Travma Yaşayan Çocuklarda Ruh Sağlığı

Çocukluk dönemi travmatik olaylara sık maruz kalınan bir dönemdir. Yaşam boyu travmaların %25’inin çocukluk yıllarında görüldüğü saptanmaktadır. Çocukluk çağında yaşanan travmaların riskli olduğu ve yaşadıkları travmalarda baş edilemez etkilerinin yetişkinlik dönemine kadar süren ve yetişkinin ruhsal dünyasını olumsuz etkileyen sorunlara sebep olabiliyor.
Bazı araştırmalar birçok aile yaşanan travmatik olaylardan sonra çocuklarda görülen Travma Sonrası Stres Bozukluğunun (TSSB) uzun süreli belirtilerini tanıyamıyor.

Bebekler ve küçük çocuklarda yaşanılan istismar veya travmatik yaşam olaylarına maruz kaldıklarında gelişimsel problemler ve gelişimsel gerilik gösterirler. Bu durum da aileyi sorunu farklı alanlarda aramaya itebilir ve asıl sorunu gözardı edebilir.

Çocuklarda yaşanan ruhsal travmaya sebep olabilecek yaşam olaylarının bazıları; okullarda yaşanan şiddet olayları, istismar (fiziksel ve cinsel), aile içi şiddet olayları, trafik kazaları, akran zorbalığı, doğal afetler en çok rastlanan olaylarıdır. Çocuklukta yaşanan bu durumlarla baş etmek, olaylarla mücadele etmek ve bu olayları yorumlamak genellikle zordur. Çocuklar bu yaşadıkları olayları algılama ve yorumlama şekli değişkenlik gösterir. Bu çocuğun yaşına, gelişimsel özelliklerine, olayın şiddetine ve türüne, cinsiyetine, kültürel altyapısına, aile öyküsüne bağlı bir durumdur. Örneğin; babanın anneye uyguladığı fiziksel şiddetetine şahid olan veya geçirdikleri trafik kazasının algınması ve yorumlanması 2 yaşındaki çocuk ile 12 yaşındaki çocuk için çok farklıdır. Çocukların göstereceği stres reaksiyonları da farklılık gösterecektir. Dolayısıyla bu reaksiyonları tespit etmek ve gerekirse destek almak bu sorunun yetişkinliğe kadar uzanması ve yetişkinin hayatını olumsuz etkilememesi için dikkate alınması gereken bir durumdur.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) kişinin yaşamını ve fiziksel bütünlüğünü tehdit eden bir travmanın yaşaması ya da buna tanık olması sonucunda gelişen bilişsel, duygusal, davranışsal ve sosyal bozuklukları içeren belirtiler göstermektedirler. Her yaş grubunun gösterdiği bu belirtiler farklıdır. Bazı bebeklerde ve çocuklarda gelişimsel geriliğe sebep olurken bazılarında ise düzenleme sorunları olarak adlandırılabilecek sorunlar yaşamaktadırlar.

Bunlar:

  • Duyguları düzenlemede bozukluklar
  • Bağlanma örüntülerinde bozulma
  • Davranışsal regresyon
  • Özerk uğraşlarda kayıplar
  • Kendisine ve başkalarına yönelik agresif davranışlar
  • Gelişimsel görevleri yerine getirmede başarısızlık
  • Uyku, beslenme ve öz bakım alanlarında bedensel kontrolde kayıp
  • Algılamada değişimler
  • Çoğul somatik şikayetler
  • Kendini suçlama
  • Yetersizlik duygusu
  • Tehlike duyarlılığında azalma
  • Travmayı hatırlatan uyarıcılardan korkma
  • Çocuğun tipik özelliklerinden uzaklaşması
  • İstismar veya travmayı taklit eden davranışlar
  • İlgi çekme davranışları (olumlu ya da olumsuz)
  • Özgüven kaybı
  • Olayı rüyalarda tekrar yaşama

Bu bulgular üç aydan az sürerse akut, daha uzun sürerse kronik, stres etkeninden en az altı ay sonra başlamışsa gecikmiş Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) olarak tanımlanır.

Olayın hemen ardından çocukla birlikteyseniz;

  • Olay gerçekleştikten hemen sonra ona kendisini güvende hissettirin. Sakinleştirerek yanında olduğunuzu hissettirin.
  • Ailesi ulaşılabilir ise ailesini arayın. Birlikte olmalarını sağlayın. Olayların hemen arkasından çocuğun aradığı en temel şey güven duygusudur. Yaşanılan bu krizde çocukların en çok ihtiyaç duydukları şey anne babanın yardımıdır. Eğer çocuk anne babasının paniğini ve çaresizliğini izlerse, olayın izleri daha derinleşir. Çocukların temel güven duygularının gelişmesinde, krizler karşısında anne babanın güvenli davranışlarının olumlu etkisi çoktur. Bu durumda anne baba çocuğun duygularını anlamalı, konuşmalı ve gelecek konusunda kaygılarını azaltarak ona güven vermelidir.
  • Çocuğun zihnindeki belirsizleri gidermek için anne babanın vereceği yaşına uygun olmalıdır. Olay hakkında kısa ve net bilgiler verilmelidir. Her şeyin düzeleceği belirtilmelidir.
  • Olay hakkında sessiz kalmak çocuğun zihninde farklı senaryolar üretmesine neden olabilir.
  • Çocuk duygularını ifade ederken “ağlama”, “sakın üzülme” “güçlü ol” gibi çocuğun duygularını anlatmasına fırsat vermeyen ifadeler kullanmak yerine “evet, çok üzüldüğünü biliyorum” gibi ifadeler kullanın. Bu şekilde konuşmak empati oluşturur ve kendisini ifade etmesine yardımcı olur.
  • Her çocuk farklıdır. Olaylar karşısındaki tepkisiz kalabilir. Çocuk etkilenmemiş gibi görünebilir. Bu durumlarda oyunlarına, anlattıklarına, çizimlerine dikkat edilmelidir. Çocuklar duygularını oyun oynayarak ya da resim yaparak ifade edebilir.
  • Okula giden bir çocuk ise okul öğretmeni ile yaşadığı durum hakkında konuşup bilgi verilmelidir.
  • TSSB olan çocuklarda en temel problem kendisini güvende hissetmemesidir. Güvenin tekrar oluşması için önce bedensel kontrol sağlanmalıdır. Sonrasında ise çevrenin kontrolüne odaklanmak gerekir. Çevreye destekleyici kişiler dahil edilebilir.
  • Cinsel ve fiziksel istismara uğrayan çocuklarda dokunma konusunda problem yaşayabilir. Bu durumda çevresindeki kişilerin, doktorların, hemşirelerin dokunmadan önce izin almaları gerekebilir. Bu çocuklar genelde uygun sınırlar koyamayabilir ya da dokunma onları ürkütebilir.

Travma sonrası çocuklarda yaşama karşı isteksizlik hali oluşabilir. Mutlaka bir uzman yardımına başvurulmalıdır.

Psikolog Sema KÖMÜRCÜ

Yorum Yaz