Serebral Palsi
Doğum öncesinde, doğum sırasında ve doğum sonrası erken dönemdeki, beyin hasarı sonucu ortaya çıkan, ilerleyici olmayan ancak yaşla birlikte değişebilen, hareketi kısıtlayıcı, kalıcı motor fonksiyon kaybı, postür ve hareket bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. Serebral palside, beyinde oluşan hasar ilerleyici değildir. Serebral Palsi bulaşıcı, kalıtsal ve hayatı tehdit eden bir durum değildir.

Motor geriliğine; duyusal, bilişsel, iletişim, algılama, epilepsi, davranış bozuklukları ve ikincil olarak gelişen kas iskelet sistemi sorunları eşlik eder. Serebral Palsili çocukların büyük bir kısmı zamanla daha iyi duruma gelirken, bir kısmı da gelişebilecek ek sorunlar nedeni ile daha kötü bir tablo sergileyebilir. Oluşacak ek sorunları engellemek ve çocukların yaşam kalitelerini artırmak için, mümkün olan en erken yaşta tedaviye başlamak gerekir.

Yenidoğan Sarılığı
İnsan hayatının ilk 28 günlük sürecine yenidoğan dönemi denir. Zamanında doğan yenidoğan bebeklerin %60’ında; erken doğan bebeklerin ise %80’inde yenidoğan sarılığı görülür. Yenidoğan bebeklerde görülen sarılıkların çoğu fizyolojik sarılıktır; yani belli bir tehlike sınırını aşmaz ve bir iki haftada kendiliğinden geçer.

Yenidoğan Sarılığı Nasıl Oluşur?
Sarılık bilirubin adı verilen, cilde sarı rengi veren bir maddenin kandaki seviyesinin yükselmesi ve deride birikmesi sonucu oluşur. Yenidoğan bebeklerin kırmızı küre hücreleri (alyuvarlar) daha fazla olduğu için onların yıkımı (parçalanması) neticesinde bilirubin maddesi ortaya çıkar. Doğumdan önce bebeğin bilirubinini annenin karaciğeri temizler; doğumdan sonra ise bebeğin karaciğerinin bilirubini temizleyebilecek kapasiteye erişmesi birkaç gün alır; bu arada karaciğer tarafindan yeterince atılamayan bilirubin artarak sarılığa neden olur.

Yenidoğan bebeklerde sarılığın erken tespiti ve takibi oldukça önemlidir çünkü, sarılık çoğunlukla kendiliğinden geçse de, bazı durumlarda bilirubin yüksek seviyelere ulaşıp beyin hasarına neden olabilir. Bu yüzden sarılığı olan yenidoğanların özellikle ilk bir hafta-on gün içindeki doktor takipleri son derece önemlidir. On günden sonra kan beyin bariyeri kapanarak bilirubinin kandan beyne geçmesinin engellendiği kabul edilir.

Anne Sütünün Önemi
Bebeğiniz için yeri doldurulamaz bir doğa harikasıdır. Çünkü; Bebeğin ruh ve vücut sağlığı için en uygun besindir. Her zaman hazır, temiz, uygun ısıdadır, ekonomiktir. Sindirimi en kolay besin maddesidir. Her annenin sütü kendi bebeği için en uygun özelliktedir. Prematüre bebeği olan annenin sütü prematüre bebeğe,1 aylık bebeği olan annenin sütü 1 aylık bebeğe,3 aylık bebeği olan annenin sütü 3 aylık bebeğe göredir. Organ ve sistemlerin gelişmesini düzenleyen büyüme faktörlerini içerdiğinden bebeğin büyümesini ve gelişmesini hızlandırır. Anne sütü bebeğin ilk 6 ayda ihtiyacı olan protein, yağ vb. her türlü besin değerine sahiptir. Bu nedenle D vitamini ve flor dışında hiçbir ek besine, ek sıvıya, vitamine gereksinim duymaz. Aşırı şişmanlama (obesite) riski daha azdır. Annenin ilk gelen sütü (ağız sütü) bebek için çok önemlidir, bebeğin ilk aşısıdır. İçerdiği akyuvarlar ve koruyucu maddeler sayesinde bebeğinizi enfeksiyonlara karşı korur.  Anne sütü, ishale yol açan mikroorganizmaların oluşmasını engeller. Anne sütü ile beslenen bebeklerde kansızlık daha az olur. İleri yaşlarda gelişebilecek hastalıkların olasılığını da azaltır. Örneğin; alerjik hastalıklar, şeker hastalığı, astım, kanser, damar sertliği, diş çürükleri vb. İçerdiği A vitamini ile göz hastalıklarına karşı korur. Anne sütü alan bebeklerde pişik, karın ağrısı ve kabızlık daha az görülür. Ani bebek ölümü riskini ( beşik ölümü ) azaltır. Bebeğiniz için doğal bir sakinleştiricidir. Anne sütüyle beslenen bebekler daha az ağlarlar, daha iyi uyurlar.
Emzirmeyle anne ile bebek arasında var olan duygusal bağ gelişir.
Bebeğinizin zekâ gelişiminin daha iyi olmasını sağlar.

