Evlilik Çatışmalarıyla Başa Çıkabilmek İçin Sahip Olunması Gereken Beceriler

Açık İletişim
Çoğunlukla eşler arasında çatışmaya sebep olan veya çatışmaları alevlendiren şey, ağızdan çıkan cümlenin karşıdaki kişi tarafından, söyleyenin niyetinden farklı bir biçimde algılanmasıdır. Bunun pek çok farklı sebebi olabilir. Örneğin çiftler tartışırken aslında birbirlerinin ne dediğini tam olarak dinlemiyor olabilirler. Zihinleri birbirlerinin ne dediğini anlamaya çalışmak yerine, karşısındaki susunca kendisinin ne diyeceğini düşünmekle meşgul olabilir. Tartışma esnasında birbirlerinin fikirlerini çürütmeleri gerektiği ya da her tartışmadan birinin galip çıkması gerektiği ön yargısıyla hareket ediyor olabilirler. Ayrıca kişiler çok yorgun olduklarında, zihinlerini meşgul eden başka bir konu olduğunda veya ruhsal olarak kendilerini çok iyi hissetmedikleri zamanlarda birbirlerini daha fazla yanlış anlayabilmektedirler. Açık iletişimde önemli olan hususlar şunlardır:

• Karşısındakinin zihnini okumaya çalışmadan, fikirlerini ifade edebilmesi için onu can kulağıyla dinlemek
• Tartışma esnasında olumlu tavrını korumak, suçlama ve eleştiriden uzak durmaya çalışmak
•Tartışırken kendisinin ve karşısındakinin beden dilinin farkında olmak (Örneğin dinlerken kollarını kavuşturmak, göz iletişiminden kaçınmak, yüz buruşturmak gibi davranışlar, karşıdaki kişi tarafından anlattıklarının onaylanmadığı şeklinde algılanır.)
•Aynı fikirde olunmasa bile karşısındakinin neden böyle düşünüyor olabileceğini anlamaya çalışmak, konuya bir de onun gözünden bakabilmek
• Aynı fikirde olunmasa bile karşısındakinin fikirleri – ne saygı göstermeye gayret etmek

Negatif Düşünceleri Kontrol Edebilmek
Tartışmalar esnasında eşlerin birbirlerine duygu ve düşüncelerini çekinmeden aktarabilmeleri ve içlerinden geçenleri ifade edebilmeleri oldukça önemlidir. Ancak eşlerin sürekli olarak birbirlerine negatif düşüncelerini ifade etmeleri tartışmaları daha da fazla çözümsüzlüğe sürükleyebilir. Tartışma esnasında eşler esas konudan uzaklaşarak birbirlerinin yetersizliklerine ve zayıf yönlerine odaklanırlarsa tartışma gittikçe daha acı verici ve rahatsız edici bir hâl alır. Bu sebeple eşlerin birbirleri hakkındaki düşüncelerini kontrol etmeyi öğrenmeleri gerekir. Ayrıca düşünceleri olumsuz da olsa en olumlu yoldan ifade etmeyi seçmeleri, ilişkinin sağlığı açısından önemlidir.

>Olaya Karşımızdakinin Gözünden Bakabilmek
Tartışma esnasında taraflardan biri karşısındakinin haksız olduğunu düşünebilir. Ancak yine de mutlaka olaya bir de karşısındakinin gözünden bakmaya ve onun bakış açısını anlamaya çalışması gerekir. Karşısındakinin gözüyle bakmayı denemek, kendini onun yerine koymak kişiye yeni bir ufuk açabilir.

Affedicilik
Her evlilikte, yaşanan çatışmalar dolayısıyla zaman zaman eşler arasında incinmişlik ve kırgınlık duyguları meydana gelebilir. Eşler yorgun, meşgul veya öfkeli olduklarında birbirlerine karşı daha az hoşgörülü davranırlar. Hatta birbirlerini daha az çekici olarak bile algılayabilirler. Aslında tüm bu duygular gelip geçicidir. Eğer eşler duygularının zeminine birbirlerine duydukları bağlılığı yerleştirirlerse bu, ilişkilerini güçlü tutar ve birbirlerini affetmelerini kolaylaştırır. Çatışma durumları anlayış ve affedicilikle çözümlenemediği takdirde, ilişkide karşılıklı sevgi bağının gelişmesi mümkün olamaz. Yaşanan tüm olaylar, zamanla geride kalır. Onları zihinde yaşatarak sürdürmek ise kişinin tercihidir. İlişkinin olumlu yönlerine ve içinde bulunulan ana odaklanmak, her zaman için daha sağlıklı bir yoldur.

