annelik….Üstelik işyerinin bütün yorgunluğu ile eve dönüldüğünde evde yapılması gereken bir yığın iş de onu beklemekte..

Peki bu durumda ne yapılması lazım?Kızlar üniversite okumamalı mı?

Elbette okumalı.Hatta fıtratlarına uygun bir meslek sahibi de olmalı.Ancak “annelik payesi” ni ve bir yuvayı tanzim etme görevini toplumun ve nefsinin statü hırsına kurban vermeden…. Maalesef çalışma hayatını düzenleyen mevcut politikalar,ailesini ve evladını önplanda tutan, bununla birlikte çalışma hayatında da varolmak isteyen kadınların ihtiyacına cevap vermemekte.Hatta kadın yuvadan uzaklaşmaya teşvik edilmekte.

Oysaki suç oranlarının azaldığı,saygı ve ahlaki değerlerin ön planda tutulduğu kaliteli bir toplum ancak bu değerleri içselleştirmiş bireylerin varlığı ile mümkündür.Bu değerler de ilkin ,insanın dünyaya gözlerini açtığı aile ortamında kazanılır.Psikolog Doğan Cüceloğlu “Bir insanın ana vatanı çocukluğudur” der.Çocukluğunda ruhuna ekilen tohumların zamanı gelince filizlenmesi,neşv ü nema bulması ile yetişir insan.Bunun için ilk muhatabı olan annesinin önce kendini yetiştirmiş sonra da evladının yetişmesi için çaba sarfetmiş olması gerekmektedir.

İşin uzmanları insan karakterinin büyük oranda 0-3 yaş aralığında şekillendiğini söyler.Sevgiye doymuş, kendi sınırlarını sahiplenirken başkalarının sınırlarına saygı göstermeyi bilen bireylerin varlığı; onları yetiştirecek ilimle mücehhez,ruhen olgun annelerin varlığı ile mümkün olacaktır.Evladını ; toprakta son bulmayan ebedi bir hayata hazırlayabilme bilgi ve donanımına sahip olması gerekmektedir.O anne ki ; erdemli bir hayat yaşamanın en büyük sorumluluk olduğunu nakşedebilmeli yavrusunun gönlüne.Tıpkı AbdulKadir Geylani hazretlerinin annesi gibi ,her ne şart altında olursa olsun,doğruluktan ve dürüstlükten milim şaşmamayı yerleştirebilmeli göz bebeğinin kalbine.

Aslında evlat bir annenin en güzel bağıdır Rabbine. Çünkü yaradan onun rahminde can vermiştir.Ve hakkıyla yetiştirebilirse emanetini, kapanmayan bir salih amel defteri,cennet vesilesi olacaktır.Kadınlarımızın bu şuuru kuşanmasına ihtiyacına var dünyanın.

Yorum Yaz