Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar

Bel Soğukluğu (Gonore)
Erkeklerde penis içindeki idrar yolunda, kadınlarda rahim girişinde akut ,her iki cinste iç cinsel organlarda kronik iltihaplara sebep olan bir hastalıktır. Etkeni Neisseria gonorrhoeae denen bir bakteridir.

Belirti ve Bulgular
Gonore, bakteri ile enfekte olan bir kişiyle korunmasız cinsel ilişkiye girilmesi sonucu bulaşmaktadır. Aynı etken, enfekte annelerin doğum kanalından geçerken bebeklere de bulaşıp, gözde enfeksiyonlara neden olabilmektedir.
Enfekte olan erkeklerin bazılarında enfeksiyon belirtisiz seyretmekle birlikte, genellikle etkenle karşılaştıktan 3-6 gün sonra üretrit belirtileri ortaya çıkar.
Bunlar, idrar yaparken yanma, normalden daha sık idrara gitme ve penisten iltihaplı akıntı gelmesi şeklinde sıralanabilir.
Enfekte kadınların çoğunda enfeksiyon tamamen belirtisizdir. Semptomatik olanlarda en önemli belirti, rahim ağzından gelen yeşilimsi sarı renkte bir akıntı ve rahim ağzının görünümüdür. Bu enfeksiyonun en tehlikeli yönü, enfeksiyonun rahme ve tüplere yayılmasıdır. Pelvik enfeksiyona neden olan bu durum, şiddetli ateş, karın ağrısı, infertilite(kısırlık) ve hatta ölüme sebebiyet verebilmektedir.
Yeni doğan bebekler, enfekte annenin doğum kanalından geçerlerken enfekte olabilirler ve bebeklerde gözde enfeksiyon (inklüzyon konjunktiviti) gelişebilir. Bu durum eğer tedavi edilmezse, körlüğe sebep olabilir.

Tanı
Kesin tanı, enfeksiyon bölgesinden alınan örnekten, bakterinin izole edilmesi ile olasıdır. Ayrıca akıntının mikroskobik incelemesinde, bakterinin görülmesi ile de tanı konulabilir.

Tedavi
Yetersiz ve uygun olmayan tedavi, hastalığın kronikleşmesine yol açabileceğinden tedaviye gecikmeden başlanmalıdır. Antibiyotik tedavisi gerekir. Tedavi doktor kontrolünde olmalıdır.

Önleme
Tedavi sırasında cinsel ilişkiden kaçınmak veya cinsel ilişki süresince doğru bir şekilde kondom kullanmak bu hastalıktan sakınmanın en emin yoludur.

Sifiliz (Frengi)
Etkeni Treponema pallidum adlı bir bakteridir. Günümüzde bu enfeksiyonun sıklığı, tüm dünyada giderek artmakta, her 100,000 kişiden 20’si enfekte olmaktadır. Sıklığı özellikle büyük şehirlerde yüksektir.

Belirti ve Bulgular
Sifiliz üç evreli bir hastalıktır. İlk evrede, cinsel organlarda ve çevresinde veya vücudun herhangi bir başka bölgesi genellikle tek, bazen de birden fazla sayıda ağrısız deri ülseri oluşmaktadır. Bu ülser ağrısız olduğu için bazen fark edilmeyebilir ve birkaç haftada kendiliğinden iyileşir.
Bunun ardından hasta, ikinci evreye girer. İkinci evrede bakteri vücuda yayılım gösterir ve doku ve organlara yerleşir. Yüksek ateş, boğaz ağrısı, lenf bezlerinde şişlik ağrı ve halsizlik, bu evrenin başlangıcında görülebilen belirti ve bulgulardır.
Bu evrede en sık tutulan bölge deri ve mukozalardır. Avuç içleri ve ayak tabanları da dahil olmak üzere tüm vücudu kaplayan pembe renkteki deri döküntüsü sifiliz için tipiktir. Bu dönemde böbrek, karaciğer, santral sinir sistemi, kemik ve kıkırdaklar da tutulabilir.
İkinci evreden sonra hasta, yıllar süren sessiz döneme girer. Bu dönemde hiçbir belirti ve bulgu yoktur; sadece laboratuvar testleri olumludur. Sifiliz uzun yıllar (bazen 15 yıl) boyunca sessiz (gizli) kaldıktan sonra, hasta üçüncü evreye girer. Son dönemde kalp damar sistemi ve sinir sisteminde ciddi hastalık tabloları ortaya çıkar. Bu dönemde deri ve kemik başta olmak üzere, birçok organda “gom” adı verilen şişkinlikler de ortaya çıkar. Birçok cinsel yolla bulaşan enfeksiyonda olduğu gibi, sifilizde de enfeksiyonun anneden bebeğe bulaşması söz konusudur. Ancak bu bulaşma, doğum sırasında değil bebek anne karnında iken gerçekleşmektedir. Konjenital sifiliz adı verilen bu durum, bebeğin daha doğmadan ölümüne sebep olabileceği gibi, hayatta kalan bebeklerin gözlerinde, dişlerinde, kemiklerinde, akciğerinde, salgı bezlerinde, karaciğerlerinde ve beyinlerinde birtakım hastalıklara da yol açabilir.