Problem Çözme Becerisi
Birbirlerine karşı destekleyici bir tavır sergilemeyen çiftler, problemlerine eleştirel bir tarzda yaklaşır ve “sen ve ben birbirimize karşı” yaklaşımını benimserler. Oysa destekleyici bir ilişki geliştirebilmiş olan çiftler problemlerine “takım ruhu” ile yaklaşırlar. Aslında tüm tartışmalarda her iki tarafın da ortak bir ihtiyacı vardır: karşısındaki kişiye kendisini tam olarak ifade edebildiğini ve karşısındaki tarafından anlaşıldığını hissedebilmek. Burada önemli olan “sen-ben” çekişmesinden vazgeçerek “biz” olabilmeyi başarmak ve tartışmanın sonunda ortak çıkarlara ulaşabilmektir.

Çok Laf Âşık Usandırır
Çoğu zaman tartışmalarda konunun esasından sapmak, lafı fazla uzatarak ana problemden uzaklaşmak, çok fazla fikir aktararak karşıdaki kişinin takip edememesine sebep olmak vb. yollara sapılır. Bunlar çatışmaları çözümleme konusunda hiçbir işe yaramazlar. Aşağıdaki yöntem tartışma esnasında çatışma ihtimalini azaltacak ve problemi çözme olasılığını yükseltecek kısa ve net bir yöntemdir.

Öfkeyle Kalkan Zararla Oturur
Tartışmalara nasıl başlarsak genellikle öyle sonuçlanır. Öfke düzeyi yüksek başlayan tartışmalar daha fazla incinmeyle, daha sakin ve çözüm amacını gözden kaçırmayan tartışmalar daha fazla çözüm şansıyla sonlanır. Öfke her zaman çözümsüzlüğe neden olur. Yapıcı tartışma ise probleme odaklanmayı ve kendini ifade etmeyi kolaylaştırır. Yapıcı bir tartışmanın gelişebilmesi için şunlara dikkat edilmelidir:

• Yüzünüzdeki gülümsemeyi asla bozmayın. Şikâyetinizi kısaca açıklayın. Zira uzun bir şikâyet listesini sıralamak karşınızdakinin dikkatini dağıtacaktır.
• Şikâyetinizi açıklarken asla suçlamada ve eleştiride bulunmayın. Tartışma esnasında suçlama yaptığınız anda karşınızdaki kişi tartışmanın ana konusundan kopar ve kendini savunmaya odaklanır. Suçlamak yerine nasıl hissettiğinizi ve olayı nasıl gördüğünüzü ifade edin.
•Konuşmanıza önce olumlu bir cümleyle başlayın.
• “Sen” diye başlayan cümlelerden ziyade “ben” diye başlayan cümleleri tercih edin. “Sen şöylesin, sen böylesin.” gibi cümleler karşınızdakini savunmaya geçirir ve sizi çatışmaya sürükler. “Şöyle olsaydı mutlu olurdum.” gibi dikkati kendinize ve olaya çeviren cümleleri tercih edin.
• İhtiyacınızın ve isteğinizin ne olduğunu söyleyin. Eşinizin zihninizi okuyarak bunu anlamasını beklemeyin.
• Nezaketinizi asla bozmayın. İncinmişliğinizi ifade ederken daha nazik ve yumuşak cümleleri tercih edin.
• Aranızdaki tansiyonu yükseltmeden tartışmaya gayret edin. Örneğin tansiyonun yükseldiğini hissettiğiniz anda maksatlı olarak sesinizi alçaltın ve daha yavaş konuşmaya başlayın. Bu, karşınızdakinin de temposunu düşürebilir. Çok sert ve haşin tavırlardan kaçınmak da tartışmanın ılımlı bir düzeyde devam etmesini kolaylaştırır.
• Tartıştığınız konunun dışına çıkmamaya özen gösterin.
• Genellikle bireylerin teslim olma duygusundan hoşlanmamaları, uzlaşmayı zorlaştırmaktadır. Her tartışmadan birinizin galip çıkması gerektiği yanılgısına düşüp de tartışmayı gereksiz yere uzatmayın.
• Dinleme becerinizi geliştirin. Karşınızdaki kişinin duygularını ifade edebilmesi için ona zaman tanıyın ve ne söylediğini can kulağıyla dinleyin.
• Affetmeyi ve unutmayı öğrenmeye çalışın. Bu aynı zamanda sizi olgunlaştıracaktır.
•Herhangi bir harekette bulunmadan veya söze başlamadan önce iki kere düşünün. Hareketlerinizin veya sözlerinizin sonuçlarını kestirmeye çalışın.