Emzirmenin anneye yararları;
Erken emzirmeyle doğum sonu kanamalar çabuk kesilir, memelerde şişme iltihaplanma olmaz, anne loğusalık dönemini daha rahat / sorunsuz geçirir. Rahmin daha kısa süre de normale dönmesini sağlar. Emmeyle anneden salgılanan hormonlar sayesinde kısa süre de dinlenme ihtiyacını karşılar, huzurlu olur. Emziren annelerde meme, rahim kanserine yakalanma riski daha düşüktür. Doğum sonrasında kemiklerin yeniden mineral kazanmasını sağladığı için, menopoz sonrası kalça kemiği kırığı riskini azaltır.

Bebeklerde Aşının Önemi
Dünyada her yıl ‘aşı ile korunabilir’ hastalıklardan 1 milyon 700 bin kişi hayatını kaybetmektedir. Aşı; özellikle bebek ve çocukları birçok hastalıktan korurken, aşılanmamış çocuklarda hastalık, sakatlık ve ölümler çok sık görülmektedir . Bir yaşın altındaki tüm çocukların aşı ile önlenebilir hastalıklar olan; tüberküloz, difteri, boğmaca, tetanoz, polio, kızamık ve hepatit B ye karşı aşılanması, bebek ve çocuk hastalıkları ve ölümlerinin önlenmesinde en çok maliyet etkili programlardan biridir

Aşılar ve Aşıların Önemi
Bebeklerin enfeksiyonlara karşı en büyük savunması, anne sütü ve aşılardır. Yeni doğmuş bebekler, annelerinden aldıkları antikorlarla hastalıklara karşı korunurlar. Ancak bu korunma, kısa bir süre sonra kaybolur. Diğer yandan, yeni doğanlar boğmaca gibi bazı hastalıklara karşı anneden geçen antikorlara da sahip değildir. Bebekler aşılanmazsa ve hastalığın mikrobu ile karşılaşırsa, vücudu hastalıkla savaşabilecek kadar güçlü olmayabilir. Aşılar bulunmadan önce pek çok bebek, günümüzde aşılarla korunabilen hastalıklar nedeniyle kaybedilmekteydi. Aynı organizmalar günümüzde de vardır, ancak bebekler aşılar sayesinde korunmaktadır.

Doğumsal kalça çıkıklığı nedir?
Doğumsal kalça çıkıklığı yeni adı ile “Gelişimsel kalça displazisi” kalçadaki uyluk kemiğinin yuvarlak olan baş kısmının pelvis kemiğindeki yuvadan dışarı çıkmasına verilen isimdir.

Bebeklerde zamanında fark edilmesi çok önemlidir. Yeni doğan bebeklerde kalça çıkıklığı %0,1 oranındadır. Kız bebeklerde erkeklere oranla 5 kattan biraz daha fazla görülür.

Erken fark edilip tedavi edilmezse kalıcı kalça hasarları ve sakatlıklara yol açabilen ciddi bir sağlık sorunudur.

Doğumsal kalça çıkıklığı nedenleri?
Doğumsal kalça çıkıklığının net bir nedeni yoktur ama bilinen nedenleri şöyle açıklayabiliriz

  • Genetik ve hormonal sebepler
  • Doğumda bebeğin ters gelmesi
  • Doğumdan itibaren bebeğin kundağa sarılması
  • Bebeğin boyu uzasın diye bebeğe yapılan bacağı zorlayıcı hareketler
  • Doğum esnasında ebe ya da doktorun bebeğin kalçasını zorlamasına bağlı travmalar