Tanı
Günümüzde tanı, serolojik temele dayanan laboratuvar testleri ile koyulmaktadır. Gebe kadınlarda bu testlerin rutin olarak yapılmasında yarar vardır. Ayrıca ülkemizde, evlilik öncesinde de sifiliz testleri yapılmaktadır.

Tedavi
Antibiyotik (Penisilin) tedavisi bu hastalığın her evresinde başvurulan ilk seçenektir ve genellikle hastalığı başarıyla tedavi etmektedir. Tedaviden sonra hasta, laboratuar testleri negatifleşinceye dek, 3-6 aylık aralıklarla izlenmelidir. Testlerin negatifleşmesi bazen uzun zaman (birkaç yıl) alabileceğinden, bu konuda sabırlı olmak gerekir.

Önleme
Tedavi süresince cinsel ilişkiden kaçınmak veya cinsel ilişki süresince doğru bir şekilde kondom kullanmak bu hastalıktan sakınmanın en emin yoludur. Ancak, sifilizdeki enfektif lezyonlarla doğrudan temas eden kişi de enfekte olabileceğinden, kondom kullanımı her zaman koruyucu olmayabilir.

Genital Herpes (Genital Uçuk)
Etkeni herpes simpleks denen bir virüsüdür. Erkek ve kadında cinsel organlarda görülen bir enfeksiyondur. Bazen anüs çevresi ve kalçalarda da yerleşebilir. Bazen tamamen belirtisiz seyredebilir. Belirtili olgularda hastalık, temastan 2-20 gün sonra ortaya çıkar.

Belirti ve Bulgular
Hastalığın ilk belirtisi genellikle herpesin çıkacağı bölgede karıncalanma, kaşınma veya yanma hissidir. Daha sonra o bölge kızarır ve üzerinde çok sayıda vezikül denen içi su dolu kabarcık ortaya çıkar. Veziküller hızla açılır ve ülserlere dönüşürler. Ülserler birbirleriyle birleşme eğiliminde ve çok ağrılıdırlar. Ayrıca hastalarda, ateş, halsizlik, kas ağrısı ve kasık lenf bezlerinde şişlik ve ağrı gibi belirtiler de görülebilir. Ülserler 5-10 gün içinde kabuklanarak iyileşir.

Herpes virüsünün en önemli özelliği, ilk enfeksiyondan sonra sinir düğümlerin de sessiz kalıp, zaman zaman yeniden aynı vücut bölgesinde tekrar ortaya çıkmasıdır. Hastalığın ne sıklıkta tekrarlayacağı, kişiye göre değişkenlik gösterir (bazen her ay, bazen yılda birkaç kez, bazen de birkaç yılda bir kez gibi). Genital herpes, hastalıklı kişilerde bulunan yaralar ile doğrudan temas ve cinsel ilişki sonucunda ve doğum sırasında anneden bebeğe bulaşabilir.

Tanı
Hastalığın tanısı laboratuar testleriyle konulabildiği gibi, genellikle klinik görünüme bakılarak ta konulur.