Eşinizi Değiştirebilir misiniz?
Evliliğinde sorun yaşayan pek çok kişi problemin kaynağının sadece eşi olduğunu düşünür, kendisinin sorundaki payını görmezden gelir. Oysa çift ilişkisi içerisinde bireylerin kendi zayıflıkları ve zaafları hakkında da düşünmeleri gerekir. Kişinin, eşinin değiştiremediği davranışları karşısında kendi verdiği tepkileri değiştirmesi son derece işe yarar sonuçlar doğurabilir. Eşlerden birinin diğerini değişime yönlendirebilmesi öncelikle onu anlayıp kabul etmesini gerektirir. Ayrıca kişi eşinin hoşlanmadığı tüm davranışlarını değiştirmesinin mümkün olmadığını da kabullenmelidir. Bunun yerine değiştirebildiklerini olumlu bir gösterge olarak kabul edip dirençli olduğu noktaları olduğu gibi kabul etmeli, evliliğin olumlu yönlerine odaklanmalıdır. Eşlerin birbirlerinin cinsiyetlerinden, aile yapılarından, etnik veya kültürel kökenlerinden, eğitim düzeylerinden, inanç ve değerlerinden kaynaklanan farklılıklarına saygı göstermeyi öğrenmeleri aralarındaki sevgiyi besler. Tartışmalar esnasında ise aynı olaya her iki tarafın da kendi pencerelerinden bakmaları, birbirlerini anlamalarını zorlaştırır. Eşlerin tartışmalar esnasında olaylara, problemleri çözmek niyetiyle birbirlerinin penceresinden bakmayı öğrenmeleri, aralarındaki çatışmaların büyümeden çözümlenmesine yardımcı olacaktır.

Çalışan Kadın Olmak
Günümüzde eskiye oranla çok daha fazla sayıda kadın çalışma hayatına atılmaktadır. Kadınlar ev ve iş sorumluluklarını birlikte yüklendiklerinde kendilerini daha fazla stresli hissedebilirler. Bu stres de evlilik ilişkilerine olumsuz olarak yansır. Eğer çalışan bir kadın iseniz:

• Kendinize etkili bir zaman planı oluşturmaya çalışın. Hangi işleri hangi günlerde yapacağınızı belirleyin. Örneğin çamaşır pazartesi gecesi, yemek pazar akşamı gibi.
• Gün içerisinde yapmak zorunda olduğunuz işlerle ilgili saat ve süre belirleyin. Bu plana uymaya çalışın. Örneğin yemeği hazırlama saat 18.00–19.00 arası gibi.
• Hissettiğiniz stresi eşinizle konuşun. Ebeveynlik ve ev işlerinin paylaşımı konusunda ne gibi yardımları olabileceğini net bir şekilde ifade etmesini ve bu konuda çaba göstermesini isteyin. Her ikiniz de evlilik mutluluğunu arttırmaya ve birbirinize ayırdığınız zamanı çoğaltmaya odaklanın.
• Strese nasıl bir tepki verdiğiniz konusunda kendinizi keşfetmeye çalışın. Tepkilerinizi kontrol altına alma konusunu düşünün.