Tedavi
Kesin tedavisi yoktur. Akut dönemde ağızdan alınan virüse etkili ilaçlarla belirtilerin daha çabuk iyileşmesi ve bulaştırıcılığın daha kısa sürmesi sağlanabilir. Lezyonları çok sık tekrarlayan kişiler için, birkaç yıl sürekli ilaç kullanmayı gerektiren baskılayıcı tedaviler uygulanabilir.

Genital Siğil
Bu hastalığın etkeni İnsan Papilloma Virüsüdür. Virüsün bulaşma yolları arasında doğrudan temas, cinsel ilişki önem taşır; ayrıca doğum sırasında anneden bebeğe de geçebilir.

Belirti ve Bulgular
Virüs erkekte penis üzerine, kadında ise dış genital organlara ve rahim ağzına yerleşir. İlk olarak deriden kabarık, ağrısız sınırları belirgin, kabarık, 1 cm’den küçük çaplı lezyonlar şeklinde ortaya çıkar. Bunlar, uzun yıllar boyunca kalıcı olabilir ve zaman içinde karnabahar görünümünü alabilirler.

Dış genital organlarda ortaya çıkan siğillerin bulaşıcılık ve estetik görünüm dışında bir zararı olmamakla birlikte, rahim ağzına yerleşen virüs, rahim ağzı kanserine neden olması açısından önem taşır. Rahim ağzı kanserlerinin %80-95’inin bu virüs ile ilişkili olduğu belirtilmektedir.

Tanı
Tanı siğillerin, görünüme bakılarak konulur. Virüsü pozitif olan kadınlarda klinik tabloda dikkate alınarak 6 ayda bir rahim ağzı kanseri açısından incelenmelidir.

Tedavi
Hastalığın etkin bir tedavi yöntemi yoktur. Dondurma veya yakma denilen işlemler ile siğiller ortadan kaldırılsa bile sonuçlar pek yüz güldürücü değildir; hastalık tekrarlayabilir. Genital siğilin etkili bir tedavisi olmamasına rağmen, klinik görünümle kolaylıkla tanınması bu hastalığa sahip kişilerin CYBE açısından ve kondom kullanımı açısından bilgilendirmelerini gerektirmektedir.

Trikomonas Enfeksiyonu
Trikomonas enfeksiyonunun etkeni tek hücreli bir parazit olan Trichomonas vaginalis’tir.

Belirti ve Bulgular
Trikomonas enfeksiyonu, özellikle erkeklerde çoğu kez belirtisiz seyretmekle birlikte, kadınlarda vajinit(vajinada iltihabı), erkeklerde de daha nadir olmak üzere üretrit etkenidir. Kadınlarda vajinitin en önemli özelliği, sarı-yeşil renkte, bol miktarda ve köpüklü akıntı ile seyretmesidir.

Semptomatik hastalarda kadın genital organlarında kaşıntı da olabilir. Parazit erkeklerde de enfeksiyona neden olabildiğinden, tedavi edilmemiş cinsel eşleriyle birlikte olan kadınlarda yeniden ortaya çıkmaktadır.

Tanı
Tanı, akıntının mikroskobik incelenmesiyle konulur.

Tedavi
Bu enfeksiyon, etkeni bir bakteri olmamasına karşın antibiyotikle tedavi edilebilmektedir. İyileşme oranı %95 olup, yeniden bulaşma veya enfeksiyonu önlemek için cinsel eşlerin de eşzamanlı olarak tedavi edilmesi gereklidir.

Önleme
Cinsel ilişkiden kaçınma veya uygun ve doğru bir şekilde kondom kullanılması, söz konusu parazitin bir kişiden diğerine geçmesini engelleyecektir.

Klamidya
Klamidya enfeksiyonunun etkeni, Chlamydia trachomatis’in adı verilen bakteridir. Son yıllarda tüm dünyada en sık rastlanan CYBE haline gelmiştir.

Belirti ve Bulgular
Klamidya hem erkek hem de kadında semptom vermeden enfeksiyonlara yol açabilir. Kadında rahim ağzından gelen kirli beyaz renkte ve bazen kokulu da olabilen bir akıntı söz konusudur. Kadınlar için tehlikeli bir enfeksiyondur; çünkü, aylar boyunca sessiz bir şekilde ilerleme gösterir ve kısırlık, kronik ağrı, ve hatta ölüme yol açabilen pelvik enfeksiyona kadar ilerleyebilir. Normal doğum yapan enfekte kadınlardan doğan bebeklerin yarısında, doğum kanalından geçerken enfekte olmaları ile doğumdan yaklaşık bir hafta sonra, bakterinin bulaşmasına bağlı bebeğin gözünde enfeksiyon gelişir. Klinik açıdan hastalardaki ensık belirtiler, üretral akıntı, sık idrar yapma ve dizüridir.

Tanı
Hastalığın tanısı laboratuar testleriyle konulabilir. Ancak bu testler pahalı ve ileri laboratuvar olanakları gerektirdiği için tanı genellikle klinik görünüme ve akıntı örneğinin mikroskobik incelenmesiyle konulur.

Tedavi
Klamidya enfeksiyonlarında antibiyotik tedavisi kullanılır.

Önleme
Tedavi sırasında cinsel ilişkiden kaçınmak veya cinsel ilişki süresince doğru bir şekilde kondom kullanmak bakterinin kişiden kişiye bulaşmasını engelleyecektir.

HIV Enfeksiyonu
HIV retrovirüs adıyla bilinen virüs grubunda yer alır. HIV’in son derece ciddi bir enfeksiyon olmasının nedenlerinden biri, bağışıklık sisteminin enfeksiyonlar ve hastalıklarla savaşan hücrelerine saldırması ve onları yok etmesidir. Sonuç olarak HIV bağışıklık hücrelerini yok eder. HIV dönüşme (kendini değiştirme) yeteneğine sahiptir; bu özellik, araştırmacıların etkin tedavi ya da aşı bulmalarını güçleştirmektedir..

HIV kişiye bulaştığı anda bağışıklık sistemine zarar vermeye başlar. Virüs, enfekte olan kişinin bağışıklık sistemini, uzun yıllar içinde yavaş yavaş (10 yıl ya da önceden sağlıklı olan yetişkinlerde daha uzun süre) yıkarak, hastalıklarla savaşamayacak kadar zayıf düşürür. Kişi, HIV ile enfekte olduğu halde bunu bilmeyebilir, zira HIV’e bağlı belirti veya hastalıklar, bulaşmayı izleyen uzun yıllar boyunca ortaya çıkmayabilir. Çoğu insan, HIV ile enfekte olduktan sonra, uzun yıllar boyunca sağlıklı ve üretken bir hayat sürebilir. Ancak kişi kendisini iyi hissetse dahi, hastalığı başkalarına bulaştırabilir.

AIDS
AIDS HIV enfeksiyonunun ilerlemiş aşaması, bir başka deyişle, enfeksiyona bağlı bağışıklık sisteminin zayıfladığı son hastalık evresidir. HIV enfeksiyonunun ilerlemesi, bağışıklık sistemini, hastalıklarla yeterince savaşamayacağı noktaya kadar zayıflatır. Kişi, fırsatçı enfeksiyonlar adı verilen bazı enfeksiyonlara ve diğer hastalıklara (kanser gibi) karşı daha duyarlı hale gelir. Sonuçta, bireyde, kilo kaybı, süregen şiddetli ishal, yüksek ateş gibi belirtiler yanısıra tüberküloz, pnömoni ya da kanser gibi hastalıklar gelişebilir. Fırsatçı enfeksiyonların bu adla anılmasının nedeni, normal koşullarda hastalık yapmayacak mikroorganizmaların, bağışıklık sisteminin zayıflamış olmasından yararlanarak, hastalığa neden olmalarıdır. AIDS ile ilişkili diğer hastalıklar arasında ise rahim kanseri, lenf kanseri bulunmaktadır.

HIV enfeksiyonu aşağıdaki yollarla BULAŞIR;
1)Cinsel ilişki
2)Kanla temas
• Kesici delici aletlerle yaralanma (hasta kişinin kanı veya vücut sıvıları ile kirlenmiş iğne, enjektör, bıçak, jilet, dövme ve akupunktur iğneleri, sünnet gereçleri, diş hekimliği gereçleri, ameliyat gereçleri, deri delme gereçleri, vb.)
• Virüs ile enfekte kişinin kanının veya organının, virüs taşımayan kişiye verilmesi/aktarılması
• Virüs ile enfekte kişinin kan veya vücut sıvılarının, zedelenmiş deri ve mukozalara temas etmesi
3) Anneden çocuğa bulaşma
• Gebelik
• Doğum
• Emzirme

HIV aşağıdaki yollarla BULAŞMAZ:
• Normal sosyal ya da gündelik temaslar
• Elbiselerin paylaşılması
• Dokunma
• Yemek ve tabakların paylaşılması
• Öpüşme (derin öpüşmede, az da olsa bulaşma riski vardır)
• Tokalaşma
• Tuvalet oturakları
• Böcek ısırıkları
• Başkalarına masaj yapma
• Cinsel eşi elle cinsel olarak uyarma (ancak kan, meni veya vajinal sıvılar kesik deriyle temas ederlerse risk ortaya çıkabilir)
• Mastürbasyon
• HIV taşıyan insanlarla birlikte yaşama

HIV Enfeksiyonunun Tanısı
Görünüşü ya da hareketlerine bakarak bir insanda HIV veya AIDS olup olmadığını söylemek mümkün değildir. HIV taşıyanlarda yıllar boyunca belirti ya da klinik bulgular ortaya çıkmayabilir ve bu kişiler, virüs ile enfekte olduklarını dahi bilmeyebilirler. Ancak, kişinin HIV durumunu bilmesi, tedavi ve bakım konusunda bilinçli kararlar vermesini, hayatını uzatabilecek tedaviler (tedavilerin uygulandığı ve maddi olarak karşılanabildiği durumlarda) ile danışmanlık ve destek hizmetleri almasını ve enfeksiyonu başkalarına bulaştırmamak için ne yapması gerektiğini öğrenmesini sağlar. Enfeksiyonun erken tanımlanması ve gerekli tedbirlerin alınması, hastaların uzun yıllar boyunca sağlıklı bir yaşam sürmelerini sağlayacak aktif bir yaklaşımdır ve yine bu sayede, gebe ya da emziren kadınlarda, anneden çocuğa geçme riskini azaltacak ve gebe kadınların sağlığını koruyacak önlemler de alınabilir.

HIV’in varlığını anlamak için kan testinin yapılması yeterlidir.

HIV Enfeksiyonunun Bulgu ve Belirtileri
HIV enfeksiyonunun erken ve orta aşamalarında, çoğu insanda hiçbir belirti görülmez. Enfeksiyonun hemen ertesinde bazı insanlarda hafif, geçici nezleyi andırır belirtiler ya da lenf bezlerinde şişlik ve ağrı ortaya çıkabilir. Enfeksiyon ilerledikçe, daha fazla belirti ve güçsüzlük duygusu ortaya çıkmaya başlar. AIDS’in Bulgu ve Belirtileri AIDS HIV enfeksiyonunun ileri aşamasıdır. AIDS hastalarında, HIV enfeksiyonunun yukarıda açıklanan bulgu ve belirtilerine ek olarak, AIDS tanımlayan fırsatçı enfeksiyonlar ve kanserler görülür.

HIV Testleri
Virüsün bulaşmasından, vücudun saptanabilir miktarda antikor ürettiği ana kadar geçen süre pencere dönemi olarak adlandırılır. Pencere dönemi ortalama üç ay sürmekle birlikte, 1-2 hafta kadar kısa veya 6 ay kadar uzun da olabilir. Yani, bazı hastalarda üç aydan çok daha önce antikor saptanabileceği gibi, 6 ay gibi geç bir dönemde de antikorların pozitifleştiği görülebilir. Böyle geç pozitifleşen kişilerde, birey HIV ile enfekte olsa bile, erken dönemde testi pozitif çıkmayabilir. Böyle durumlarda, virüsle karşılaşma olasılığı bulunan tarihin 3 ay sonrasında olacak şekilde test tekrarlanmalıdır.

Tedavi
HIV enfeksiyonu özel bir uzmanlık alanının kapsamında bulunduğundan ve bu tür hastaların tedavi ve izlemi özel işlemler ve deneyim gerektirdiğinden, bu tür hastaların yönetimi pratisyen hekimler tarafından değil, enfeksiyon hastalıkları uzmanları ve gerekli olduğu takdirde, bu uzman ile işbirliği içinde çalışacak, farklı disiplinlerden kişiler tarafından yapılmalıdır.

Önleme
En sık bulaş yolu cinsel temasla olduğu için bu yolla korunma büyük önem taşır. Cinsel aktiviteden tamamen kaçınarak veya sadece enfekte olmayan tek bir cinsel partnerle ilişki sürdürülerek HIV enfeksiyonunun bulaşı önlenebilir.. Cinsel temas sırasında kondom kullanılmasının koruyuculuğu; kondomun lateks olması, doğru ve devamlı kullanılması, yırtık veya delik olmaması kaydı ile ispatlanmıştır.

HIV, virüsü taşıyan anneden çocuğuna, gebelikte, doğum süreci boyunca ve doğum anında ya da emzirirken geçebilir. Önlem alınmadığı takdirde, hastalığı taşıyan annenin çocuğunun da hasta doğma olasılığı yaklaşık %25-%35’dir. Doğum öncesi, doğum eylemi ve doğum, ve doğum sonrası dönemlerde bulaşma riskini azaltmak için çeşitli müdahalelerde bulunulabilir ve önlemler alınabilir. Mutlaka bir sağlık kuruluşu kontrolünde olunmalıdır.Bu tür bir bulaşmayı önlemek için en etkili yol öncelikle kadının enfekte olmasını önlemektir. Ve hamile kalmak istemeyen HIV-pozitif kadınlara aile planlaması hizmeti almasının sağlanmasıdır.

İltihabi Pelvis Hastalığı
Kadınlarda cinsel yolla bulaşan bazı hastalıklar yeterli tedavi edilmediğinde, hastalık bütün kadın iç cinsel organlarına (vajina, rahim, tüpler, yumurtalık) yayılabilir.

İltihabi pelvis hastalığı oluştuktan sonra, bazen belirtisiz seyreder bazen de şiddetli enfeksiyon görülür. Bu hastalık tedavi edilmezse ölümcül olabilir. Kronikleşmiş hastalık, karın alt kısımlarında ağrıya, kısırlığa, cinsel ilişki sırasında ağrıya ve dış gebeliğe neden olabilmektedir. Hastalığın akut alevlenmelerinde en sık belirtiler karın alt bölgesinde ağrı, ateş, vajinadan veya rahim ağzından akıntıdır. Kronikleşme durumunda tedavi kolay değildir. Bu nedenle erken tedavi yapılmalıdır.

Hepatit Virüsleri
Bazı virüsler akut veya kronik karaciğer hastalığına (hepatit) neden olmaktadır. Virüs insana bulaştıktan sonra ya vücut savunma mekanizmalarıyla yok edilir ya da karaciğer iltihabına yol açar. Karaciğer iltihabı akut veya kronik olabilmektedir. Kronikleşme sonunda siroz gelişebilir. Bir kısım hastalarda ise hiçbir belirti olmadan virüs bulunur. Bu kişiler taşıyıcı olarak adlandırılırlar ve hastalığın bulaşmasında önemli rol oynarlar.

Birçok çeşitleri olan hepatit virüslerinin bazı tipleri (hepatit B virüsü) cinsel yolla da bulaşabilmektedir. Ancak bu virüslerin birincil bulaşma yolu cinsel ilişki değildir. Bulaşmanın en sık nedenleri şunlardır:

• Kan ve kan ürünlerinin nakli
• Ortak kullanılan enjektörler
• Hastanelerde virüsle bulaşmış muayene aletleri ve ameliyat malzemeleri
• Diş hekimi aletleri
• Berberlerdeki usturalar ve kan taşları
Hepatit B virüsü için aşı geliştirilmiştir. Risk gruplarında olanların aşılatılması korumayı sağlamaktadır. Sağlık personeli, sık kan nakli gereken hastalar, hepatitli hastaların eş ve çocukları risk grubundadırlar.